Haber / Segi / FOTOGASTE

Etiketler

, ,


Foto Gaste


Karma Sergi: Yarın Yapayalnız

Posted: 25 May 2014 07:00 AM PDT

“Duyumsadıklarınızın sözcüklerinizde eriyip gitmesi, sözcüklerin yetersizliğidir.

Dile getirdikleriniz de zaten eriyip gitmiştir.”

bir ilişki içindeki farklı halleri görselleştiren serginin kavramsal çerçevesi, Selim İleri’nin kitabı Yarın Yapayalnız’dan referans alınarak kurgulanıyor. Yazar kitapta edebiyat ve yazma eylemi aracılığıyla belleğin oyunbaz koridorlarında geçmişin izini sürerken, sergide gösterilen eserler de aynı doğrultuda iz bırakmış duygusal durumlara dair bir kapı aralıyor. Kitapta vurgulandığı üzere “duygusal kırıklıklarımızı dil ile tanımlamanın sınırlı kalışı”, Yarın Yapayalnız’da görsel imajların bellekle olan kuvvetli ilişkisinin aracılığıyla izleyiciye geçmişe ait olanları düşünmenin önemini hatırlatıyor.

Mixer Açık Depo yapısı içerisinde, küratörlüğünü Gülben Çapan ve Mehmet Kahraman’ın üstlendiği Yarın Yapayalnız sergisi, kişisel ayrılıklarımız sonrasında ortaya çıkan duygusal durumlarımızı fotoğraf ve resim gibi farklı disiplinlerde çalışan sanatçıların eserleri üzerinden araştırıyor. Sergi Alican Leblebici, Cansu Gürsu, Cem Ersavcı, Dilan Bozyel, Gülşah Bayraktar, Melis Binay, Murat Berköz, Murat Salcı ve Nalan Alaca’nın son dönem çalışmalarını bir araya getiriyor.
Hüzünler, mutluluklar, bakışmalar, gülümseyişler, veda edişler ve ayrılık sözleri gibi
“Tekillik” kavramı üzerinden bireyin yalnızlığını inceleyen Melis Binay, Murat Berköz ve Alican Leblebici’nin yağlıboya portre çalışmaları, ayrılık duygusunun uçsuz bucaksızlığı üzerine düşünen Dilan Bozyel’in ve kişinin yalnızlığını mekânsal terk edilmişlikler üzerinden okuyan Cem Ersavcı’nın fotoğrafları sergide izlenebilecek işler arasında yer alıyor.
 

Hayata Instagramın Gözünden Bakın

Posted: 25 May 2014 06:33 AM PDT

Dijital fotoğraf görüntüleme teknolojisinin son yıllardaki baş döndüren gelişimi ve sosyal paylaşım çılgınlığına retro hava katan Instagram,  Instaglasses ile cool fotoğraflarımızı şık bir gözlükle çekme imkanı sağlıyor. Alman tasarımcı  Markus Gerke tarafından tasarlanan gözlükler ile çevrenizi instagram filtreleriyle görebilir ve çektiğimiz fotoğrafları anında paylaşabilirsiniz. 5 MB kamera ve mikro-bilgisayar entegresine sahip gözlüklerle hayata pembe gözlüklerle değilse bile instagram filtreleriyle bakabiliriz.

Instagram Gözlüğü ‘Instaglasses’ Tanıtım Videosu

 

Sergi:Gazeteci Gözüyle Direniş

Posted: 25 May 2014 06:47 AM PDT

27 Mayıs 2013… Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında Gezi Parkı’ndaki ağaçlar iş makineleriyle devrildi. Sosyal medyada ilk yayılan fotoğraflar ağaçlar arasındaki dozerlere ilişkindi. Birçok kişi bu fotoğrafları paylaştı. Birkaç gün içinde paylaşılacak fotoğrafları henüz kimse tahmin bile edemiyordu…
29 Mayıs 2013… Fotoğrafların değişmeye başladığı tarih… Sabahın erken saatinde ağaçları korumak için parkta kalan çevrecilere polis sert müdahale etti. O gün ve sonrasında gazetelere basılan, sosyal medyada paylaşılan fotoğraflar “inanılmazdı”. Ağaca sarılmış bir genç, alev alev yanan turuncu bir çadır, dozerin önünde duran bir milletvekili, kırmızı elbiseli bir kadına yakın mesafeden sıkılan biber gazı…
Türkiye’de bir dönem tarih sayfalarına işlenirken dünya fotoğrafın gücüne bir kez daha tanıklık ediyordu…
Yüz binlerce insan dışarıdaydı, sokaktaydı. Gençler, orta yaşlılar, kadınlar, erkekler, anneler, sanatçılar, işçiler, eşcinseller… Ve elbette polisler…
Duvarlara, yollara yazılan yazılar, slogan atılırken söylenen şarkılar… Halay, tango, salsa, çiftetelli… Gitar, piyano… Gerçekten “ hayret edilecek” olaylar yaşanıyordu. Ve polisin gece gündüz gösterdiği orantısız şiddete tanık olunuyordu…
İstanbul’da başlayıp Türkiye’ye yayıla eylemler günlerce sürdü. Altı genç yaşamını yitirdi. Binlerce kişi yaralandı. Yüzlerce gözaltı, onlarca tutuklama…
 Ve biz gazeteciler… Elimizde makinelerimizle tarihin her anını görüntülemeye çalıştık. Belki ilk kez bir “iş”te vardiya sistemini uygulamadık. Orada yattık, orada kalktık. Ancak tüm zorluklara rağmen görevimizi yapmaya devam ettik. Kimi zaman eylemcilerin, kimi zaman polisin psikolojik ya da fiziksel şiddetine maruz kaldık. Yaralananlar oldu, yerlerde sürüklenip gözaltına alınanlar oldu. Fakat hiçbir olumsuzluk bizi Türkiye tarihinin bu en önemli anlarını kaydetmekten alıkoyamadı.
 

HABER / 7. FOTOGEN GÖSTERİ GÜNLERİ


7. FOTOGEN GÖSTERİ GÜNLERİ
Her yıl bahar aylarında bir fotoğraf şenliği olarak düzenlenen FOTOGEN Gösteri Günleri’nde bu yıl, FOTOGEN Fotograf Sanatı Derneği üyesi 18 sanatçının 18 gösterisi izleyicilerle buluşuyor.
2 Mayıs Cuma akşamı 19:00’da başlayacak etkinlikler; Nemrut Dağı’ndan, İstanbul’un mavi saatine, Anadolu kadınından, Keçenin öyküsüne kadar çok çeşitli konulardaki gösterilerin ardı ardına izleneceği zengin ve renkli bir program içeriyor.
Etkinlik boyunca, akşam seansındaki gösteriler, ertesi gün 14:30’daki gündüz seanslarında tekrar edilecek ve Gösteri Günleri, 7 Mayıs Çarşamba günü saat 14:30’daki gündüz seansıyla sona erecek.
Gösterilerden önce ve sonra gösteri sahibi sanatçılarla kısa söyleşilerin de yapılacağı etkinlik boyunca, izleyicilerin sanatçılarla fotoğraf ve gösteriler üzerine sohbet etme imkanları da olacak.
2 Mayıs Cuma, 19:00
3 Mayıs Cumartesi, 14:30
Firdevs Sayılan Nemrut Dağı Tanrıları
Neslihan Yazıcılar Yarınlara
Cengiz Sakarya Çocuktum, Ufacıktım
Selahattin Nemlioğlu Bellek ve Ritüel
Özkan Samioğlu Kumüstü Yaşamlar
Atilla Tanyeli Mavi Saatte İstanbul
3 Mayıs Cumartesi, 17:30
6 Mayıs Salı, 14:30
Salih Zeki – Hakan İlban Tanık Olduklarımız
Şakir Kemerli Bir Telaş İstanbul
İhsan Gerçelman Seçkiler
Bülent Yüksel Kültürümüzde Keçe Var
Ali Balkı Sessiz Işık
Sema – Cengiz Karlıova Heraklia
6 Mayıs Salı, 19:00
7 Mayıs Çarşamba, 14:30
Masis Üşenmez Sokağın Ruhu
Tuğba Kırallı Bir Temsilin Hikayesi
Tülin Dizdaroğlu Anadolu Kadını
Öner Mangut İstanbul’un Peri Evleri
Selçuk Özdil Barış İçin Müzik
İbrahim Göksungur Başka Bir Yaşam: Gezi’de 15 Gün

Adres:
AKBANK SANAT
İstiklal Caddesi, Zambak Sokak No:1

Beyoğlu-İSTANBUL

HABER / Fotoğraf Gösterisi


3466150298_eda017c221_o
 

  

 

“DİREN GEZİ PARKI,  GELİYORUM!”

Fotoğraf Gösterisi

İFSAK Üyeleri’nin hazırladığı ve Seçiciliğini Ali Öz’ün gerçekleştirdiği  “Diren Gezi Parkı,Geliyorum!” adlı fotoğraf gösterisine tüm fotoğrafseverleri bekliyoruz.

 
“DİREN GEZİ PARKI GELİYORUM!”
 
Seçici: Ali Öz
 
Fotoğraflar: 
Agop Ezgilioğlu, Alper Uslu, Bahar Kaleli, Büke Dönmez, Burak Barutçu, Çetin Kaya, Esra Korur, Fatma Demir, Gülizar Aktaş, Gürol Uysal, Hacer Yılmaz, Hatice Ezgi Özçelik, İbrahim Ayşıl, İlknur Bektaş, İsmail Vatansever, Kumral Kepkep, Mert Kitapçı, Mustafa Ulus, Muzaffer Bilge, Rıdvan Türker, Sakine Yıldıran, Salih Zeki İlban, Sefa Bayar Yavuz, Serpil Orhan, Sinan Arıktekin, Sultan Güner, Süleyman Mert, Tarık Başoğlu, Teolina Kilasonia, Tufan Kartal, Ufuk Akarı, Yavuz Yaman, Yusuf Aslan, Yusuf Şahin Kılıç
 
Nurettin Erkılıç Gösteri Salonu                            
28 Kasım 2013 Perşembe 19:30

KORE 1956 – 1957 / İZZET KERİBAR
Fotoğraf Sergisi 

Onursal üyelerimizden Sn.İzzet Keribar’ın “Kore 1956-1957″ isimli fotoğraf sergisi 29 Kasım Cuma Saat 19:00’da açılıyor. Tüm fotoğrafseverleri bekliyoruz.

Fotoğraf Sergisi Açılışı
İzzet Keribar
Kore 1956 – 1957
Samsung Katkılarıyla…

29 Kasım – 03 Ocak 2014
NX Club Galeri
Cuma 19:00

Davetiye

İFSAK – İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği
İstiklal Cad. Ayhan Işık Sok. No:32 Beyoğlu -İstanbul
0212 292 42 01 – 0212 292 18 07
iletisim@ifsak.org.tr
www.ifsak.org.tr

Fotoğraf ve Sinema dolu günler dileriz. Yönetim Kurulu
 

Haber / Fotogen 25.Şinasi BARUTÇU Kupası


25. ŞİNASİ BARUTÇU KUPASI FOTOĞRAF SERGİSİ

FOTOGEN Fotoğraf Sanatı Derneği tarafından bu yıl 25.si  gerçekleştirilen

“ ŞİNASİ BARUTÇU KUPASI FOTOĞRAF SERGİSI”  10 Aralık  2013 Salı saat 19:00 da FOTOGRAFEVİ’nde bir kokteyl ile açılacaktır. Açılış töreninde kupa almaya hak kazanan katılımcıların kupaları ve diğer katılımcıların da katılım sertifikaları verilecektir.

Sergi, Türk Fotoğraf Sanatı’na pek çok emeği geçmiş olan Şinasi BARUTÇU’nun anısına düzenlenmektedir. Bu sergi ile, fotoğraf çalışanlarını tek fotoğrafın  raslantısallığından uzaklaştırarak, bütünü düşünmeye yöneltmek ve  yüksek düzeyde bir sergi oluşturulması amaçlanmaktadır.

Sergiye daha önceki çalışmaları göz önünde bulundurularak, tüm yurt genelinde geniş bir tarama ile  FOTOGEN Yönetim Kurulu’nca belirlenen 12 katılımcı davet edilmekte ve 6 şar fotoğraf baskısı ile katılmaları istenmektedir. Çalışmaları seçici kurul tarafından 3 yıl üst üste başarılı bulunan katılımcılar

“ ŞİNASİ BARUTÇU KUPASINI ”  almaya hak kazanmaktadırlar.

Bu yıl seçici kurul, Nadir EDE, İbrahim GÖKSUNGUR, Cengiz KARLIOVA, Halim KULAKSIZ, ve İbrahim ZAMAN ’dan oluşmaktadır.

3. turda bulunan, M.Veysi BORAN,A.Kadir EKİNCİ,Muzaffer SÜTLÜOĞLU   “ 25. ŞİNASİ BARUTÇU KUSI”  adayı olarak katılmaktadırlar.

2. turda ; Gülnaz ÇOLAK,Babaros ODABAŞ,Abdulla SERT, Feryal ULUDAĞ bulunmaktadır.

2013 yılında da ilk tura çağrılan katılımcılar ise, Ali AŞILI, Serkant HEKİMCİ, Anıl Tamer YILMAZ ve Tacettin YÜKSEL’dir.

FOTOGRAEVİ GALERİ’sinde  açılacak olan sergi 10 Aralık 2013- 20 Aralık 2013 tarihleri arasında açık kalacakır.

Sergi bitim tarihinden sonra tüm fotoğrafları  www.fotogen.org  adresinden izleyebilirsiniz.

FOTOĞAFEVİ GALERİ

Şehit Muhtar Bey Cad.No:22  Kat:2

Taksim /Beyoğlu

0212 2490202

Etkinlik resmi web sayfasına bu linkten ulaşabilirsiniz..    www.fotogen.org.tr

 

Haber / Foto Gaste


Los Angeles Fotoğrafını Görsün

Posted: 06 Nov 2013 05:36 AM PST

Los Angeles Photo Festival (LAPF) 2014′ten amatör ve profesyonel fotoğrafçılara müjde! Türkiye’yi en iyi şekilde temsil edecek fotoğraflarınızıwww.losangelesphotofestival.orggönderin, dünyaca ünlü fotoğrafçılar Roberto Ysais, Vern Evans, Mert Türkoğlu ve Pulitzer Prize ödüllü Nick Ut’un jüri üyeliği yaptığı yarışmada elemeyi geçin, eserlerinizi Los Angeles Downtown ve İstanbul Kanyon’da sergileme imkanı yakalayın.

Los Angeles Photo Festival 2014, amatör ve profesyonel olarak fotoğrafa gönül vermiş, bu eşsiz sanatın içinde, bakış açınızdan ve kadrajınızdan yansıyan kareleri, uluslararası platformda tanıtma imkanı sağlayan muhteşem bir projedir.
2014 yılında teması “Türkiye” olan LAPF 2014’e gönderilecek eserlerin; Türkiye’yi en iyi şekilde yansıttığını düşündüğünüz ‘şehir, insan, doğa, landscape ve obje’ üzerine kurgulanmış olması gerekiyor. Anlatım biçiminize uygun her yaklaşımı ya da yorumu kullanmakta serbestsiniz. Binlerce fotoğraf arasından özel jüri tarafından yapılacak elemede ilk 100’e kalan fotoğraflar, 13 Mart 2014’te, 15 bin kişinin ziyaret edeceği bir organizasyonda Los Angeles Downtown, Mayıs ayında ise; İstanbul Kanyon’da 3 gün boyunca sergilenerek tüm sanatseverler ile buluşacak.
Son başvuru tarihi: 31 Aralık 2013
Katılım koşulları için tıklayınız.
”Öteki” Bodrum Fotoğraf Sergisi

Posted: 06 Nov 2013 04:18 AM PST

Fotoğraf:Emre Yunusoğlu
Gazeteciliğin yanı sıra, farklı projelere çalışmalar üreten genç fotoğrafçı Emre Yunusoğlu’nun; Bodrum Yalıkavak’ın meşhur günbatımı seyir tepesinin hemen yanındaki Yalıkavak çöplüğünü fotoğrafladığı “Öteki Bodrum” başlıklı sergisi, 12 Kasım 2013, Salı akşamı saat 18:00’de, TEB Özel Bankacılık Nişantaşı Merkezi’nde açılıyor.
Yunusoğlu, fotoğraflarıyla, Çingeneler tarafından keşfedilen çöplüğün hem gözlerden ırak, hem de milyon dolarlık villaların sahip olmadığı bir manzaraya sahip “mahalle haline geliş hikayesini anlatıyor. Genç gazeteci ve fotoğrafçı Emre Yunusoğlu’nun, kültür-sanata destek veren ve kapılarını genç sanatçılara da açan TEB Özel Bankacılık’ın katkılarıyla gerçekleşecek sergisi   12 Kasım-13 Aralık 2013 tarihleri arasında ziyaret edilebilir.
Umutları Ertelenen Çocuklar Fotoğraf Sergisi

Posted: 06 Nov 2013 03:51 AM PST

Füsun Tırman, Harika Kora ve Serap Borucu tarafından Mart 2011- Mart 2012 arasında Türkiye’deki beş kadın cezaevinde (İstanbul Bakırköy, Ankara Sincan, Adana Karataş, Eskişehir Çiftler, Denizli Bozkurt ) anneleri ile birlikte hapsolan 0 – 6 yaş çocuklar ve onların hükümlü anneleri ile yapılan foto-röportaj çalışmasında çekilen fotoğraflardan oluşuyor.(13-30 Kasım)
Fotoğrafların hapishanedeki anne-çocuk olgusunu siyah-beyaz fotoğrafın dramatik, etkileyici yönünü göz ardı ederek tamamen gerçek renkleriyle yansıtıldığı sergi, sistem tarafından görülmeyen / gösterilmeyen bu masum mahkûmların yaşamlarına  ışık tutmaya çalışıyor.
Mekan:CKM

Haber / Foto Gaste


”Mahremiyet”in Sınırlarında Gezinen Bir SergiPosted: 10 Oct 2013 07:23 PM PDT

Fotoğraf: Mehmet Turgut
3- 30 Ekim 2013 tarihlerinde ‘Mahremiyet’ sergisi Çağla Cabaoğlu Gallery’de sanat severler ile buluşuyor.
Mahrem, başka birine söylenmeyen, gizli anlamına gelmektedir; mahremiyet ise gizlilik
anlamında. Bu şekliyle “mahremiyet” insanın sırlarını, kendi yaşamına dair görünmez kılmak istediklerini ve başka insanlarla paylaşmayı arzu etmediklerini işaret eden bir sözcük. Öte
yandan mahremiyet, toplum yaşamında bir tür sözsüz ortaklık olarak kabul edilirken,
“mahremiyete” saygı duyulur. Günlük yaşamda insanlar mahremiyetlerinin oluşturduğu sınırları
açmazlar/aşmazlar.
Fırat Arapoğlu ve Dr. Seda Yavuz küratörlüğünde bir proje olarak geliştirilen “Mahremiyet”, 13 sanatçının, Çağla Cabaaoğlu Gallery’de “Mahremiyet” konusunu görünür kılmaya çalıştıkları bir sunum ile nihayetlendi. “Sahi nedir bizim saklımız/sakladığımız? Neyi anlatıyoruz ya da saklıyoruz? Gerçekten neyi biliyoruz?” İşte “Mahremiyet” sergisinde, bu soruların ekseninde Ardan Özmenoğlu,Deniz AktaşEsin TuranFulya AsyalıGökhan DenizLevent Morgök,  Mehmet Turgut,Mehmet Sinan Kuran, Seçil BüyükkanÖzgül AslanŞenay UlusoyBeyza Boynudelik veSeydi Murat Koç’un çalışmaları hem bireysel hem de toplumsal bir fenomen olarak “Mahremiyet”i ve onun niteliğini/biçimini/sınırını tartışmaya açıyor.
Ünlü Savaş Fotoğrafçısının Gözünden Beyaz SarayPosted: 10 Oct 2013 06:24 PM PDT

Amerikan Başkanı George Bush’un başkanlığı süresince ve Barack Obama’nın döneminde ilk birkaç ay Beyaz Saray fotoğrafçısı olanChristopher Morris, 3. Uluslararası Bursa Fotoğraf Festivali’ne (Bursa FotoFest) katılarak mesleki hayatında yaşadığı ilginç anıları ve çalışmalarını anlattı.Bursa Kent Konseyi (BKK) organizasyonunda, Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle, BUFSAD ve gönüllülerin çalışmalarıyla devam eden 3. Bursa FotoFest, fotoğrafın önemli büyük isimleri Bruno Barbey, Thomas Hoepker ve Kamil Fırat’ın ardından ünlü savaş fotoğrafçısı Christopher Morris’i ağırladı.Atatürk Kongre Kültür Merkezi (Merinos AKKM) Orhangazi Salonu’ndaki programda, Morris, katıldığı savaşlara ait fotoğrafları ve Beyaz Saray’da çektiği görüntülü belgeselleri Bursalılarla paylaştı. Bugüne kadar Kolombiya’daki uyuşturucu savaşı, Körfez Savaşı, Afgan savaşları, Somali, Yugoslavya, Çeçenistan savaşları ve Amerika’nın Irak işgali gibi birçok çatışmaya katılarak belgeseller çeken Morris, uzun yıllar savaş fotoğrafı çektikten sonra kendisi için insanlık dışı vahşetlerin saçma geldiğini ve bu alanı bıraktığını belirtti. Savaş fotoğrafçılığının çok bencil bir iş olduğunu ifade eden Morris, bu işi yapanların kör bir şekilde savaşı durdurabileceklerini sandığını dile getirdi. Savaş fotoğrafçılığının insan üzerinde yoğun etki bıraktığını anlatan Morris, TIME Dergisi’nin kendisine Beyaz Saray fotoğrafçılığını teklif etmesiyle bu alanda çalıştığını aktardı. 11 Eylül sonrası George Bush’un çalışma ortamında, konuşmaları sırasında ve özel anlarında fotoğraflarını çeken Morris, başkanın sağında ve solunda yer alan isimlerin her zaman Bush’u kontrol ettiğini, başkanlık pozisyonunu doldurabilecek kapasitede görmediklerini ve onu başarısızlığa mahkum ettiklerini ifade etti. TIME Dergisi’nin 2006’da kendisine ufak boyutta bir kamera verdiğini, Beyaz Saray’ın görüntülerini çekerek blog yapmasını istediklerini belirten Morris, derginin görüntüleri beğenmeyip yayınlamaması üzerine kendi sitesinde gösterime sunduğunu açıkladı.

Görüntülerde ülkeyi saran paranoyayı göstermeye çalıştığını vurgulayan Morris, “Başkan Bush şehir şehir dolaşarak resmen savaşı pazarlıyordu. Irak’ı ve Ortadoğu’yu özgürleştireceği söylemini tekrarlıyordu. Sanki oyuncu gibiydi. Bu tür videolardan 4 tane de Obama’yla ilgili yaptım. İnsanların kendi fikirlerini oluşturmasını istedim. Eşime ve kendime savaş fotoğrafçılığı yapmayacağıma dair söz vermiştim. Ancak Irak işgaline de gitmek istedim. Görmem gerektiğini düşündüm. Bağdat’ın arka sokaklarında ABD askerleri insanları durdurmadan direk öldürüyordu. TIME Dergisi bu tarz fotoğraflara ilgi göstermedi. Benden daha çok askerleri çiçeklerle karşılayan insanların fotoğraflarını istediler. ABD askerleri de sivil insanları öldürdüklerinin görülmesini istemiyordu. Oraya gittiğinizde özgürlük getiren değil, orayı fetheden biri gibi hissediyorsunuz. Bu işgalin Irak’a neler yaptığını görüyoruz” dedi.Irak Savaşı’nın ardından tekrar Oval Ofis’e gitmenin tuhaf olduğunu, Irak’ı gördükten sonra Bush’un söylediklerine inanamadığını belirten Morris, Bush’un son döneminde tarihi bir fotoğraf sergisi için çalışma yaptığını aktardı.

TIME Dergisi’nin maddi sebeplerden dolayı Beyaz Saray fotoğrafçılığını bırakması üzerine sadece bir günlüğüne Başkan Obama’yı çekmesi için gönderildiğini anlatan Morris, siyasetçilerin orada bulunduğu müddetçe en iyi davranışlarını sergilediğini ifade etti. Beyaz Saray günlerinin sonlarında Bush’la ilgili yaptığı video çalışmasının aynısını Obama’yla da yaptığını dile getiren Morris, son dönemde ise moda fotoğrafları çekmeye başladığını belirtti. Morris, söyleşinin sonunda dinleyicilerin sorularını da yanıtladı.Program, BUFSAD kişisel fotoğraf gösterisiyle devam etti.

Artamanoff’un Bizans İstanbul’u Sergisi 10 Kasım’a Kadar UzatıldıPosted: 10 Oct 2013 05:52 PM PDT

Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi (AnaMed)’nde açılan “Artamonoff: Bizans İstanbul’u İmgeleri, 1930-1947” sergisinin ziyaret süresi 10 Kasım’a kadar uzatıldı. Amatör fotoğrafçı  Nicholas V.Artamonoff’un 1930-1947 yılları arasında İstanbul’da çektiği fotoğraflardan oluşan sergide İstanbul’daki Bizans mirası, kentin tarihiyle yakından ilgilenen Artamonoff’un perspektifinden sunuluyor.
Koç Üniversitesi’nin 3. Uluslararası Sevgi Gönül Bizans Araştırmaları Sempozyumu kapsamında gerçekleştirdiği “Artamonoff: Bizans İstanbul’u İmgeleri, 1930-1947” sergisi ziyaretçilerinin yoğun ilgisi üzerine 10 Kasım tarihine kadar uzatıldı.   Beyoğlu İstiklal Caddesi’ndeki AnaMed binasında açılan sergi, Rus asıllı amatör fotoğrafçı Nicholas V. Artamonoff’un İstanbul’da yaşadığı 1922-1947 yılları arasında çektiği fotoğraflardan oluşuyor.

Robert Kolej’de okuduğu ve çalıştığı yıllarda fotoğrafçılığa ve İstanbul’un kültürel mirasına merak saran Artamonoff’un eserlerine, Bizans Arkeoloğu ve Mimarlık Tarihçisi Dr. Günder Varinlioğlu’nun uluslararası kurumların işbirliğinde yürüttüğü çok kapsamlı bir araştırma sonucu ulaşıldı. Varinlioğlu’nun küratörlüğünü üstlendiği sergide, Artamonoff’un 1930-1947 yılları arasında çektiği İstanbul’daki Bizans mimarlık mirası ve insan manzaralarını belgeleyen 66 karelik bir seçki yer alıyor. Sergi, o dönemden beri köklü bir değişim geçiren kentin benzersiz bir kaydını oluşturuyor.

Artamonoff’un fotoğraflarında resmedilen anıtlardan bazıları arada geçen zamanda hasar görürken, bazıları kötü restorasyonlardan geçmiş ya da İstanbul’da yaşanan muazzam kentsel ve demografik büyüme sonucunda başka yapıların arasında kaybolmuştur. Artamonoff, yaşamın her alanında hızlı bir dönüşümün yaşandığı dönemde, fotoğraf makinesiyle, anıtların, arkeolojik sit alanlarının, kent manzaralarının, uzmanların ve sıradan insanların o anki hallerini yakaladığı fotoğraflarıyla, Bizans kalıntılarını kentin gündelik yaşamına katıyor. Kentsel doku, tarihi binaların ve kalıntıların yeniden kullanımları ve dönüşümleri, Artamonoff fotoğraflarında tekrarlanan temaları oluşturuyor.
           Artamonoff’un 1033 fotoğrafının büyük bölümü Washington’daki Dumbarton Oaks Research Library and Collection bünyesindeki Image Collections and Fieldwork Archives ile Smithsonian Institution’a bağlı Freer Gallery of Art and Arthur M. Sackler Archives’daki Myron Bement Smith Koleksiyonu’nda bulunuyor. Sergide bu fotoğraflardan bir seçkinin yanı sıra İstanbul Robert Kolej arşivinden fotoğrafçıyla ilgili orijinal belgeler de sergileniyor.

Artamonoff fotoğraflarından oluşan dijital sergiye http://icfa.doaks.org/collections/artamonoff/adresinden ulaşılabilir. Harita seçeneği ile istediğiniz bölgedeki fotoğrafları görmeniz mümkün.

Bursa Fotofest’de ‘Maket Kitap’ Yarışması SonuçlandıPosted: 10 Oct 2013 05:12 PM PDT

Fotoğraf sanatı ile ilgili özel bir kitap yayınlamak isteyenleri teşvik etmek amacıyla Bursa FotoFest kapsamında düzenlenen ‘Maket Kitap Yarışması’ sonuçlandı.

Kendi kitabına sahip olmak isteyen fotoğrafçıların hayallerini gerçekleştirmek amacıyla düzenlenen ‘Maket Kitap Yarışması’, projesi tamamlanmış maket kitapların yarışına sahne oldu. 3’ü yabancı 9’u yerli projenin katıldığı yarışmada maket kitaplar, yerli ve yabancı fotoğrafçılardan oluşan 11 kişilik jüri tarafından değerlendirildi. Yarışmaya katılan maket kitapları titizlikle inceleyen jüri, ‘Öteki Bosna’ adlı projesiyle Can Akgümüş’ü ödüle layık gördü.

Maket Kitap Yarışması jürisi, Christopher Morris, Gael Turine, Davide Monteleone, Massimo Mastrorillo, Abbie Trayler-Smith, Kamil Fırat, Jae-hyun Seok, Selahattin Sevi, Hasan Şenyüksel, Lalin Akalan ve Nathalie Gallon’dan oluştu.

Semiha Es-Uluslararası Kadın Fotoğrafçılar SempozyumuPosted: 10 Oct 2013 04:26 PM PDT

Semiha Es – Uluslararası Kadın Fotoğrafçılar Sempozyumu, İstanbul Kadın Müzesi’nin (İKM) “Kadın Kültür Mirası” etkinlik programları çerçevesinde İ stanbul Kadın Müzesi (İKM), Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Forumu, Koç Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (KOÇ-KAM) ortak çalışmasıyla organize edilmektedir. Sempozyum Türkiye’nin ilk gezi ve savaş fotoğrafçısı Semiha Es (1912-2012) anısına düzenlenmektedir. (28-30 Kasım 2013)
Bu sempozyumda, dünyanın farklı ülkelerinden kadın fotoğrafçılarının bir araya gelmeleri ve deneyimlerini paylaşmaları amaçlanmaktadır. Aynı zamanda kadın fotoğrafçılar ve çalışmaları üzerine araştırma yürüten, fotoğrafların toplumsal cinsiyet ve cinsellik temsillerini analiz eden, fotoğraf tarihini şekillendiren cinsiyetçi, heteronormatif bakış ve ona karşı geliştirilen eleştiri ve alternatifleri inceleyen araştırmacıların kadın fotoğrafçılarla buluşması hedeflenmektedir. Böylelikle sempozyum, fotoğraf üzerine kuramların, eleştirilerin ve pratiğin birarada ele alınabileceği bir platform sunmayı hedeflemektedir. Sempozyumu anısına düzenlediğimiz Semiha Es, savaş ve gezi fotoğrafçılığı gibi erkeklerle özdeşleşmiş iki alanda varolmayı başarmış bir kadın fotoğrafçıdır. Pek çok kadın fotoğrafçı gibi, onun da hayatı bir direniş tarihidir. Bu sempozyum, bu direnişin bir parçası olmayı ve Semiha Es’in mücadelesinin Türkiye fotoğraf tarihine olan katkısını ‘görünür’ kılmayı amaçlamaktadır.

Haber / Foto Gaste


Mediha Didem Türemen’in Fotoğraf Sergisi Galeri Selvin’de

Posted: 21 Sep 2013 01:29 AM PDT

Mediha Didem Türemen, gittiği her ülkede rastladığı ve kanatlarında denizlerden karalara, karalardan denizlere pekçok değeri taşıyan martıların, farkında olmadan peşine düşmüş. Onların, özgür ve hem uçabilen, hem yüzen, koşan, dans eden ve hem de yaşama karşı direnen çok yönlü görünümünün arkasındaki savaşan karakterlerini kendine yakın bulmuş. Sınırları, mevsimleri, ülkeleri ortadan kaldıran, karşılaştığı her yerde en güzel fonu kendine yakıştırmayı bilen ve ışıkları, rüzgarı kanatlarında barındıran martıları fotoğraflamaya başlamış.

Cesur, prensipli ve korkusuz karakterlerin izniyle, peşindeki anlarını fotoğraflayan Türemen’e göre, bu özgür ruhlu Jonathan Livingston’larla bu meşhur oyuncularla karşılaştığı her an bir film sahnesine dönüşebiliyor… Peşine düştüğü her anda bir sahneyi, doğanın şehirdeki adımlarının başrol oyuncularıyla fotoğraflıyor.
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde Uluslararası İlişkiler okuduktan sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema TV Yüksek Lisans Bölümü’ne devam eden Mediha Didem Türemen, bu süreçte yurtiçinde ve yurtdışında, aralarında Venedik Bienali’nin Venedik Film Festivali ve Venedik Tiyatro Festivali olmak üzere pekçok kurumdan sinema, fotoğraf ve oyunculuk eğitimi aldı. Bugüne kadar görev aldığı iki sinema filminin ilkinde yapım tasarımcısı (İki Çizgi-2008), diğerinde ise başrol oyuncusu ve sanat yönetmeni oldu (Rüzgarlar-2012). İstanbul’da ve film festivalleri için gittiği pekçok ülkede izini sürmeye başladığı martıları fotoğraflamaya başladı. Martılar, 2011 yılından itibaren Ali İsmail Türemen’den öğrendiği gravürlere de yansıdı. Amcası ressam Ali İsmail Türemen ve eşi ressam Berna Türemen’in desteği ve onlardan öğrendikleriyle peşine düştüğü martılar bir serginin kahramanlarına dönüştü.
25 Eylül – 10 Ekim tarihleri arasında Mediha Didem Türemen’in fotoğraf ve gravürlerindan oluşan “Martının Peşinde” isimli ilk kişisel sergisini Galeri Selvin’de görebilirsiniz.

National Geographic Uluslararası Fotoğraf Yarışması

Posted: 21 Sep 2013 01:02 AM PDT

National Geographic Society, Uluslararası Fotoğraf Yarışması’nın sekizincisini düzenliyor. National Geographic dergisinin tüm dünyaya yayılmış 10 milyonlarca okuruna ulaşacak yarışmaya, okurlar üç ayrı kategoride katılabilecek: İnsan, Mekân ve Doğa.
Ayrıca okurlar “Paylaşmak” konulu Akmerkez  Özel Kategorisi için de fotoğraf gönderebilecek.
Yarışmanın Türkiye finalinde dereceye girenler telefon veya e–posta ile bilgilendirilecek ve National Geographic Türkiye’nin en geç Ocak 2014 sayısında ilan edilecek. Ayrıca 3 kategori birincisi fotoğraf ABD’deki uluslararası yarışmaya gönderilecek. Bu fotoğrafların ABD’deki yarışmaya katılım ücreti NG Türkiye tarafından karşılanacak. Uluslararası yarışmanın sonuçları National Geographic Society’nin www.nationalgeographic.com adresli web sayfasından takip edilebilir.
Yarışmaya katılmak için tıklayınız.

Esra Rotthoff’un ”İlham Perisi / Aşna Fişne” Sergisi The Empire Project’te

Posted: 20 Sep 2013 02:31 PM PDT

The Empire Project’in sezon açılış sergisi olan“İlham Perisi / Aşna Fişne”, sanatçı ile ilham perisi olarak nitelendirdiği dişi ve erkek modeller (Misha, Fyodor, Ana-Zoe, Betty, Sandra, Diego, Bettina, Marcello,…) arasındaki model-sanatçı ilişkisinin ötesine geçerek fiziksel temas yoluyla bir etkileşimi fotoğraf ve video olarak sunuyor. Sergideki yerleştirmede modellerin sanatçı tarafından çekilmiş fotoğrafları, sanatçıyla öpüşme fotoğrafları ve öpüşmelerinin videoları yer alıyor. Dolayısıyla sergi fotoğraf, video, performans ve yerleştirme ögelerini entegre biçimde barındırıyor. Modellerin resimlerinde güzelliği arayan bir fotoğraf sanatçısı olarak davranan sanatçı, performans bölümünde işin içine bizzat girdiği için, hem kamerayı kontrol eden, hem de önünde olan kişi olarak gerçekçilikten uzaklaşamıyor ve  sahnelenmiş bir dokümanter içinde yer alıyor. Öpüşme, sanatçı ve modeli arasında yansıtıcı bir ayna gibi görev yapıyor, cinsel ögeler barındırmasına rağmen doğrudan seksle ilgili olmayan bu deneyimde, sanatçı öpüşme evresine dek tüm sahneyi kontrol altında tutuyor, oysa öpüşme sırasında ilham perisi ile sanatçı arasında tutkulu bir alışveriş gerçekleşiyor ki burada kontrolün kimde olduğu biraz karışıyor.

Esra Rotthoff dünyanın çeşitli yerlerinde fotoğraf sergileri yapmış olan Berlin merkezli bir sanatçı. Berlin Sanat Üniversitesi‘nden mezun olan ve (Phd) derecesi alan Esra Rotthoff, aynı zamanda birçok ödülün de sahibi. Bunlardan bazıları : The Red Dot Ödülü (2006, 2008), The IF-Award  (2008, 2009), Canon Professional Ödülü (2009), Sappi Ödülü(2010), Gute Plakate Ödülü (2012).
Esra Rotthoff gerçek dünyada, gerçek mekanlarda; önceden tasarladığı veya spontane bir şekilde kurduğu setlerde çalışıyor. İstanbul’da iki aylık ‘artist residency’ programının ardından, Contemporary İstanbul 2012’de işlerini gösterme imkanı bulmuştu. Sanatçı, görsel fikirlerinin gerçekleşmesi için her yerden ve her kesimden tiyatrocu, şarkıcı ve yazar ile işbirliği içinde olmaya çok önem veriyor.

İFSAK – Dünya Barış Günü Etkinlikleri

Posted: 20 Sep 2013 01:38 PM PDT

Fotoğraf:Murat_Coşkunçay
Eskiden Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Varşova Paktı üyesi ülkeler barış içinde bir dünya mücadelesi görevini hatırlatmak amacıyla Hitler faşizminin 1939 yılında Polonya’yı işgal ederek ikinci dünya savaşını başlattığı tarih olan 1 Eylül’ü “Dünya Barış Günü” olarak ilan etmiştir. Halen birçok ülkede 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak kutlanmaya devam edilmektedir.
Ancak Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin ve Varşova Paktı’nın dağılmasından sonra Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından, 2001 yılında 21 Eylül Barış Günü olarak kabul edilmiştir. Birleşmiş Milletler, Barış Günü’nde, dünya çapında çatışmaların önlenmesi ve barışın tesisi yolunda bilinçlenmeyi amaçlıyor. Her 21 Eylül de, Birleşmiş Milletler Merkezi’ndeki “Barış Çanı” çalınıyor. Savaşlardaki insani kıyımın anısına Japonya tarafından yaptırılan bu çan, dünyanın tüm kıtalarından çocukların bağışladıkları bozuk paralarla üretildi. Çanın üzerine, “Çok Yaşa Mutlak Barış” yazısı kazındı. Birleşmiş Milletler tarafından da Dünya Barış Günü 21 Eylül’de resmi olarak kutlanmaktadır.
Etkinlikler:
1. İFSAK -“Nükleere Karşı Protesto” Gösterisi
Gösteri, Nükleer yapılanmanın Dünya üzerindeki etkisi üzerinedir. Atom bombalarının ve Nükleer santrallarda oluşan kötü sonuçların fotoğrafları gösteride kullanılmıştır.
Proje Yürütücüleri: Burak ŞENBAK, Serkan TURAÇ, Tanju AKLEMAN
Projeye fotoğrafları ile destek veren İFSAK Üyeleri: Ahmet ÇAĞLAR, Barış YAŞBALA, Burak ŞENBAK, Engin Şükrü EROĞLU, Erdinç AKSU, Esin KOÇ, Özge GÜNERİ, Özkan SAMİOĞLU, Sakine YILDIRAN, Sebahattin ÖZVEREN, Serkan TURAÇ, Tufan KARTAL, Tülin DİZDAROĞLU, Ufuk AKARI, Uğur Ferhat BALOĞLU
2. Tanju AKLEMAN – “Sisli Bir Eylül Gecesi” Gösterisi
Bu gösteri 12 Eylül’ün 25. Yılı nedeniyle hazırlanmıştır.
12 Eylül 1980 öncesi ve sonrası. Yitik bir kuşak. O yitik kuşağın, üç adet çocuk şarkısı ve Sadun AKSÜT’ün “Sisli Bir Eylül Gecesi” isimli parçası eşliğinde fotoğraflarla yorumlanması. Müzik parçaları ve görüntüler. Hep müziği kesen bir kampana ve sonrasında bir ressamın eli. El kırmızıya boyar tuali. Sonra yine müzik. Sonra yine kampana. Sonra yine ressamın eli ve hep kırmızı.
Müzikler:
1. “Daha Dün Annemizin”
2. “Sisli Bir Eylül Gecesi” Sadun AKSÜT
3. “Kırlara Doğru”
4. “Bir Dünya Bırakın Biz Çocuklar”
3. İFSAK – “Silah Ticareti ve Savaşlar” Gösterisi
Gösteride, Silah Ticaretinin dünyadaki savaşları, çatışmaları yönlendirmesi ele alınmaktadır.
Projeyi Hazırlayan: Esin KOÇ
Projeye fotoğrafları ile destek veren İFSAK Üyeleri: Alparslan BERBER, Emine ÜLKERİM, Erdinç AKSU, Esin KOÇ, Fatih BALKAN, Gülizar AKTAŞ, Gürol UYSAL, Hakan GÖKBAYRAK, İbrahim AYŞIL, İsmail VATANSEVER, Kumral KEPKEP, Levent AKÇASU, Mehmet Burak ZÜLFİKAR, Murat COŞKUNÇAY, Rıdvan TÜRKER, Sakine YILDIRAN, Serpil ARDA, Sultan GÜNER, Tolga BÜYÜKADA, Ülger ERDAL

Haber / Foto Gaste


“Fotoğraflar 13″ Sergisi Galata Fotoğrafhanesi’ndePosted: 18 Sep 2013 12:46 PM PDT

Galata Fotoğrafhanesi Fotoğraf Kulübü üyelerinden oluşan Galata Fotoğrafçıları yeni sergilerini Fotoğraf Vakfı Galerisi nde açıyor. 21 Eylül-20 Ekim 2013 tarihlerinde izlenebilecek olan “Fotoğraflar ‘13″ sergisinde 14 fotoğrafçının 33 yapıtı yer alacak.
Aslı Sander, Ayşe Cansu Çoban, Ayten Güven, Berrin Elmas, İnci Batuk, Nazan Ezen, Firuze Özkan Başar, Pınar Ağabeyoğlu, Selma Eroğlu, Yılma Doğu, Yücel Kurşun, Zekerya Vardar ve Zeynep Pınar Ünal ın çalışmalarından oluşan sergi farklı fotoğrafçıların farklı tarzlarını ortaya koyuyor.
“Fotoğraflar ‘13″ sergisinde yer alan fotoğrafları içeren ve Galata Fotoğrafçıları nın üçüncü yayını olan kitap serginin açılış gününde izleyicilere hediye edilecek.
Kuruluşunun 10. yılını kutlamaya hazırlanan Galata Fotoğrafhanesi’nde fotoğraf eğitim programları ve atölyelerin yanı sıra bugüne kadar çok sayıda festival, fotoğraf sergisi, söyleşi düzenlendi, kitap ve dergiler yayımlandı.

Julie Upmeyer’in “Katmanlı Karaköy” sergisi BAUART Galeri’dePosted: 18 Sep 2013 12:33 PM PDT

İstanbul’da yaşayan Amerikalı SanatçıJulie Upmeyer’in “Katmanlı Karaköy – Perşembe Pazarı’ndan Biçimlendirilmiş Fotoğraflar” sergisi 17 Eylül 2013 günü BAUART Galeri sergilerinin ilki olarakBahçeşehir Üniversitesi Galata Kampüsü’nde ziyarete açıldı. Galeri 30 Eylül’e kadar açık kalacak.
Bahçeşehir Üniversitesi Galata Kampüsü, İstanbul’da yaşayan Amerikalı Sanatçı Julie Upmeyer’in “Katmanlı Karaköy – Perşembe Pazarı’ndan Biçimlendirilmiş Fotoğraflar” sergisine ev sahipliği yapıyor.
BAUART Galeri sergilerinin ilki olarak açılan sergide her biri sekiz defaya kadar basılıp, kesilerek sanatçı tarafından üç boyutlu hale getirilen fotoğraflar sergileniyor. Böylece sergideki büyük format fotoğraf yerleştirmeleriyle ziyaretçilere gerçek ölçekteki bir sahnenin içerisine adım atabileceği duygusu veriliyor.
Sergi, kültürel açıdan canlı bir metropol olan İstanbul’a yeni bir sanat alanı kazandırmayı değil, aynı zamanda yükselen sanatçıların ilk kişisel sergilerini açabileceği bir alan yaratmayı ve İstanbul’daki sanatçılarla yurt dışındaki sanatçıların karma sergilerle buluşabileceği bir sanatsal alan oluşturmayı amaçlıyor.
İstanbul’da bir Amerikalı Sanatçı: Julie Upmeyer
 
Julie Upmeyer günlük yaşamımızda; sokaklarda, evlerimizde, internette her gün karşımıza çıkan kağıt, plastik, yiyecek, fotoğraf gibi unsurları kullanmayı seçen bir sanatçı ve küratör. ABD, Detroit’te doğan Upmeyer’in işleri interaktif yapılar ve bölgeye özel deneyimlere odaklanmaktadır. Üç yıl boyunca Hindistan, Almanya, Avusturya, Hollanda ve Yunanistan’da gezgin bir yaşamı tercih ettikten sonra 2006’da İstanbul’a yerleşmeye karar veren sanatçı, üretimine yerleştirmeler, heykeller, performanslar ve nesneler kurgulayarak devam etmekte. Upmeyer aynı zamanda sanatçıların ikamet ettiği bağımsız ve kolektif bir üretim/buluşma alanı olan “Caravansarai” projesinin de eş yöneticisi ve kurucusudur.

Timurtaş Onan’ın Paris Gösterisi 18 Eylül Çarşamba Saat 19:30’da Fotografevi’nde.Posted: 18 Sep 2013 08:38 AM PDT

Timurtaş Onan’ın Paris gösterisi 18 Eylül Çarşamba (bugün) Saat 19:30’da Fotografevi’nde.
“Ben de Paris’te beni neler etkilediyse o yönde devam edip kendi bakış açımla ve kendi anlatım biçimim ile fotoğraflamaya çalışıyorum bu şehri. Gündelik yaşamdan imgeler benim için çok önemli. Sokaklarda yürürken Atilla İlhan’ın “Biraz Paris“ ve Nazım Hikmetin “Paris üzerine bilmeceler” adlı şiirleri havada uçuşuyor. Metroda bir müzisyen akordiyonu ile Astor Piazzola’dan melodiler çalıyor. Duyabiliyor musunuz?’’

Kült Fotoğrafçılar Inez&Vinoodh İstanbul’daPosted: 18 Sep 2013 08:02 AM PDT

Çağdaş güzellik kavramını değiştiren dünyanın en ünlü sanatçılarından; Kült Hollandalı fotoğrafçı ikilisiInez&Vinoodh’un Türkiye’de ki ilk sergisiISTANBUL’74 ve Gagosian galeri işbirliği ile İstanbul’da!Sergi açılış: 18.09.2013 – Saat:19:00/21:00
Sergi Kapanış: 23.10.2013

Çektiğimiz her fotoğraf aslında o anda nasıl hissettiğimizi anlatan bir oto portremiz gibi.
-Inez& Vinoodh
Hem iş hem de özel hayatlarında yirmi beş yıldır birlikte olan Inez&Vinoodhfotoğraf sanatında dijital manipülasyonun potansiyelinin ve gücünün ilk farkına varan sanatçılardır. Güzellikle acayipliği; zarafetle aşırılığı; sadelikle abartıyı bir araya getiren sıra dışı karelerinde insan kimliğini mükemmel bir ceset gibi göstermeyi başarırlar. İnsanı adeta ceset gibi gösterme akımı sanat tarihini derinden etkilemiş ve günümüzde halen sanat alanında ki en vazgeçilmez estetik anlayışlardan biri olmuştur. 1990’lı yılların başından itibaren nude, portre, still life, grafik gibi sayısız türde üretim yapan sanatçılar sanat, moda ve popüler kültürün yanı sıra deneysel montaj ve kurgu alanlarına da katkıda bulunmuşlardır. Dijital teknikleri olağanüstü işler çıkarmak için araç olarak kullana Inez ve Vinoodh görünenin altında yatan karmaşık içsel dinamikleri yeniden yorumlayarak; çağdaş güzellik anlayışını alışılmış halinden çıkarıp en sıra dışı haline dönüştürmeyi başarırlar.

Eski ve yeni işlerinin bir araya getirmiş halinden bir seçki sunacak olan sanatçılar; bu sergilerinde ilk defa olarak nefes kesici güzellikteki çiçek fotoğraflarını gösterecekler. Çiçeklere duydukları tutku ve geçmiş dönem Alman ustalarının detaylı çiçek resimlerinden ve Robert Mapplethorpe, Irving Penn ve Nobuyuski Araki gibi sanatçıların sürdürdüğü gelenekten ilham alan Inez ve Vinoodh bu türü yeniden canlandırmayı ve kendilerine özgün çizgilerine taşımayı başarmışlardır. Tomurcuklanan çiçekleri analitik bir detayla fotoğraflayan sanatçılar bu çiçekleri bembeyaz bir fonda çekerek tıpkı fotoğrafladıkları insanlar gibi onlara insanı nitelikler kazandırmakta ustadırlar. Sanatçılar İstanbul’da ki ilk sergilerinde sunacakları seçkide farklı dönem ve konuları kapsayan işleri arasında geçici bir ilişki yaratmaya çalışırken insanlar, mekanlar ve objeler arasında ki soyut eşitlikleri de ortaya koyacaklar.
INEZ VAN LAMSWEERDE AND VINOODH MATADIN
Inez Van Lamsweerde 1963; Vinoodh Matadin ise 1961 yılında Hollanda-Amsterdam’da dünyaya gelmişlerdir. İkili sanat ve fotoğrafçılık alanında eğitim görürken tanışmışlardır. 1980’li yılların sonlarında birlikte çalışmaya başlayan ikili bir çok uluslar arası lüks moda markası için çalışmış ve I.D, Interview, Purple, Pop, Vanity Fair, Vogue dergisinin Çin, Amerikan Fransız, İtalyan edisyonları,Vogue Hommes International, Another, Gentlewoman, Visionaire, V, V Man ve W dergileri için çekimler yapmışlardır. Pretty Much Everything adlı retrospektifleri bugüne kadar yaptıkları işlerden en kapsamlı seçkiyi bir araya getirmiştir. M/M Paris tarafından tasarlanan ve içinde Glenn O’Brien, Michael Bracewell, Bruce Sterling ve benzeri isimlerin yazıları bulunan ve sınırlı sayıda üretilen bu kitap kısa zaman önce Taschen yayın evi tarafından basılmıştır. Aynı isimle dünyayı dolaşan sergi – kitapta yer alan ve her gösterimde yenilenen farklı tarz ve formatta işlerden oluşmaktadır. Pretty Much Everything retrospektifinin galası 2010 yılında Amsterdam’da bulunan FOAM’da yapılmış ardından 2011 yılında Sa Paulo’da gösterilmiştir. 2012 yılının Aralık ayında ise Teksas’ta bulunan Dallas Contemporary Müzesinde gösterilmiştir.
Inez & Vinoodh New York’ta çalışıp yaşamaktadırlar.

Haber / Yarışma Sonuçları


Tura Turizm ve Fotoğraf Dergisi işbirliği ile düzenlenen “En güzel tatil fotoğrafı seninse…” adlı fotoğraf yarışması sonuçlandı. Jüri değerlendirmesi sonucunda kazanan isimler şunlar oldu:

Birinci: Gamze Tatar – Zonguldak

İkinci: Habibe Akgün – Muğla

Üçüncü: Tuğba Kırallı – İstanbul

Jüri Özel Ödülü Kazananlar (*)

İhsan İlze – İstanbul

Aizat Madikova Özer Afyon

Esra Çalışkan – İstanbul

Birinci Paris seyahati, İkinci Batum seyahati, Üçüncü Beyrut seyahati kazanmışlardır.

(*) Jüri özel ödülü kazanlar yarışmacılar, Tura Turizm’den yapacakları seyahatlerde vergiler hariç %10 indirim kazanmışlardır.

Not: Ödül kazanan yarışmacılar ödülleri ile ilgili her türlü konuda Tura Turizm’den Coşkun Odabaş’dan (codabas@turaturizm.com.tr) bilgi alabilirler.

Haber / Yarışma Sonuçları ”


“Spor ve Yaşam” Fotoğraf Yarışması Sonuçlandı
  Boyner Mağazaları ve Fotoğraf Dergisi işbirliği ile bu yıl yedincisi düzenlenen fotoğraf yarışması sonuçlandı. “Spor ve Yaşam” konusu ile düzenlenen yarışmaya 402 fotoğrafçı, 1461 fotoğraf ile katıldı. Sergi ve ödül töreni ise, Mart ayı içerisinde gerçekleştirilecek. 

Jüri değerlendirmesi sonucunda ödül kazananlar isimler şöyle:

Birinci: Erol Sesi (Bursa)
İkinci: A.Fatih Sönmez (Van)
Üçüncü: İhsan İlze (İstanbul)
Mansiyonlar: Tacettin Yüksel (İstanbul), Mehmet Öztürk (Aydın), Aytül Akbaş (Kocaeli)

Sergileme kazananlar: 
İsmail Tütün
Birol Kıraç
Erkan Kalenderli
Mehmet Ali Ercan
Osman Maaşoğlu
Alahattin Kanlıoğlu
Mehmet Özdemir
Mahmut Turgut
Hasan Turhan
Mursel Yağcıoğlu
Erdal Türkoğlu
İsmet Danyeli
Serkan Toprak
Ömer Yağlıdere
Ziya Murat Öztürk
Cem Korkmaz
Nuray Aksoy
Mustafa İpek
Adil Emektar
Leyla Emektar
Ali Aslan
Fehmi Murat Turan
Elif Turan
Nizami Çubuk
İsa Cıda
Okan Özbilen
Tacettin Yüksel
Veli Dölek (2 adet)

Haber / Foto Gaste


Foto Gaste


Gelecek ve ‘Yüz’leşme Fotoğraf Sergisi

Posted: 18 Jul 2013 03:30 PM PDT

Tarabya Kültür Akademisi ve Goethe-Institut Istanbul tarafından düzenlenen „Gelecek ve „Yüz“leşme (face & future)“ sergisi, 23 Temmuz’a kadar Galerie Co-Pilot’ta ziyaret edilebilir. Sergide, Tarabya Kültür Akademisi bursiyerleri Jim Raketeve Moritz Rinke‘nin birlikte çektikleri bir film ve Jim Rakete’nin çektiği portre fotoğraflar yer alıyor.
2005 yılında Avrupa Birliği’yle üyelik müzakerelerinin başlamasından bu yana, Türkiye ve AB arasında pazarlıklar sürüyor; fakat henüz gözle görünür bir başarı elde edilmiş değil. AB’den Türkiye’ye, demokratikleşme ile ilgili yeni adımlar atılması konusunda sürekli yeni uyarılar gelirken, Türkiye’de sıklıkla kendini haksızlığa uğramış  hissediyor. Bu süreçte uluslararası medyada genellikle Türkiye’nin AB’ye üyeliğinin önündeki kültürel ve siyasi engeller dile getiriliyor. Fakat şu da bir gerçek ki, ön yargılar ve klişeler çoğu zaman Türkiye’deki gerçek dinamiklerin ve dönüşüm süreçlerinin görülmesini engelliyor. Giderek gelişen ve güçlenen, büyük ölçüde Türkiye’nin genç nesillerinin başını çektiği sivil toplum pek dikkate alınmıyor.

 Yazar Moritz Rinke ve fotoğraf sanatçısı Jim Rakete, işte bu yeni sivil toplumun aktörlerini umutları, rüyaları ve planlarıyla birlikte film kareleri ve fotoğraflarda görünür kıldılar.  Ellerinde kameraları ve Leica’larıyla İstanbullu gençlere kentleri, yaşamları, aileleri, umutları ve Avrupa’yla ilişkileri ile ilgili sorular sordular. Bu şekilde ortaya çıkan portreler ve ses kayıtları, bir neslin içinde bulunduğu durumu gösteriyor; bir yanda genç insanların her gün yaşadıkları çelişkiler, diğer yanda da aralarındaki dayanışma ve birlik ruhu yer alıyor. Film ve fotoğraflar, aynı zamanda İstanbul’a çok yönlü ve tutku dolu bir bakışı da yansıtıyor. Başka bir deyişle, bu sergi İstanbul’a yönelik bir ilanı aşk.
Projenin Arka Planı ve Tarabya Kültür Akademisi
„Gelecek ve „Yüz“leşme (face & future)“, Jim Rakete ve Moritz Rinke’nin Tarabya Kültür Akademisi’nde geçirdikleri süre içinde gerçekleştirdikleri bir proje.  Çeşitli sanat dallarında faaliyet gösteren sanatçılar, Alman Büyükelçiliği’nin Tarabya’daki tarihi rezidansında üç ila on ay arasında bir süre geçiriyor ve Türkiye’den ve bu ülkenin insanları ve kültüründen esinlenerek yeni yapıtlar üretiyorlar. Kültür Akademisi’nin idari yönetimini Alman Büyükelçiliği, küratörlüğünü de Goethe-Institut Istanbul üstlenmiş durumda. Goethe Enstitüsü bu kapsamda Akademi’de kalan  sanatçılara danışmanlık yapıyor, Türkiye’den sanatçılarla ve kültür ve sanat çevreleriyle ilişki kurmalarına aracılık ediyor ve sergi, konser ve okuma gibi etkinlikler düzenliyor.
Co Pilot Galeri

Sıraselviler Cad. 85/ABeyoğlu-İstanbul

Bir Köprü Bekçisinin Günlüğü Fotoğraf Sergisi

Posted: 18 Jul 2013 03:22 PM PDT

Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık ve Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi işbirliğiyle hazırlanan Mostari / Bir Köprü Bekçisinin Günlüğü sergisi, 12 Temmuz – 31 Ağustos 2013 tarihleri arasında Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi (CKM)’de ziyaret edilebilir.
Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık ve Kadıköy Belediyesi Caddebostan Kültür Merkezi Sanat Galerisi işbirliği ile düzenlenen Mostari / Bir Köprü Bekçisinin Günlüğü Sergisi’nde, yazar ve psikolog Gündüz Vassaf’ın Mostar’da geçirdiği ayları ve bir türlü ayrılamadığı, her gün başında beklediği Mostar Köprüsü anlatılıyor.

Gündüz Vassaf,  24 Ekim – 30 Kasım 2011 tarihlerinde, Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nde çalışırken Bosna’da yaşayan kuzeninin Mostar’daki evinde kalır. Mostar’a varışının ertesi günü, dünyanın dört bir yanından gelen herkes gibi, evrensel ününe savaş acıları da eklenmiş olan Mostar Köprüsü’nün yolunu tutar. Köprü’ye vardığında yanında taşıdığı küçük defterini çıkarıp birkaç gözlemini yazar. Bu durum daha sonra yazarda bir tutku halini alır ve Vassaf’ın Mostar’daki günleri bir türlü ayrılamadığı Köprü başında geçer. Anı diye yazmaya başladığı notlar, bir süre sonra bir köprü bekçisinin nöbet defterine dönüşür.
Most, Boşnakça köprü demektir. Mostari de köprü bekçisi
Vassaf, bazen yüzlerce turist arasında, bazen gece saatlerinde tek başına Köprü’yü bekler. O Köprü’yü sahiplendikçe, Köprü onu zapt eder. Köprü ona ne yaşattıysa, o da dünyasını, duygularını, düşünce ve hezeyanlarını Köprü’yle paylaşır. Ta ki bir gün Köprü onu azat edene kadar.
Gündüz Vassaf, Mostari / Bir Köprü Bekçisinin Günlüğü sergisine yazarın şiirsel roman diye nitelediği, bu yılın başlarında Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan ve sergiyle aynı adı taşıyan kitabı yol gösteriyor. Sergi, fotoğraflardan, görselleştirilmiş metinlerden, yazarın kitaptan bölümler okuduğu videodan ve yazarın Mostar’dan topladığı nesnelerden oluşuyor.
Küratörlüğünü ve tasarımını Sadık Karamustafa’nın üstlendiği sergideki fotoğraflar Tolga Bermek, Mehmet Umur, Gündüz Vassaf ve William Özkaptan’a, Mostar illüstrasyonları ise Ersu Pekin’e ait.

Somali’de Türk Mucizesi Fotoğraf Sergisi

Posted: 18 Jul 2013 03:16 PM PDT

Somali’nin sokaklarında artık ölümü bekleyen değil gülen çocukların sesleri yükseliyor. Bir ülkenin değişen kaderi fotoğraflarda hayat buluyor. Foto Muhabiri Emin Özmen’in ölümsüzleştirdiği karelerin Gazeteci Esra Tüzün’ün kalemiyle buluştuğu ‘Somali’de Türk Mucizesi’ fotoğraf sergisinde Somali gülümsüyor…
Günde ortalama yüz çocuğun hayatını kaybettiği Somali’de yaşanan insanlık dramı Türkiye’nin uzattığı şefkat eliyle tarihe karışıyor. Henüz bir buçuk yıl öncesine kadar çocukların ve kadınların açlık ve sefaletten hayatını kaybettiği, mermi kovanlarından adım atmanın mümkün olmadığı ülkede artık yüzler gülüyor. (8 Temmuz – 9 Ağustos 2013)
Kuraklıkla birlikte başlayan kıtlık ve açlık, başta çocuklar olmak üzere tüm Somali halkını ölüm kalım çizgisinde bırakmıştı. Kemikleri sayılan, bir damla süt bulamadıkları için hayatlarını kaybeden bebeklerin yerini bir buçuk yılda gülen çocuklar aldı.
Somali’deki bu umut verici değişim Türkiye’nin uzattığı yardım eliyle oldu. Türkiye’nin yardımları bu ülkenin kaderini değiştirdi. Somali bir buçuk yılda yeniden şifa bulup komadan çıktı.

 
SOMALİ ŞİFA BULUYOR
Yeryüzü Doktorları kuraklık ve kıtlığın vurduğu Somali’de Medical Park Hastaneler Grubu’nun tüm yatırım maliyetini üstlendiği yaklaşık 5 milyon dolar bütçeli Şifa Hastanesini hizmete sundu. Hastanenin işletme giderleri ise Türk Kızılayı, IMC ve Yeryüzü Doktorları tarafından karşılandı. Açıldığı günden bu yana tamamen ücretsiz sağlık hizmeti sunan hastanede 48.000 hasta ayakta tedavi gördü, 800 hasta ameliyat edildi. Toplamda 3.100.000 USD’lik ilaç hastalara ücretsiz olarak dağıtıldı. 120 Yeryüzü Doktoru Türkiye’den Somali’ye giderek şifa dağıttı.
Yeryüzü Doktorları Somali’de açtığı 3 adet Beslenme Sağlığı Merkezi ile de toplam 40.000 anne ve çocuğun tedavisini gerçekleştirdi.
İşte bir buçuk yılda komadan çıkan bir ülkenin hikâyesi Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi’nde açılan fotoğraf sergisinde hayat buluyor. Gazeteci Yazar Esra Tüzün’ün Somali’de yaşanan bu değişime tanıklık ederken edindiği izlenimleri ile uluslararası World Press Photo ödülü sahibi Foto Muhabiri Emin Özmen’in ölümsüzleştirdiği kareler ‘Somali’de Türk Mucizesi’ adlı fotoğraf sergisinde buluşuyor.
Bir ülkenin değişimine tanıklık eden fotoğraflardan oluşan sergi, 8 Temmuz Pazartesi günü Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi’nde açılacak ve bir ay boyunca görülebilecek. Serginin açılışında siz değerli basın mensubunu da aramızda görmekten mutluluk duyacağız.
Yer: Medical Park Göztepe Hastane Kompleksi (11. Kat)

Haber / FOTO GASTE

Etiketler

, , , , , , , ,


Foto Gaste

http://fotogaste.blogspot.com


NarPhotos Milyonluk Manzara Fotoğraf SergisiPosted: 15 Jul 2013 03:22 AM PDT

Milyonluk Manzara fotoğraf sergisi 12-30 Temmuz arası DEPO’da…
NarPhotos Kolektifi’nden Serra Akcan, Eren Aytuğ, Mehmet Kaçmaz, Tolga Sezgin, Saner Şen ve Kerem Uzel, 2012-2013 yılları arasında İstanbul’un çevre semtlerinde ne türden bir kentsel-sosyal manzaranın oluştuğunu fotoğrafladılar. Fotoğraflar aynı zamanda, Mayıs 2013’te, Semih Akşeker, Cihan Aktaş, Hakan Bıçakçı, İhsan Bilgin, Tanıl Bora, Gaye Boralıoğlu, Funda Şenol Cantek, Haydar Ergülen, Alev Erkilet, Özgür Sevgi Göral, Pınar Öğünç, Mine Söğüt, Jean-François Pérouse, Özcan Yurdalan, ve Turgut Yüksel’in yazıları ile beraber Milyonluk Manzara – Kentsel Dönüşümün Resimleri adı altında İletişim Yayınları’ndan çıkan kitapta yayınlanmıştır.www.depoistanbul.net

”Direniş ve Fotoğraf” SergisiPosted: 14 Jul 2013 08:36 AM PDT

Redfotoğraf grubunun hazırladığı “Direniş ve Fotoğraf” sergisi 25 Temmuz 2013 tarihine kadar ziyaret edilebilir. Redfotoğraf  sergiyi şu cümlelerle anlatıyor;
” Hızlı başladı, günlerce sürdü. Yürüyüşler, barikatlar, forumlarla süren bir hayata dönüştü. Mesele hızlı başlamaya neden olan yavaş yavaş gelişen toplumsal sorunların bardağı taşırmasıydı aslında. Gençliğin sarsıcı patlaması. Hiç birimiz bu kadar ani olacağını beklemiyorduk, biraz şok hali yaşadık. Ama hemen fotoğraf makinelerimizle başladık nöbete, saat saat, gün gün hafta hafta kaydettik tanıklıklarımızı… Redfotoğraf olarak, sergimizi açtık. Evet Gezi direnişlerinin ardından biriktirdiklerimizi paylaşıyoruz. Direnişlerin başladığı gibi hızlı aniden açıyoruz bizde sergimizi… Sergiyi daha ilerde açmayı düşünüyorduk ama “Sanatın Eylemi” platformundan gelen çağrı süreci çok hızlandırmamıza neden oldu. İyi de oldu. Bir duyuruyla başladı herşey ve bir haftada örgütlenip bu güne yetiştirdik. Bundan sonra daha geliştirilmiş olarak her yerde açacağız sergilerimizi. 25 Temmuza kadar açık olacak sergimize bekliyoruz…

Foto Film Dergisinin 5. Sayısı YayımlandıPosted: 15 Jul 2013 06:20 AM PDT

Foto Film Sanat Merkezi tarafından hazırlanan Foto Film dergisinin 5. sayısı yayımlandı. Sinema ve fotoğraf temalı derginin 2. sayısının içeriği;

Popüler Fotoğraf ile Popüler Kültür / Özcan Yurdalan

Fotoğrafçının bireysel duruşu, kişisel beklentisi ya da hedefi farklı olsa bile yarattığımız fotoğraf kurum ve kuruluşları ile egemen kıldığımız fotoğrafçılık anlayışının kolay üretilip çabuk tüketilir fotoğraflardan başka bir ortama hizmet etmediğini düşünüyorum.

Resim – Fotoğraf – Sinema ve gerçeklik ilişkisi / Yrd. Doç. Dr. Zuhal Çetin Özkan

“Fotoğraf gerçeğin benzerini o denli iyi yaratır ki, resim sanatı izlenimci estetiğini yaratmak için özgür olur. Sinema ise zamanın tarafsızlığıdır. O artık objeleri korumaz, nesnelerin görüntüleri onların sürekliliğinin görüntüleridir.”

Gözün Göremediği Kızılötesi / Cihan Kar

Gözümüzün görmediği dalga boyundaki ışığı kullandığımızdan dolayı makinemizi, filmimizi ve objektifimizi yeniden tasarlamamız gerekmektedir. Filmli makinelerde özel film, “IR” işaretli objektif ve filtre ile fotoğraf çekebilirken günümüz dijital makinelerinde de aynı şekilde sensör hassasiyeti, IR-Pass filtresi, uygun objektif ve yazılım kullanmak zorundayız.

Portre Fotografçılığın sırları / Aleksi Petridi

Portre her an biz var oldukça, bizim veya başkasının vücudumuzun en önemli parçasıdır. Çünkü beynimiz düşüncelerimiz, duyu, tat alma, konuşma, yeme-içme hislerimiz kültürümüz, dinleme ve en önemlilerinden gözlerimizin bütünlüğünü tamamlayan bu müthiş mekanizmanın bir bütünüdür.

Delépine ve Kervern Sinemasına Giriş / Müge Yıldız

“Sinemada kynizmin temsilcileri diyebileceğimiz Benoît Delépine ve Gustave Kervern ikilisi, yaptıkları televizyon programlarından aldıkları satirik komediyi kynizmle birleştirerek seyircisini güldürürken, kapitalist toplum değerlerini eleştirir ve işledikleri yolculuk temalarıyla da sizi özgürlüğe çağırır.”

Şimdiki Yorgun Zaman / Sinan Yusufoğlu

“9-16 Mayıs tarihlerinde Ankara’da gerçekleşen 16. Uluslararası Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali’nde gösterilen Belmin Söylemez’in ilk uzun metraj filmi ‘Şimdiki Zaman’, geçmişle bugün arasında sıkışıp kalmış genç bir kadının hikayesini etkileyici bir sinema diliyle perdeye taşıyor.”

Haber / FOTOGEN Fotoğraf Sanatı Derneği Sergisi – 33 İSTANBUL


FOTOGEN Fotoğraf Sanatı Derneği Sergisi
33 İstanbul

Fotogen Fotoğraf Sanatı Derneğinin, İstanbul’un 33 ayrı yönünü, 33 ayrı fotoğrafçı gözünden yorumladığı

33 İSTANBUL sergisi, 2 Mayıs’ta İBB Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi (Maksem)’de açılıyor.

2010 Avrupa Kültür Başkenti etkinlikleri kapsamında açtığı “İSTANBUL’A ARMAĞAN: TARİHİ YARIMADA” sergisinden sonra İstanbul üzerine çalışmaya devam eden FOTOGEN, şehrimizin kültürel zenginliğini, çeşitliliğini, çok boyutluluğunu ortaya koymak amacıyla 33 fotoğraf sanatçısı üyesi ile, İstanbul’un semtlerini, doğasını, tarihi yapılarını, geleneksel ve modern yüzünü, kültürel etkinliklerini, konserlerini, müzelerini, trenlerini, insanlarını, barındırdığı zıtlıkları, 2 yıl boyunca fotoğrafladı ve ortaya kapsamlı bir görsel İstanbul panoraması çıktı.

İstanbul’u, bir serginin içinde 33 ayrı sergi ile anlatan bu benzersiz çalışma, 2 – 20 Mayıs 2013 tarihleri arasında Taksim Cumhuriyet Sanat Galerisi’nde izlenebilir.

Adres:

İstiklal Caddesi No:2

Taksim, İstanbul

33 Istanbul Davetiye

Haber / Yarışma

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , ,


Sudaki İzler Fotoğraf Yarışması

Posted: 23 Mar 2013 11:32 AM PDT

“Wilo 2. Ulusal Fotoğraf Yarışması”nı düzenliyor. Wilo, yarışma ile içme suyu kaynaklarının azalması, suyun temiz ve verimli kullanılması gibi konulara dikkat çekmeyi ve bireylerin bilinçlendirilmesini hedefliyor. Hayatın kaynağı olan suyun paha biçilmez değeri fotoğraflarla belgeleniyor.
Bu sene 2. kez gerçekleştirilen yarışma, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) onayı ve İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği’nin (İFSAK) desteğiyle düzenleniyor. “Su, Dünyanın Her Karesinde” genel başlığı altında yapılan yarışmanın bu sene ki alt konu başlığı ise “Sudaki İzler” olarak belirlendi.

Yarışmaya, amatör ve profesyonel tüm fotoğrafçılar katılabilir. Katılımın ücretsiz olarak gerçekleşeceği yarışmada son başvuru tarihi ise 14 Ekim olarak belirlendi.
Yarışmanın Seçici Kurulu’nda; Sualtı Fotoğraf Sanatçısı Alptekin Baloğlu, Fotoğraf Sanatçısı İbrahim Zaman, Fotoğraf Sanatçısı İzzet Keribar, İfsak Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Turaç (EFIAP) ve Wilo Pompa Sistemleri A.Ş.’den Melis Akçin yer alıyor.
“Sudaki İzler” konulu yarışma sonucunda 1. olan esere 3 bin TL., 2. esere 2 bin TL., 3. esere ise bin TL. ödül verilecek. Wilo – Sudaki İzler Özel Ödülü ise bin TL. olarak belirlendi. Ayrıca yarışmada başarılı olan diğer eserler, mansiyon ve sergileme ödülleri alacak.
Yarışmanın sonuçları, 21 Eylül’de gerçekleşecek Seçici Kurul toplantısı ile belirlenecek. Toplantının ardından sonuçlar 23 Ekim’de duyurulacak.
Kaynak: www.ajanda.tv

İyi Fotoğraf Nasıl Olmalı ?


Ömer Demirbilek

İyi bir fotoğrafta bulunması gereken üç önemli öğe vardır.

• Fotoğrafın güçlü bir anlatımı olmalıdır.
• Fotoğraf, yaşamın ışığa duyarlı medya üzerindeki yansımasıdır. Bu nedenle yaşam gibi üç boyutluluk,  anlatımda vurgulama – net ve net olmayan alanlar yoluyla – olmalıdır.
• Fotoğraf seyredenlerde estetik çekicilik ve seyredilme arzusu uyandırmalıdır.



W.Eugene Smith – Walking into paradise

Sırasıyla bu üç öğeyi inceleyelim.

Fotoğraf basitçe yaşamın ışığa duyarlı elemanlar üzerine tesbiti ile yapılan bir anlatım biçimidir…

İyi bir fotoğrafın üç önemli öğesinden birincisi ve en önemlisi: “fotoğrafın ne anlattığıdır”.

Fotoğrafın anlamlı bir faaliyet olması için çekim süreci hedef odaklı olmalıdır. Yani fotoğrafın anlattığı bir şey olmalıdır. Aksi halde gevezelikten, boş ve amaçsız faaliyet olmaktan öteye geçemez.

Fotoğrafçı; fotoğrafında yaşama dair, daha çok da insan yaşamına dair şeyleri genellikle doğrudan, bazen de imgeleme yoluyla anlatır. İnsanı insan yapan şeylere seslenir, yani duygularımıza hitap eder.  Değerlerimize inançlarımıza gönderme yapar.

İnanılır ki; bir fotoğraf, sadece duygularımıza gönderme yapmayıp bununla birlikte ne kadar çok duygu paylaşımı sağlıyorsa (ve eyleme yöneltiyorsa) o kadar etkilidir. O nedenle iyi ve etkili bir anlatım için fotoğraf bizi içine almalıdır.

Bazı duygularımız diğerlerinden daha çok etkilidir.  Adalet, coşku, heyecan, öfke, isyan, muhalefet, cinsellik gibi.  Bu duyguları esas alan fotoğraflar genellikle daha güçlü anlatıma sahip olurlar.

Burada güçlü anlatımı olan birkaç fotoğraf ustasından bahsetmek gerekir:

Büyük usta W. Eugene Smith’in “Tomiko in Bath“ isimli yapıtı, iyi fotoğrafın nasıl olması gerektiğinin tam örneğidir.



W. E. Smith – Tomiko in Bath

Robert Capa, çok çok güçlü anlatımı olan fotoğrafları ile dikkati çeken başka bir ustadır.



Robert Capa – D day

Fotoğrafta anlatımın ne denli önemli olduğunu göstermesi açısından, tüm arkadaşlara önereceğim bir eser “Amerikan Photographers of the Depression“ isimli kitapçıktır.  Anlatım öğesi güçlü fotoğrafların, sadece günlük hayatın (o acı, hüzün, neşe, tasa, üzüntü, mutluluk, açlık, tokluk, çaresizlik dolu, çoğu kez gücümüzün yetmediğini  gördüğümüz sıradan hayatın) içinden çekileceğini gösteren inanılmaz güzel bir eserdir. Özellikle Dorothea Lange’ın Migrant Mother ve diğer fotoğrafları tüylerimizi diken diken eder.



Dorothea Lange – Migrant Mother

Medyanın sınırlı oluşu,  mesajın güçlülüğü için hedefe yönelik şekilde, doğru yerde, doğru anda çalışmayı, yaşamın  şiirini görme becerisini ve araçları ustaca kullanarak sabitlemeyi gerektirir.

Fotoğrafçı, günlük yaşamın içinde her gün görünmez kalemle yazılıp kaybolup giden en güzel şiirleri bulur ve kadraja hapseder. Bizim için ve diğer tüm insanlar için. Görsünler, değerlendirsinler, tartışsınlar, ne yapılacağına karar versinler ve yapsınlar diyerek. Fotoğrafçı bu günü yarın için belgeler. Eleştirel yaklaşır ama yargılamaz.  Asla asla hiç bir şekilde taraf olmaz.



Chris Steele-Perkins – Uganda 1980

Ama en güzel şiirler kısa sözcüklerle yazılanlar değil midir?

Brecht   Yağmur yağmaz yukarı,
Gerisin geri
Artık acımasa da yara
Acır onun
Kalan yeri

Y. Kemal  Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın
Beni denizler ortasında yelkensiz bıraktın
Öylesine yıktın ki hayallerimi
Beni sensiz
Beni bensiz bıraktın

Aragon  Ölmek kolaydır sevmekten
Bundandır benim yaşamaya katlandığım

Nazım  Yaşamak bir ağaç gibi yalnız ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine

Mehmet Akif   Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
Sönmeden yurdumun üzerinde tüten en son ocak.

Nike   Never Give Up. Just Do It

Galiba biz fotoğrafçılar şairlere göre biraz daha şanslıyız.

Yüzü karakterini yansıtabilenler (yüzü kırışmış yaşlılar), enerji dolu gençler ve saflığı simgeleyen çocuklar genellikle çok iyi anlatım gücü olan objelerdir.

Yoğun duygu yaşanan her yer, anlatımı güçlü fotoğrafların çekilebileceği yerlerdir. Hastahaneler, semt pazarları, otobüs garajları, vapur iskeleleri, tren garları, perşembe pazarı gibi iş merkezleri, stadyumlar, okulların mezuniyet törenleri, her tür toplumsal, dinsel veya etnik ritüeller, Kumkapı ve Çiçek pasajı  gibi eğlence merkezleri, otobüsler veya otobüs durakları kolayca sıralanabilecek olan yerlerdir.

2. Öğe: “Fotoğraf üç boyutlu olmalıdır”

Fotoğraf yaşamın medya üzerinde yansımasıdır. O halde, o da yaşam gibi üç boyutlu ve anlatımında net ve net olmayan alanlar kullanılarak vurgulama yapılmış olmalıdır. Fotoğrafı resim çalışmalarından ayırt eden özellik yaşamla olan direk bağıdır.



W.E. Smith – French Africa

Yaşamın üç boyutlu oluşu bir gerçektir de, biz aslında iki boyutlu görürüz. Her gözümüzün gördüğü iki boyutlu görüntüler beyin tarafından birleştirilerek üç boyutlu hale getirilir.

Bir diğer önemli konu ise, sadece baktığımız unsurları net ve kesin olarak görürürüz. Diğer tüm unsurlar net değildir. Net olarak gördüğümüz şeyler baktığımız elemanlardır. Görüş alanımızdaki diğer tüm unsurlar dereceli bir şekilde flu olarak görülür ve algılanır. Bu net olarak gördüğümüz unsurlar bizim için önemli – görüş açımızdaki ana eleman – olanlardır.

Fotoğrafın üç boyutluluğu sayesinde:

Fotoğrafta net olan unsur veya unsurlar anlatımın ana elemanlarıdır.  Bu elemanlarla – bu elemanların birbirleriyle olan ilişkileriyle – veya göreceli olarak flu olan diğer unsurlarla olan ilişkileriyle fotoğrafın anlatımını oluştururuz.

Önemli olan elemanın fotoğraf üzerinde net olması, diğer unsurların göreceli olarak artan şekilde daha az net olması sayesinde fotoğraflarımız kolay, çarpıcı ve etkileyici bir hava kazanırlar.

Göreceli değişken netlik konseptine  müzik eserlerinde de rastlarız. Solist – insan veya enstrüman – sesi daha duyulur şekilde müziği icra eder. Böylece algılama çok daha kolay olur.

Fotoğrafta ise üç boyutluluk için iki araç (dijital fotoğrafla beraber üç adet) kullanırız. Bir tanesi kullanımı oldukça kolay diğeri ise tümüyle usta işidir.

Birinci yöntem alan derinliğidir. Çekilen fotoğrafın çok net olan ana objesinin önünde ve arkasında net  olmayan bölgelerin varlığı üç boyutluluk yaratır.

Göz net olan ve net olmayan objeler arasında hemen net olanı algılar. Objenin önünde ve arkasında net olmayan alanın oluşu beyinde üç boyutluluğun yaratılışına benzer bir sonuç yaratır. Ve biz fotoğrafı içine girdiğimiz üç boyutlu bir medya olarak algılarız.



Chris Steele Parkins – Doctor and the woman

Büyük usta W.E. Smith in bir baş yapıtını daha vermek isterim.


W. E. Smith – Made in Japan

Alan derinliği, kullandığımız lens ve o lense ait diyafram açıklığı parametreleri ile kontrol edilir. Burada yanlış anlaşılmaması için bir kez daha vurgulamak isterim ki; hedeflediğimiz şey DAHA AZ ALAN DERİNLİĞİDİR, daha çok değil. Alan derinliği; lensin odak uzaklığının büyümesi ve o lense ait diyafram açıklığının  büyümesi ile ters orantılıdır. Odak uzaklığı küçüldükçe ve diyafram açıklığı azaldıkça alan derinliği artar.

Bunu örneklersek;  f=135 mm odak uzaklıklı bir lensin F:2 diyaframı ayni lensin F=2.8 veya F=4 diyaframından daha az alan derinliğine sahiptir. F=50 mm odak uzaklıklı bir lensin F=2 diyaframı 135 mm bir lensin F=2.8 diyaframından daha fazla bir alan derinliğine sahiptir. Önemli bir noktaya dikkati çekme isterim. Diyaframın rakam olarak büyümesi diyaframın küçülmesi anlamına gelir ve alan derinliğini arttırır.

Genelikle dijital kameraların kullandığı lenslerin odak uzaklıkları o kadar küçüktür ki, genellikle alan derinliği F=2.8 diyaframla bile sonsuzdur.

İkinci aracımız ışıktır.


Josef Koudelka – Gypsies

Bizatihi fotoğrafı oluşturan şey ışıktır. Işık gökteki konumu, geliş açısı ve günün zamanına bağlı olarak, cisimlerin sert, yumuşak, uzun, kısa, az veya çok gölgelerinin oluşmasına neden olur. Renklerin doygunluğuna veya solukluğuna neden olur.

Işık kesinlikle fotoğrafın öğrenilmesi en zor en usta işi öğesidir. Meraklılarına, Collins Phography Workshop serisinden M. Freeman tarafından yazılmış “Light” isimli kitabı salık veririm. Burada bir diğer büyük usta Ansel Adams’ı anmadan geçmemek lazım.



Ansel Adams – Teneya Creek

Işığı ve alan derinliğini ustalıkla kullanan iki ustanın iki eseri…



Josef Koudelka – Gypsies

Rene Burri – 77 Strange Sensation

Dürüstçe söylemem gerekirse; fotoğrafın diğer elemanlarına göre ışık, çok daha az çile çektiğim bir konu ama ustalarımdan aklımda kalan tavsiyeleri sıralayabilirim.

Fotoğrafta üç boyutluluğu yaratmak için, genellikle günün çok erken veya akşama yakın saatleri tercih edilmeli. Bu saatlerde, güneş ışığının objenizin üzerine 15 – 30 derece dikey eğimli şekilde ve de yatayda mutlaka size göre 15 – 30 derece açı ile gelmesine dikkat edin. Mutlaka ama mutlaka aydınlanma seviyesi aralığını kontrol edin.


Rene Burri



Rene Burri

Rene Burri


Yazılımla alan derinliğinin kontrolü:

Dijital fotoğrafların işlenmesinde kullanılan tüm yazılımlarla, fotoğraf üzerindeki bir bölüm flu yapılabilir, blur özelliği arttırılabilir. Ustaca yapıldığı taktirde oldukça da faydalı bir yöntem olarak kabul edilmelidir. Nasıl yapıldığını öğrenmek için, kullandığınız yazılımın adını ve “blur” sözcüğünü girerek google’da aratın. Bu konuda pek çok başarılı pdf veya video bulabilirsiniz.

Yazılım kullanılarak genellikle arka plan üzerinde fotoğrafın bir kopyası yaratılır. Bu kopya görüntü “gaussian blur” filtresi ile flu yapılır. Bu kopya üzerinde bir mask yaratılarak ana elemanların net olarak kalması sağlanır.   Blending modu ve opasite değiştirilerek esas görüntünün ve kopyanın düzgün ve doğru şekilde iç içe geçmesi sağlanır. İyi bir bokeh (out of focus) etkisi yaratabilmek için bazen birkaç tane kopya ve mask kullanmak daha doğru bir yöntemdir. Aşağıda kendi fotoğraflarımdan bir tanesinin orijinal ve yazılım ile out of focus (bokeh) uygulaması yapılmış iki halini veriyorum. İlki orijinal fotoğraf, ikincisi yazılımla bokeh uygulanmış olanıdır.



Fotoğraf seyredenlerde estetik, çekicilik ve seyretme arzusu uyandırmalıdır.

Çalışmalarımda ustaların doğru pozlama, doğru enstantane, berraklık, çözünürlük, keskinlik ve kompozisyona (ve çoğu kez bunun parçaları olarak gördükleri leke ve renk dengesine) sırası ile önem verdiklerini gördüm. Fotoğraf mutlaka çok doğru şekilde pozlanmış olmalıdır. Doğru pozlanmamış bir fotoğrafta aşağıdakilerden hiç biri elde edilemez.

Fotoğrafta estetik hoşluk için en önemli olan berraklıktır. Berraklık, fotoğraf üzerinde çok temiz bir mikro kontrast elde edilerek sağlanır. Başka bir deyişle; fotoğraf çekiminde iyi iş yapım tekniklerinin tümünün başarı ile uygulandığını ve dinamik aralığın doğru şekilde kontrol edildiğini gösterir.

İkinci önemli konu, ne kadar yüksek çözünürlük varsa o kadar iyidir. Estetik çekiciliği olan fotoğraflar, genellikle yüksek çözünürlüğü olan fotoğraflardır.

Üçüncüsü keskinliktir. Keskinlik dediğimiz şey; “contrast” değil “acutance”tır. Yani, bir renkten diğer renge geçişteki çabukluktur.



Chris Steele Parkins

Yüksek akütans değeri yüksek bir berraklıkla ve yüksek çözünürlükle birleştiğinde o fotoğraf patlar.  Lütfen Rene Burri’nin önceki sayfalardaki ve Chris Steele Parkins’in yukarıdaki  fotoğraflarına bakınız.

Bir diğer konu fotoğrafın tasarımı konusudur. Kompozisyon bu konunun alt başlığı olarak ele alınmalıdır.

Çerçeveleme, leke ve renk dengesi, harmoni, bakma konumu ve görme açısı, bunların her biri üzerinde kafa yorulması, pratik yapılması gereken konulardır. Her biri  bu yazının içine sığmayacak kadar geniştir.

Açıkçası; fotoğraf anlayışlarını paylaştığım fotoğraf okulu, fotoğrafta kompozisyon konusuna pek takılmaz. Bu konuya pratikle edinilen, üzerinde düşünmeden yapılan bir görme biçimi olarak yaklaşırlar. Ben de aşağı yukarı aynı durumdayım. Bu konuda çok fazla dertlenmiyorum. Ama aynı fotoğraf okulunun kurucularından W.E.Smith, mükemmelliyetçi yaklaşımı ile bu konunun en iyi örneklerini vermiştir.

Collins Photograph Workshop serisinden “The Image“ bu konuda kafa yormak isteyenlerin çok şeyler öğrenebileceği bir kitaptır. Bir diğeri ise Amphoto Book serisinden Bill Smith tarafından yazılan “Designing a photograph “.

İnterneti kullanarak, ünlü fotoğrafçıların sitelerini ziyaret edip eserlerini incelemek çok yararlı bir eğitimdir.

Bu yazı içinde iyi fotoğrafın elemanları üzerinde durduk. İyi fotoğrafın nasıl üretilebileceği, daha detaylı bir başka çalışmanın konusudur.

Ancak fotoğrafı gerçekten öğrenmek isteyen tüm arkadaşlara bir adet Rolleiflex T, Rolleicord, Yashica Mat124, Minoltacord gibi 6×6 film üreten, TLR kamera satın almalarını öneririm.  Bir de 6X6 basabilen stabil bir agrandizör.

Bu kameralarla doğru pozlama, mikro kontrast, yüksek çözünürlük konularını göreceli olarak çok daha kolay şekilde öğrenir ve çok daha kolay şekilde doğru negatif üretebiliriz.

Dijital fotoğraf başlığı altında söylenebilecek olan şeyler ise kısaca şöyle: Önce işlemin basitliği sayesinde inanılmaz süratli bir öğrenim sürecinden bahsedebiliriz. Ancak ustalaşmak için en az APS-C boyutunda görüntü çipi olan bir kamera kullanmakta yarar var. Günümüz fotoğrafında en önemli konu, giderek alan derinliği kontrolü haline gelmektedir.

Ne yazık ki; çipi daha küçük olan dijital kameralarda, bu çipler için üretilen lenslerin doğal olarak çok büyük alan derinliğine sahip olması nedeniyle, bu kameralarla doğal ışık altında genellikle iki boyutlu fotoğraf üretilir. APS boyutundaki SLR kameralar, analog SLR kameralara göre daha fazla alan derinliği üretirler ama bu kontrol edilebilir. Çok ideal olmasa da, dinamik aralığı kolayca kontrol etmemize imkan verdikleri için çok öğretici ve yararlı cihazdırlar.

Daha küçük çip kullanan, 1/2,7 – 1/1,8 – 2/3 büyüklüğünde dijital kameralarla doğal ışık altında, açık alanda alan derinliğinin kontrol edilebileceğini sanmıyorum. Ancak kapalı mekanlarda, doğal ışığı çeşitli şekilerde kontrol ederek ve yardımcı ışık kullanarak çok güzel fotoğraflar üretilebilir.

Bu çok heyecan verici, çok öğretici ve inanılmaz şekilde geri dönüşü olan bir eğitim oluyor. Bunu uygulayanlar fotoğraf konusunda yapacakları niteliksel sıçramaya kendileri de inanamayacaklar.

Unutmayınız… Fotoğraflarımızın çok çarpıcı bir anlatımı olmayabilir ancak, fotoğrafın üç boyutlu olması, izleyicilerde estetik hoşluk ve seyretme arzusu yaratması, tamamen disiplinli çalışmaya ve doğru, iyi iş yapım tekniklerinin uygulanmasına bağlıdır.

Alt yazı:

Fotoğrafın küçük alt yazılarla çok daha çarpıcı olması sağlanabilir. Bazen açıklayıcı alt yazı gerekebilir.

Katıldığım seminerlerden aklımda kalan bazı usta tavsiyeleri şöyle: Daima alt yazı kısa ve özlü olmalıdır. Mutlaka yazı fotoğrafın tamamlayıcısı olmalıdır, fotoğraf yazının değil.  Yazı olabildiğince duygusal olmalıdır.


Ev ödevi:
İnsanlar genellikle birkaç duyguyu birden -değişik derinliklerde olabilir- yaşar. Bazen birkaç duygu kolayca yakalanır. Bu duyguların yaşandığı yerler, güçlü anlatımı olan fotoğraflar çekmek için ideal yerlerdir. Bu tür yerler nereleridir? Cevabını bulmayı, birinci ev ödevi olarak size bırakıyorum. Bulması inanın hiç zor değildir. Yeter ki bakalım ve arayalım. Ve böylesi fotoğrafları çekmeye cesaret edelim.

Bir usta ile yapılan ropörtajda okumuştum. Görme disiplininin çok önemli olduğunu, bir sokaktan bir dia gösterisi, bir mahalleden ise bir sergi için gerekli olan fotoğrafları çekebileceğini söylüyordu. Görme disiplinini bir başka yazıda inceleyeceğiz.

Love or hate

Uygulayanlardan tiksindiğim ama %100 çalışan bir yol daha vardır. Diğer tüm anlatım biçimlerinde olduğu gibi fotoğrafta da kazanmak için herşeyi yapan insanlar vardır. Bu yolu ben “Love or hate” metodu olarak adlandırırım.

Toplumsal kırılımların güçlü olduğu bir konu ile ilgili, biraz da zorlamayla, çok kaliteli olabilen fotoğraflar çekersiniz, konu ve reyting arayan bir iki editör bulursunuz. İnsanlar sizi ve fotoğrafınızı konuşur. Toplumu iki parçaya bölmüşsünüzdür ama ne gam. Siz ve şöyle böyle olan fotoğraflarınız ünlü olduktan sonra. Oliver Toscani bu yöntemin ilk ciddi uygulayıcısı diye bilinir. Benetton reklamları bir zamanlar bu konseptle hazırlanıyor ve epeyce ses getiriyordu.

O yüzden tüm büyük fotoğrafçıların yaptığı gibi, önce değerlerinizi belirlemenizi, sonra bu değerlerin aracılığı ile vizyon ve misyon cümlenizi tanımlayıp bu doğrultuda fotoğrafa devam etmenizi öneririm. 

Bir iki kitap adı da değer, vizyon ve misyon için:
• Umut bir yöntem olamaz.  G. R. Sullıvan and M. V. Harper  – Boyner yayınları
• The tools of leadership     Max Landsberg   – Fire and Water
• The tao of motivation  Max Landsberg   – Fire and Water
• A passion for excellence  T. Peters & N. Austin   – Fontana and Collins
• Kurtuluş    TV dizisi    TRT

Yukarıdaki kitaplar bu konuda henüz kafa yormamış olanlarımızın eminim hayatlarını değiştireceklerdir.

Haber / Röportaj

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , ,


World Press Photo Ödüllü Foto Muhabiri Emin Özmen’le Söyleşi

Posted: 02 Mar 2013 03:32 AM PST

Fotoğraf: Bünyamin Aygün
Dünyanın en prestijli fotoğraf ödülleri olarak kabul edilen World Press Photo ödüllerinin  Spot News kategorisinde 2. olan ve bu ödülü 30 yıl sonra Türkiye’ye getiren Sabah gazetesi foto muhabiri Emin Özmen, aldığı ödül ve foto muhabirliği hakkındaki düşüncelerini Foto Gaste‘ye değerlendirdi.

Üniversite yıllarında belgesel fotoğrafla ilgilenmeye başlamışsınız, hatta yapmış olduğunuz ödüllü foto röportajlarınız da var. Belgesel fotoğrafa yönelmenizi sağlayan şey neydi? Bu alanda idolleriniz var mı? 

Fotoğrafla teknik mnasebetimi tamamladığım zaman belgesel fotoğraf dışındaki alanların gayet manasız ve sıkıcı olduğunu gördüm. Kaydettiğim anın bir belge niteliği olmalıydı, ve mümkünse de yaşadığım dünyaya bir hizmeti olmalıydı. Laf olsun diye fotoğraf çekmek istemedim hiç, veya duvara asacağım bir fotoğrafım olsun gibi derdim de olmadı. Belgesel fotoğraf ve hatta daha da özele inersek fotoğraf öykücülüğü yapmaya çalıştığım şey. Fotoğraflar sıraya dizerek bir hikaye anlatmaya, tanık olduğum olayları öyküleyerek aktarmaya çalışıyorum izleyene. Ve mümkünse yaşadığımız dünyadaki sorunlara yaklaşmaya çalışıyorum. Küçükte olsa etkim hayata fotoğrafla müdahale etmek istiyorum…Fotojurnalizm diye adlandırdığımız şey tam anlamıyla…Hem kişiliği hemde fotoğrafa ve dünyaya yaklaşımı ile James Nachtway’i izliyor ve örnek alıyorum. Paulo Pellegrini,Yuri KozirevBenjamin LowyOliver Laban MatteiPep Bonet işlerini beğendiğim ve düzenli takip ettiğim isimlerin bazıları…

World Press Photo 2013 Spot
News kategorisinde 2. ödülü alan fotoğraf.

World Press Photo ödülünü kazanmak nasıl bir duygu?World Press Photo fotoğraf gazeteciliğinin sembolüdür. Dürüst, tarafsız samimi gazetecilik. Böyle bir oluşum tarafından takdir edilmek hoş bir duygu elbette. Birde vatanperver duygularım var işin içinde. 30 yıldır ülkemizin ismi ne yazık ki anılamadı bu oluşumda. Fotojurnalizme ve gücüne inanmış genç bir nesil doğuyor Türk medyasında. Şu an Türkiye’deki fotoğraf algısından çok daha uzakta, evrensel değer ve anlamları benimseyen bir nesil. Başarılı arkadaşlarımız yetişiyor ve inanıyorum ki hem fotoğraf gazeteciliği hemde ülkemiz adına başarılı işlerin altına isimlerini yazacaklar. Bu ödül birçoğumuz için kıvılcım olsun diye ümit ediyorum…

 
 
 
Ödül aldığınız fotoğraf gazetede yayınlanmadığı için yarışmaya göndermişsiniz, bu fotoğrafla dereceye girdiğinizi öğrendikten sonra gazetenizin fotoğraf editörüne teşekkür etmiş olmalısınız.
Ödül kazanan fotoğraf gazetede yayınlanmadı diye göndermiş değilim. Güçlü bir fotoğraftı, yayınlanmış olsa dahi yollardım. Ödül kazanacağını editörüm de fotoğraf servisindeki diğer arkadaşlarımda biliyorduk.
Fotoğraf: Bünyamin Aygün

Türkiye’ye 30 yıl sonra gelen bu ödüle medyanın ilgisi nasıldı? Nasıl tepkiler aldınız?Medya da ciddi bir ilgi gördü ödül elbette. Yıllardır bu ödülü kazanmayı arzulayan meslektaşlarımız orada bir Türk’ün isminin geçiyor olmasına oldukça heyecanlandılar. Uzun yıllar bu meslekte emek veren insanların övgü dolu sözlerini aldım. Sağolsunlar, bu heyecanı hep birlikte yaşadık.

Ödül aldığınız fotoğrafın çekildiği mekâna nasıl girdiniz? Bir savaş muhabiri çatışmanın ve şiddetin arasına nasıl sızar? Suriye’ye girmeye Türk Hükumetinin engeli vardı o dönem. Gazeteci dahi olsanız sınırın diğer tarafına geçmeniz mümkün değildi. Mayınlı arazilerden illegal bir şekilde girdim. Kullanılmayan ve pekte bilinmeyen güzergahlardan Halep şehrine ulaştım birkaç günde. Suriye de sivil ayaklanmanın başladığı Mart 2011 den sonra bir yıl geride kalırken,  kendilerine Özgür Suriye ordusu ismini veren direnişçiler  ile Esad birlikleri arasındaki çatışmalar Halep şehrine sıçramıştı.  Kentte yoğun bir bombardıman vardı. Muhaliflerin sığınmış olduğu bir okuldaydık. Akşam saatlerinde iki Esad Muhbiri yakalanarak okula getirildi. Sorgulanmak için okulun alt kısmına indirdiler. Refleks olarak takip etmeye başladım. Fotoğraf çekiyordum bir yandan, ama fazla dikkat etmemeye çalışıyordum. Olaylara uzunca bir süre tanık oldum. Sonrasında birliğin komutanı alt kata indi. Ve orada bulunmamamı istedi. Bende kameramı indirip sorgu odasını terk ettim. Bu insanlar yaklaşık iki yıldır savaş içerisindeler. Birçoğu yakınlarını kaybetti, evlerini hayatlarını ve belkide geleceğini yitirdi. Acıları var, onlara ve yaşadıklarına saygı duyuyorum. Fotoğraf çektiğim ortamlarda çok dikkat etmeye ve rahatsız etmemeye özen gösteriyorum.

BM Somali’de kıtlık ilan ettiği sırada oradaymışsınız ve gazetenize geçtiğiniz fotoğraflar sayesinde medyanın Somali’deki kıtlık olayına ilgi duymasına vesile olmuşsunuz, daha sonrasında da Somali için yardım kampanyası başlatılmıştı. Fotoğraflarınızın oradaki yardıma muhtaç insanların işine yaradığını görmek nasıl bir duygu?

Fotoğraf: Emin Özmen

Çektiğim fotoğrafların insanlık adına bir şeye yaradığına şahit olduğum ilk olaydı bu. Doğu Afrika’da son 60 yılın en büyük kuraklığı yaşanıyordu. Yüz binlerce insan yiyecek bir lokma ekmek bulamadığı için hayatını kaybediyor, gözlerinizin önünde kıvranıyorlardı. Onlar için birşey yapmak istiyorsunuz ve ne yapabilirsiniz ki. Elimde sadece bir fotoğraf makinesi var nasıl yardım edebilirim o insanlara. Sadece bu kaosu daha iyi anlatmak istedim. En iyi anlatacak fotoğrafların peşine düştüm. Ve bu fotoğrafların bir işe yaraması için dua ettim sadece. Haberi bitirip yolladım ve ertesi gün gazetenin birinci sayfasından manşet olarak girdi. Sonra yazı dizisine dönüştü, bir hafta boyunca olayı parça parça hikayeler halinde anlattım. Daha ben dönüş yolundayken gazetem ile Kızılay ortak bir yardım kampanyası başladı. Sonra buna diğer medya kuruluşları da katıldı ve yardım çığ gibi büyüdü. 450 milyon TL gibi bir rekora ulaştı ki bu Türkiye tarihinin gördüğü en büyük yardım kampanyasıydı. Gemiler ve uçaklar dolusu yardım gitti Somali’ye. Yardım çalışmalar 3 yıldır devam ediyor, ben aralıklarla Somali’ye giderek değişimi gözlerimle görüyorum. Gurur verici bir olay. Bu olay fotoğrafın gücüne inanmamı sağlayan ilk olay olmuştu.

Tehlikeli bir coğrafyada yüksek adrenalin altında çalışmak mı ya da sıradan ve hayati tehlikesi olmayan bir yerde fotoğraf çek mi sizi daha yaratıcı kılar?

Fotoğraf: Bünyamin Aygün


Farkı yok. Tehlike veya adrenalin arıyor değilim. Sadece yaşadığım dünyanın değişim dönüşümüne makinem ile tanık olmaya, belgeler bırakmaya çalışıyorum. Beni sadece eğildiğim konunun etki ettiği toğluluğun büyüklüğü daha yaratıcı kılıyor diyebilirim. Çektiğim fotoğraf on kişiyi ilgilendiriyorsa daha az motive oluyorum, daha büyük bir kalabalığı ilgilendiriyorsa daha fazla gibi…

Medya tarafından verilen savaş, afet veya buna benzer olumsuz haberlerin bir süre sonra sıradanlaştığını ve etkisini kaybettiğini düşünüyor musunuz? Cepheden veya olay yerinden ofise döndüğünüzde aktardığınız gerçeğin beyaz camın veya bir gazete kâğıdının üzerindeki sıradan bir görsele dönüştüğünü düşündünüz mü? Medya nın olaylara yeterince insani duygularla yaklaştığını sanmıyorum. Samimi oldukları konusunda da ciddi şüphelerim var. Benzer konularda düzenli olarak bir gayet yapay ‘acitasyon’ durumu mevcut. Ve olayları sıradanlaştıran şey bu aslında.

Cep telefonu çıktı mertlik bozuldu mu? Sosyal medya herkesi foto muhabiri yapabilir mi?Cep telefonları ile fotoğraf üretmek çok kolay artık. Bunu fotoğraf gazeteciliği için kullanan ve dünyanın önde gelen yayınlarında yayınlayan insanlar var. Libya da İphone ve uygulamaları ile kaydedilen fotoğraflar TIME dergisinde yayınlanmıştı. Sadece evrensel yayınlara fotoğraf ulaştırmak gibi bir gaye edinmeye de gerek yok, yurttaş gazeteciliği diye bir mevzu var. Birçok insan mobil telefonları ile tanık oldukları konuları sosyal medyada kullanarak bahsi geçen yurttaş gazeteciliğini hayata geçirmiş vaziyette.

Fotoğraf dünyasını salt foto muhabirliği penceresinden mi takip ediyorsunuz?  Estetik kaygılarla çekilmiş sanatsal tarzdaki veya dijital müdahale ile yapılan dijital çalışmaları nasıl değerlendirirsiniz?  Fotoröportaj ve fotojurnalizm benim fotoğrafı algıladığım ve ürettiğim şekli. Ama fotoğrafın diğer alanları ile de ilgiliyim. Sanatsal kaygılar ile üretilmiş işlerden de keyif alıyorum.

Ülkemizde fotoğrafa çekmeye olan ilgi çok yoğun ama aynı ilgi fotoğrafın (sergi, foto albüm, foto kitap vb.)  kendisine duyuluyor mu? Çektiği fotoğraflar ile en kısa yoldan bir sergi yapma derdinde zaten insanların büyük bir kısmı bu ülkede. Bir köşeyi boş dönseniz diğerinde bir fotoğraf sergisine rastlamamanız mümkün değil. Bu iyi mi kötü mü tartışılır. Ama bir fotoğraf albümü satın alarak evinde veya ofisinde küçükte olsa bir fotoğraf kütüphanesi oluşturma kültürü mevcut değil bu ülkede. Bunu hem vatandaşlarımızın hem kültür düzeyine, hemde ekonomik koşullarına bağlıyorum ben. Yani iki konuda geliştikçe fotoğraf yayıncılığı da gelişecektir…

Fotoğraf: Bünyamin Aygün

Bu güne kadar çektiğiniz fotoğrafları bir sergide veya kitapta toplamayı düşünüyor musunuz? Çektiğim fotoğrafları dört kez albüm haline getirdim. Albüm yaptığım işin kalıcı olması yönünden oldukça önemli benim için, önümüzdeki yıllarda da albüm çalışmalarım olacak. Ama sergi konusunda aynı heyecanı duymuyorum malesef…

Samimi sohbetiniz için teşekkürler.
Ben teşekkür ederim.


Röportaj: Göksel Kayış

Haber / Sergi / Kitap / Gösteri

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Instagram 100 Milyon Aktif Kullanıcıya Ulaştı

Posted: 01 Mar 2013 03:42 AM PST

Instagram’ ı 2012 Nisan ayında 1 milyar dolara satın alan Facebook CEO su Mark Zuckerberg, platformun aylık 100 milyon kullanıcının aktif paylaşımda bulunduğu bir düzeye ulaştığını açıkladı. Sosyal fotoğraf paylaşım sitesi 2010 yılının Ekim ayında kurulmuş ve çok kısa sürede popüler hale gelerek, sürekli bir büyüme sergilemişti. Geçtiğimiz Aralık ayında fotoğrafların telif hakkı konusunda yaşanan sorunlar nedeniyle pek çok kullanıcının hesabını dondurmasına rağmen ulaşılan bu nokta günümüzde fotoğrafla an ve durum paylaşımının ne denli ilgi çekici hale geldiğinin  kanıtı sayılabilir.

Ka Fotoğraf Geliştirme Atölyesi’nin İlk Kitabı Kata Görücüye Çıkıyor

Posted: 01 Mar 2013 03:31 AM PST

Ömer Orhun ile “zamanın halleri…” Atölyesi  katılımcılarının fotoğraflarının yer aldığı, Ka Fotoğraf Geliştirme Atölyesi’nin ilk kitabıKata yoğun geçen üretim sürecinin ardından 1 martta görücüye çıkacak. Zaman, boşluk, görme, algı gibi konularla yola çıkan atölye kapsamında kavramsal bir yeniden okuma ile metafor ve görüntülerin birlikteliği üzerine yapılan tartışmalar fotoğrafların çıkış noktasını oluşturdu. Atölye katılımcıları için tamamen yeni bir deneyim ile yeni edinilen bir ifade biçiminin ürünü olarak ortaya çıkan kitabın tanıtım kokteyli ve kitapta yeralan fotoğrafların sergisi 1 Mart akşamı Ka Fotoğraf Geliştirme Atölyesi’nde yapılacaktır.
Güneş Sokak 17/5 Çankaya 06690 Ankara

3 Bölümlük Bir Afrika Masalı: Etiyopya Fotoğraf Gösteri

Posted: 01 Mar 2013 03:18 AM PST

PhotoWorld Fotoğraf Merkezi Salı etkinlikleri Ali Borovalı‘nın Etiyopya gösterisi ile devam ediyor. Dünyanın en fakir ülkelerinden biri, en nefes kesenlerinden de… Kral Lalibela’nın kaya içine oydurduğu monolitik kiliselerden, bin yıldır değişmeyen Ortodoks ayinlerine; Afrikanın çatısı Simien Dağları’ndan, deniz seviyesinin 160 metre altındaki Danakil Çöküntüsü’ne; yeryüzünün en sıcak havzası Dallol’un gerçeküstü renklerinden, -yerlilerin deyişiyle- cehennemin kapısı Erta Ale’nin fokurdayan lavlarına; kızıl kalpli endemik baboonlardan, dünyanın en iri timsahlarına; Omo Vadisi kabilelerinin danslı-kırbaçlı ritüellerinden, Mursilerin tabak-dudaklı kadınlarına… Bir Afrika masalı, Etiyopya.
Tarih: 05 Mart 2013 Salı
Ali Borovalı
Ali Borovalı İstanbul’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi, İdari Bilimler Fakültesi’nden mezun olduktan sonra İdari Bilimler dalında yüksek lisans için gittiği ABD, Florida’dan fotoğraf eğitimi de alarak döndü (1981-1984). Sonraki yıllarda fotoğrafçılıkta uzmanlaşma arayışı, onu foto-röportaj alanına yönlendirdi.
Son yıllarda dünyanın önemli fotoğraf merkezlerinde gerçekleştirdiği sergilerle adını uluslararası düzeyde duyuran Ali Borovalı yapıtlarında insan yaşamına, çevresine ve kültür temalarına yaratıcı bir bakış ile odaklanmaktadır. Röportajları, Atlas, GEO, National Geographic Traveler, Discovery Magazine, Le Monde2, Gezi, Skylife, Elle, Maison Française ve Marie Claire’in de aralarında bulunduğu pek çok ulusal ve uluslararası coğrafya, gezi ve moda dergilerinde yayımlanmaktadır.
Balkan fotoğrafçılarının aynı çatı altında toplanmasına da destek olan sanatçı, çok seyahat etmekte ve uzun soluklu projelerde çalışmayı tercih etmektedir. Katıldığı uluslararası festivaller, konferanslar ve “workshop” larla da adını sıkça duyuran Borovalı’nın fotoğrafçılık kariyeri sırasında kazandığı ödüller arasında Fujifilm Euro-Press Award (Türkiye-1997), Şinasi Barutçu Kupası (1999) ve Pamukbank Ödülü (1999) önemli yer tutmaktadır.
1998’de Avrupa’da yılın Basın Fotoğrafçısı unvanına aday gösterilen Borovalı, aynı yıl Köln’de dünyanın en büyük fotoğraf fuarı olan Photokina’da, 2000-2002 arasında birçok kez Yunanistan ve Bulgaristan’da, 2004’de fotojurnalizmin doruk noktası olarak kabul edilen Fransa, Perpignan Visa Pour L’Image festivalinde ve 2005 yılında Polonya, Bielsko-Biala FotoArt Festival’de kişisel sergiler açtı. Ali Borovalı’nın, Türk Fotoğrafçıları Kütüphanesi’nden ve Yunanistan’da Militos ve Lambrakis Press’den yayımlanmış kitapları bulunmaktadır.

Haber / Sergi

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


  “İnanç” – Fotoğraf Sergisi Açılışı

173. Dönem Temel Fotoğraf Semineri Proje Grubu’nun “İnanç” isimli Fotoğraf Sergisi 01 Mart 2013 Cuma günü saat 19:30’da Taksim Atatürk Kitaplığında açılacaktır. 15 marta kadar asılı kalacak serginin açılışına tüm üyelermiz davetlidir.

Danışman: Hakan Yaşar

Danışman Yardımcısı: Özen Özcan

Katılımcılar: Ahmet Ekmen, Banu Günbal, Esin Gülinan, Esra Bostancıoğlu, Filiz Kanberoğlu, Gönül Bıkım, Gülüzar Yıldırım, H. Bahattin Akarpınar, Hale Özdemir, Kayhan Güç, Nurgül Yılmazkaya, Okan Özdemir, S. Sevil Mercanlıoğlu, Ünal Egeli, Yasemin Ağırdır, Zeynep Güzel

Davetiye

Fotoğraf ve Sinema dolu günler dileriz. Yönetim Kurulu

6. Fotogen Gösteri Günleri

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Fotoğraf Gösterisi

Her yılın Mart ayında bir fotoğraf şenliği olarak düzenlenen FOTOGEN Gösteri Günleri’nde bu yıl, FOTOGEN Fotoğraf Sanatı Derneği üyesi 16 fotoğraf sanatçısının gösterileri toplu olarak izleyicilere sunuluyor.

6 Mart Çarşamba akşamı saat 19:00’da başlayacak etkinlik haftası; Emiroğlu Apartmanı’ndan Mezopotamya’nın Balkonuna; Galata Köprüsü’nden Tanrılar Diyarına; kısaca söylemek gerekirse, dünyanın bir ucundan öbür ucuna çok çeşitli konuların ardı ardına izleneceği zengin ve renkli bir program içeriyor.

Etkinlik boyunca, akşam seansındaki gösteriler ertesi gün 16:00’daki gündüz seanslarında tekrar edilecek ve Gösteri Günleri 9 Mart Cumartesi günü saat 14:00’de başlayacak gündüz seansıyla sona erecek.

Gösterilerden önce ve sonra gösteri sahibi sanatçılarla kısa söyleşilerin yapılacağı etkinlik boyunca, izleyicilerle sanatçıların bir araya gelip fotoğraf üzerine sohbet etme imkanı da olacak.

6 Mart Çarşamba Saat:  19:00
7 Mart Perşembe Saat: 16:00

Selahattin Nemlioğlu Mezopotamya’nın Balkonu Mardin
Selçuk Özdil Emiroğlu Apartmanı
M. Serdar Özbay Bitmez At – Bit Mezat
T. Şakir Kemerli Doğan Günün Ardından: Apolyont
Ali Ilgazlı Kapadokya
İbrahim Göksungur Dünyanın Ucuna Yolculuk

7 Mart Perşembe Saat: 19:00
8 Mart Cuma Saat: 16:00

Öner Mangut Müzikist
Cengiz Sakarya Unutma! Sen Bir Noktadan Küçüksün
Doğan Alpay Küba’dan Portreler
Özkan Samioğlu Bir İstanbul Hanımefendisi: Necla Hanım Teyze
Selim Seval Bisikletler

8 Mart Cuma  Saat: 19:00
9 Mart Cumartesi Saat:  14:00

Sevdiye Kurucu Milonga
Tuğba Kırallı Tanrıların Diyarında Yedi Gün
Sema Karlıova Galata Köprüsü
Ömer Demirbilek Hasretim İstanbul
Cengiz Karlıova Gel

Davetiyeler, etkinlik günü etkinlik saatinden 1 saat önce Akbank Sanat gişesinden temin edilebilir.

Etkinlikler ücretsizdir.

Haber/ Sergi / Gösteri

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , ,


  “Myanmar İzlenimlerim” – İzzet Keribar Fotoğraf Gösterisi

Onur Üyelerimizden İzzet Keribar’ın merakla beklenen “Myanmar İzlenimlerim” isimli fotoğraf gösterisi 02 mart 2013 cumartesi günü saat 17:00’da Kadırga Aziyade Otelinde gösterilecektir. Tüm üyelerimiz davetlidir.

Fotoğraf ve Sinema dolu günler dileriz. Yönetim Kurulu

Haber / Sergi

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Canan Odabaş “Abstructure” Fotoğraf Sergisi

Posted: 26 Feb 2013 04:52 AM PST

Canan Odabaş’ın “Abstructure”   isimli sergisi 8 Mart 2013 tarihine kadar İFSAK’ta görülebilir. Bu sergi, fotoğrafçının yaşamı anlama ve anlamlandırma uğraşında;  fotoğrafın sahip olduğu yorum gücünü, minimalist bir anlayışla kullanarak, bir fotoğraf dili olarak soyutlamanın olanaklarından yararlanarak, dış dünya algısının paylaşma çabasının yollarından birini oluşturmaktadır.

İstiklal Cad. Ayhan Işık Sok. No:32/2 34433 Beyoğlu / İstanbul

9.Zonguldak Fotoğraf Günleri Başlıyor

Posted: 26 Feb 2013 04:37 AM PST

9.Zonguldak Fotoğraf Günleri 27 Şubat 2013 Çarşamba günü Ahmet Özer’in “5 Kuruşluk Canlar” Belgeseli ile başlayacak.
 Maden işçilerinin 1965 Kozlu direnişinin anlatıldığı 2012 yapımı filmin ilk gösterimi geçen yıl Haziran ayında Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS)’nda yapıldı. Belgeselin YönetmeniAhmet Özer, KameramanıZekeriya Doğan. Süresi ise 32 dakika. SergiOdası’nda gerçekleşecek gösterinin başlama saati 18.00.
 Yine aynı gün, İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği(İFSAK) Belgesel Proje Grubu’nun “Yol ve Yolculuk” isimli sergisi SergiOdası”nın duvarlarında olacak. Serginin ilk bölümü 6 Mart’a, ikinci bölümü 8 Mart’tan 18 Mart’a kadar sürecek.
 Aynı hafta içinde 28 Şubat Salı günü saat 18.00’de Özgür Fındık’ınKara Vagon belgeseli gösterilecek, 2 Mart Cumartesi günü saat 15.00’den sonra Masa Başı Konuşmaları’nda Özlem Yücesan, HikmetKuşhan, Alaaddin Kara, Öner Güven, Necip Sağır, Muhammet Örenli, Halil Uzun ve Üzeyir Karahasanoğlu kentin kültür sanat ortamını konuşacaklar.

SergiOdası
Merkez: Mithatpaşa Mahallesi Z.Hanım Cad. 19 Arı İşhanı kat 1

”Kozyatağı’nda Kış” Fotoğraf Sergisi

Posted: 26 Feb 2013 04:19 AM PST

Kriton Curi Parkı Gönüllüleri Görsel Etkinlikler komitesinin düzenlediği, Fotografine ve RE/MAX Yıldız tarafından desteklenen, Kozyatağı sakinlerinden bir grubun çekmiş olduğu fotoğraflardan oluşan ”Kozyatağı’nda Kış” fotoğraf sergisi 4 Mart 2013 tarihine kadar 19 Mayıs Kültür Merkezi’nde ziyaret edilebilir.
Katılımcılar: Ahmet Haytaç, Aylin Sarıgöl, Fazilet Kara, Harika Gökmen Kora

İsmail Toprakseven, Merve Aksu, Nihat Yıldız
Serhan Yılmazer, Suavi Sönmez , Yücel Müftüoğlu

Haber / Sergi / Gösteri


                  

 

GALATA’DA

FOTOĞRAF GÖSTERİMİ

 

Galata’da bu hafta, ülkemiz fotoğrafının öncü isimlerinden Şinasi Barutçu adına FOTOGEN tarafından düzenlenen fotoğraf yarışması ŞİNASİ BARUTÇU KUPASI’nda başarılı bulunan fotoğraflardan bir seçki sunulacak.

Geçen sene 24.sü gerçekleştirilen Şinasi Barutçu Kupası, ülkemizin en eski ve köklü fotoğraf etkinliklerinden birisidir. Bu 24 yılda, bugüne kadar 26 fotoğraf sanatçısı Şinasi Barutçu Kupasını almaya hak kazandi. Katılımcılar Kupa’ya, 6 fotoğraflık bir fotoğraf serisiyle katılıyorlar. İşte Salı akşamı, geçtiğimiz 24 yıl boyunca Şinasi Barutçu kupası’nı almaya hak kazanan bu fotoğrafları izleyeceğiz.

 

 

      

 

5 Şubat 2013, Salı

 

Saat: 19.30

 

Galata Derneği

 

 

HABER / SERGİ

Etiketler

, , ,


Galapagos Adaları Fotoğraf Sergisi 15 Ocak’ta Açılıyor

Posted: 13 Jan 2013 01:57 PM PST

15 Ocak 2013 Salı günü Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde çok özel bir açılış kokteyli ile ziyaretçilere açılacak olan “Galapagos Adaları: Yeryüzünün Dokunulmamış Köşesi’ adlı fotoğraf sergisi; Pasifik Okyanusu’nun doğusunda yer alan, benzersiz jeolojik yapıya ve yaban hayatına sahip Galapagos adalarını ve Ekvator’un farklı kültürel yapısını keşfetmemize olanak sağlıyor.
Birbirinden ilginç canlı türlerine ev sahipliği yapan, Darwin’in evrim teorisini biçimlendirmesinde ilham kaynağı olan ve UNESCOtarafından “dünya kültür mirası” olarak koruma altına alınan Galapagos Adaları, yeryüzündeki cennet olarak biliniyor. Ekvator Cumhuriyeti Büyükelçiliği ve  Beyoğlu Belediyesi işbirliği  ile hazırlanan sergi, insanlığın bu ortak doğal ve kültürel mirasının tanıtımı ve gelecek nesillere aktarılması için farkındalığın arttırılmasını amaçlıyor.
Sanatçı Fulya Pirim, dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan bu mucizevi zarif takımadalara ve endemik sakinlerine duyduğu hayranlığı, ışık ve renkle boyanmış çarpıcı doğa manzaralarını ve gördüğü yerlerdeki deneyimlerini bu sergiyle gözler önüne seriyor. Resme de ilgisi olan, karma ve kişisel bir çok sergisi olan sanatçının kendine özgü bakış açısı ve kompozisyon anlayışı, sergide yer alan fotoğrafların da resim kaynaklı olduğunun altını çiziyor ve ziyaretçileri fotoğrafların ötesinde bambaşka bir yere; dünyanın bu saklı ve el değmemiş köşesine taşıyor.

Olağanüstü canlıları barındıran adaların fenomenal karakteri karşısında, bir dalgıç ve bir fotoğrafçı olarak etkilenmemenin imkansız olduğunu belirten sanatçının sualtı fotoğrafları da sergide yerini almakta.

Not: Fotoğrafların satışından elde edilecek tüm gelir, ağaçlandırma, muhtaç hayvanları koruma altına alma vb. faaliyetlerde bulunan“Meliha Yılmaz Doğal Hayatı Koruma Vakfına” bağışlanacaktır.
İstiklal Cad. No: 217 Tünel 34433 – Beyoğlu İstanbul

İFOD ”Ana” Fotoğraf Sergisi

Posted: 13 Jan 2013 12:54 PM PST

İFOD üyelerinin  fotoğraflarından oluşan “ANA”  konulu  fotoğraf sergisi 28 Ocak 2013′e kadar gezilebilecek. Seçiciliğini A.Beyhan Özdemir, Gönül Ocak, Nilay İşlek ve Yusuf Aslan’ın yaptığı sergide Jüri üyelerinin fotoğraflarının yanı sıra aşağıdaki İFOD Üyelerinin fotoğrafları bulunuyor:
İlhan Devirim, Hülya Akkaya, Ercan Pek, Levent Çanakkalelioğlu, Esra Tolga, Gökhan Ünal, Sırrı Demirci, Ali Işık, Celal Erdem, Atilla Özdemir, Berna Kızıltan, Sinan Kılıç, Seray Ak, Murat Kaptan, Alpaslan Berik, Mehmet Yasa, Öznur Karakurt, Ajlan Dürüs, Selim Bonfil, Barış Barlas, Seda Şengök.

1469 Sokak No:66 Alsancak/İZMİR

HABER / SERGİ


6 Kadın 36 Fotoğrafla İstanbul’a Bakış Fotoğraf Sergisi

Posted: 12 Jan 2013 04:43 AM PST

İstanbul.. En katı gerçeklerle en sınırsız hayallerin aynı zamanda yaşandığı şehir, dönüşüyor. Her dönüşüm, geçmişin bir parça da olsa kaybedilmesidir. Daha fazla kaybetmeden önce, deklanşörün yardımıyla bugünün İstanbul’undan geleceğe bir belge bırakmak isteyen 6 kadının izlenimleri 6 Kadın 36 Fotoğrafla İstanbul’a Bakış Fotoğraf Sergisi’nde bir araya geliyor. Adviye Özyar,Dilek Belgin, Emine EkşiMelek BalkanSelda Durkut ve Şule Akıncıbay‘ın siyah beyaz İstanbul fotoğraflarından oluşan sergi PhotoWorld Fotoğraf Merkezi Galerisi’nde fotoğrafseverlerin beğenisine sunuluyor. Sergi, Pazar günleri hariç 24 Ocak 2013 tarihine kadar haftanın her günü 10:00-18:00 arası gezilebilecek.
Bahariye Caddesi Kuzu Kestane Sok. No: 16 Kadıköy / İSTANBUL

40 Renk Fotoğraf Sergisi Metro City Alışveriş Merkezinde

Posted: 11 Jan 2013 03:41 PM PST

40 Renk Fotoğrafçıları’nın dünyayı dolaşarak, tanıklıklarını aktardıkları 40 Renk Fotoğraf Projesi, 8. renk Küba ile sanatseverlerin beğenisine sunuluyor. Dünyanın Renkleri Seyahatleri kapsamında düzenlenen geziye katılan gezgin fotoğrafçıların oluşturduğu kapsamlı bir seçki, 12 – 20 Ocak tarihlerinde Metrocity’deki sergide ilgilenen herkesin ziyaretine açık olacak…
Dünyanın Renkleri Seyahatleri’nin, fotoğraf sanatçısı Muammer Yanmaz eğitmenliğinde ve Teoman Cimit rehberliğinde yürüttüğü 40 Renk Fotoğraf Projesi, hızla değişen dünyayı fotoğrafçılarla birlikte gezip, belgeleri gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor. Her ülke ya da bölgenin, bir rengi oluşturduğu 40 Renk Fotoğraf Projesi’nde toplam 40 gezi yapılacak. Bugüne kadar Hindistan, Ürdün-İsrail, Vietnam-Kamboçya, Venedik, Kenya-Tanzanya, Myanmar ve Kuzey Vietnam-Yunnan gezilerinde çektikleri fotoğrafları sergileyen fotoğrafçıların son sergisi ise, yeşil bir timsaha benzetilen Karayipler’in en büyük adası Küba’ya ait…
Gezgin fotoğrafçılar; Asya, Avrupa, Afrika ve yerli Kızılderili etkilerinin bir karışımından oluşan kültüre, kendine özgü bir ulusal bilince ve dayanışma duygusuna sahip olan Küba’nın en çekici güzelliklerini ve tarihini, fotoğraflarıyla İstanbul’a taşıdılar. Sergide,tüketim dünyasında görmeye alışık olmadığımız basit ama renkli günlük hayatın ve ekonomik abluka altındaki bir ülkenin mucizevi mücadelesinin yansımaları görülebilecek.
İspanyol kolonizasyon döneminden, sosyalist devrimine kadar, kendini ilk inşa edildiği haliyle koruyabilen Havana; müzeleriyle, koloniyal binalarıyla, 50’li yılların Amerikan arabalarıyla ve gündüzleri bile salsa ritmindeki barlardan sokağa taşan gece hayatı ile fotoğrafçılara çok renkli imkanlar sundu. 40 Renk Fotoğrafçıları ayrıca, Havana’da ünlü yazar Ernest Hemingway’in bıraktığı izleri takip etmenin yanı sıra, Che’nin anıtsal şehri Santa Clara ve Afro-Kübalı kültürün başkenti Santiago de Cuba gibi ülkenin cazibe noktalarını da keşfetme fırsatı buldular.
Serginin en ilgi çekici yanlarından biri ise, yılda bir kez gerçekleşen ve Küba’nın en çılgın kültürel etkinliği olan Santiago de Cuba Karnavalı’na ait fotoğraflara yer verilmesi… 17.yüzyıla dayanmasına rağmen, 1953’te Fidel Castro’nun Moncado Kışlası’na yaptığı baskının, karnaval zamanına denk gelmesi nedeniyle, bu karnaval Küba devrimi ile de ilişkilendiriliyor. Salsa müziği ritminde, izleyicilerine bulaşıcı bir yaşama sevinci aşılayan Santiago de Cuba Karnavalı’na ait fotoğraflarda, şarkıların ve dansların olağanüstü ifadelerine tanıklık ediliyor.
40 Renk Fotoğrafçılarının Temmuz 2012’de gittikleri Küba’ya ait tüm izlenimleri, Mustafa Uzel’in koordinatörlüğünde 12 – 20 Ocak tarihlerindeki sergide görülebilecek. Dünyanın Renkleri Seyahatleri’nin 40 Renk Fotoğraf Projesi için hazırladığı keşif turları ise Peru-Bolivya ve Paris renkleri ile devam edecek.

MetroCity Alışveriş Merkezi
Büyükdere Cad. 1.Levent34330 – İstanbul

Ali Ilgazlı’dan Görünenler Fotoğraf Sergisi

Posted: 11 Jan 2013 02:05 PM PST

Ali Ilgazlı’nın ”Görünenler” adlı fotoğraf sergisi 12 Ocak-01 Şubat tarihleri arasında İFSAK alt kat sergi salonunda izlenebilir.

İstiklal Cad. Ayhan Işık Sok. No:32/2 34433 Beyoğlu / İstanbul

www.ailgazli.com



HABER / SERGI VE FOTOKİTAP


Mehmet Turgut’un İlk Fotoğraf Kitabı “30” 21 Aralık’ta Raflarda

Posted: 17 Dec 2012 04:06 PM PST

Mehmet Turgutun 30 yaşına kadar çektiği 40 fotoğraf ve hikâyeleri…

Mehmet Turgut’un, son on yıldaki çalışmalarından özel bir derleme sunan ilk kitabı“30”; ulusal ve uluslararası alanda ödüller alan, yurt dışında defalarca sergilenen fotoğraflardan oluşan bir seçki sunuyor. Başarılı fotoğrafçının, 30 yaşına kadar çektiği 40 fotoğrafın ve onların hikâyelerinin yer aldığı “30” adlı kitabın editörlüğünü ise Yekta Kopan üstleniyor.

“30”; Mehmet Turgut evrenine yapılan görsel ve sözel bir yolculuğa rehberlik ederken, herkesin merak ettiği “Mehmet Turgut’un çekimlerinde neler oluyor?” sorusunun cevabını da okuyucularına sunuyor.

Ahmet Mocan’dan ”Çöküş” Sergisi

Posted: 17 Dec 2012 03:51 PM PST

Ahmet Can Mocan, bir insanlık ve insanlık halleri eleştirisi olan “Çöküş” adlı yeni fotoğraf
projesinde bunalım, yalnızlık, vicdan, ahlâk, ölüm ve yaşamdan kopuş gibi konuları ele alıyor. Mocan, son yıllarda içinde bulunduğu ruh halinden yola çıkarak insanları daha iyi gözlemleyip mutsuzluklarının farkına vardı; kendisini onlarla özdeşleştirdiği ölçüde, projesi de daha kapsamlı bir hal alarak tek bir insanı değil tüm insanlığı konu alır hale geldi. Sanatçı, bu süreç sonucunda bakış açısının, algılayış biçiminin ve farkındalıklarının değiştiğini söylüyor. İnsanlarda artış gösteren depresyon, bitmek bilmeyen halsizlik, aşırı alkol tüketimi, şiddete eğilim ve verimsizlik, sanatçının özellikle dikkatini çeken ve onu bu projeye iten konulardan. Mekân seçimleri, aidiyet hissinden uzak ve zamansız oluşlarıyla dikkat çekiyor. Modeller ise birer cansız beden konumunda ve fotoğrafların içine yerleştirilmiş durumdalar. Burada gerçeklikten biraz uzak olmakla birlikte aynı anda hayli gerçekçi bir atmosfer yakalamak mümkün. Mocan, kurguladıklarını ve düşsel unsurları, çektiği karelerle bir anlamda gerçeğin bir parçası haline getirdiğini belirtiyor. (12 Aralık 2012 – 5 Ocak 2013)
Bu proje, bir kişinin yaptığı içsel yolculuğun tüm insanlığı anlatır hâle gelişidir.
 
Poligon – “The Shooting Gallery”:
Poligon- “The Shooting Gallery”, Empire Project’in yeni stüdyo galerisi. Sanatçıları risk almaya teşvik ederek,  sanat sahnesini ticarilikten bağımsız olarak ele almayı öngörüyor. Poligon, doğası gereği deneysellik barındıran, sanatta kabul edilmiş normları kırmaya yönelik kurulmuş
bir proje mekânıdır.

 

HABER /FOTO HABER

Etiketler


‘Altın Kamera’ ve ‘13 Kare Fotoğraf Gösteri Yarışması’ Ödülleri Sahiplerini Buldu

Posted: 15 Dec 2012 01:31 PM PST

Kısa adı AFAD olan ‘Adana fotoğraf Amatörleri Derneği’nin 1990 yılından buyana Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) adına düzenlediği, 18. ‘Altın Kamera Fotoğraf Yarışması’ ve ‘13 Kare Fotoğraf Gösteri Yarışması’ 8 Aralık 2012 Cumartesi Saat 18.30’da, dernek merkezinin bulunduğu, AFAD-Kasım Gülek Fotoğraf Sanat Galerisi’nde yapılan törenle ödülleri sahiplerine verildi.
17 Kasım 2012 tarihinde seçici kurulun değerlendirmesi sonucu, üçlü kombinasyonlardan oluşan 14 fotoğrafçının çalışması başarılı bulundu. Yarışmaya ülke genelinde bulunan 44 fotoğraf sanatı derneğinden 179 fotoğrafçı katıldı. Birbiriyle uyumlu üçer fotoğraftan oluşan, Siyah Beyaz, Renkli ve Deneysel bölümlerde toplam 294 fotoğraf değerlendirmeye alınan yarışmanın sergisi törenden önce açıldı.
Siyah Beyaz baskı dalında M. Fatih Yıldız, Turna Özkaplan, Barış Barlas ve Ebru Civan başarılı bulundular. Nurullah Genç, Ali Arslan, Levent Kalkan, Serkan Saygılı ve Mete Yıldırım Renkli Baskı dalında başarılı bulunurken, Deneysel Dalda ise; Ali Çiftçi, Kemal Kaya, Leyla Emektar,  Zeynep Özcan ve Ayhan Maraşlı başarıya değer bulundular.
Öte yandan;
Bu yıl ikincisi düzenlenen “13 Kare Fotoğraf Gösteri Yarışması”nda ise birinci Galip Çetiner, ikinci Adem Karakaya ve üçüncülüğü ise Fahri Karaoğuz aldılar. Mansiyonlara; Alirıza Demir, Abdulkadir Hayta ve Tarık Kara değer görülürken, Mehmet Baltacı Özel Ödülünü; Mustafa Binol ve Afad Özel Ödülünü ise Akın Acar değer bulundu ve ödül alan gösteriler sanatseverlere izletildi.
Fotoğraf Notları Sergisi Fotoğraf Vakfı Galerisi’nde Açılıyor.

Posted: 15 Dec 2012 01:26 PM PST

Beş basın fotoğrafçısının anlattığı beş hikâye ile buluşmamızı sağlayan “Fotoğraf Notları” sergisi, 15 Aralık ta Fotoğraf Vakfı Galerisi’nde açılıyor.
Galata Fotoğrafhanesi Fotoğraf Akademisi tarafından 2009 yılından bu yana sürdürülen Basın Fotoğrafçılığı Programı’nın son dönem katılımcılarının çalışmaları 15 Aralık’tan itibaren Galata Fotoğrafhanesi’ndeki Fotoğraf Vakfı Galerisi’nde sergilenecek.

Fotoğrafçılar ürettikleri belgesel fotoğraf serilerinde İstanbul dan Urfa ya, haber değeri taşıyan birbirinden farklı sosyal konuları işliyor. Alper Erbahçeci ve Salih Mülayim, İstanbul u ve pek çok İstanbullu nun hayatını alt üst eden kentsel dönüşümün izlerini, Yedikule ile Ayvansaray arasında yer alan Kara Surları boyunca ve Fikirtepe de takip ediyorlar. Bir diğer seride Sedef Özge faytoncuları bildik resmin dışına çıkıp, insan-hayvan ilişkisi üzerinden ele alırken, Jivan Güner, göçebe hayattan yerleşik düzene geçişle beraber devletin yıkıcı otoritesiyle yüzleşen Koçerler in yaşam koşullarını ve hak taleplerini izleyiciye aktarıyor. Barış Turan Kaplanoğlu ise, büyük futbol sanayinin gölgesinde var olma mücadelesini güçlü spor tutkularıyla sürdüren ve kendisinin de taraftarı olduğu amatör bir futbol kulübüyle tanışmamızı sağlıyor.
Galata Fotoğrafhanesi Fotoğraf Akademisi nde yürütülen Basın Fotoğrafçılığı Programı kapsamında 18 ay boyunca, 20 den fazla gazeteci, fotoğrafçı ve akademisyenin verdiği seminerlere ve atölyelere katılan foto-muhabirlerin uzun soluklu projelerinden oluşan “Fotoğraf Notları” sergisi, 12 Ocak 2013 tarihine kadar Fotoğraf Vakfı Galerisi nde izlenebilecek.


SERGİDEKİ 5 HİKÂYE

EŞİK / Alper Erbahçeci
Haliç tarafında Ayvansaray ile başlayıp Marmara da Yedikule yle biten bir hat üzerinde, en eski İstanbullular ımızın hatırlayabildiği en eski mahalleler bulunuyor. Ama şimdilik. Artık aynı mahalleler olmaya devam etmeyecekler. Sulukule artık yok. Ayvansaray ın hayalet sokaklarından geçip Eğrikapı ya ulaştığınızda, perdelerin arasından endişeyle sizi izleyen insanları göreceksiniz. Bir ellerinde yıkım emri, şüpheyle bakacaklar size: “Belediyeden misiniz?” Mevlanakapı, Silivrikapı, Belgradkapı yeşil alan olacak. Sur diplerinde yanan ateşlerin siyah, kabuksu kalıntıları silinecek. Şehrin hâlâ ekilen en eski bostanlarından daha ne kadar mahsül alınacak, bilemiyoruz. Tanık olduğumuz, şehrimizin eşikteki halidir.


GEÇEN SEZON / Barış Turan Kaplanoğlu
Şehir merkezlerinin dışında kalan bir mahalledeki amatör futbol takımlarından biri Güneyyıldızı. “Geçen Sezon”, Güneyyıldızı nın 1999 yılında toprak bir sahada başlayan hikâyesinin bugünkü durumunu anlatıyor ve bir tür kulüp albümü niteliği taşıyor.

KOÇERLER / Jivan Güner
Şanlıurfa nın Ceylanpınar ile Viranşehir ilçeleri arasında bulunan TİGEM e (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü) bağlı arazi üzerinde yıllardır bir yaşam mücadelesi veriliyor. Koçerler in nesillerdir yerleşik bulundukları topraklara el koyan devlet onlara bir de ambargo uyguluyor. 21. yy da elektrik, yol, su gibi hizmetlerden yoksun bırakılan bu insanlar en temel haklarının verilmesini talep ediyor.

FİKİRTEPE / Salih Mülayim
İster adına “Afet Yasası” densin, ister “Kentsel Dönüşüm Yasası” sanki bir sihirli değnek kenti yenileyecekmiş gibi sunuluyor. Oysa bir kenti eskiyince yenilenecek bir eşya gibi görmek, otomobil gibi değiştirmek pek mümkün değil. İmar hakkı vererek bütün kentin yenilenemeyeceğini azıcık da olsa hesaptan anlayan herkes bilir. (…)
Kentsel dönüşüm piyasa mantığına bırakıldığında yoksulların, temsil gücü olmayan kesimlerin bugüne kadar barındıkları kent bölgelerinden kazınmaları kaçınılmaz hale geliyor. Bu yüzden Süleymaniye, Sulukule, Ayvansaray, Balat, Tarlabaşı gibi kentin eski semtlerinde başlatılan projelerin yarattığı sonuçlar ortada. İşte bu nedenle bu yeni yasa için hem bu sonuçları örtecek, hem de “bakın bölgede yaşayan halk da bunu istiyor” denilecek bir “pilot proje alanı” arandı. Bulunan bölge İstanbul un Anadolu yakasındaki ilk gecekondu semti, Fikirtepe. (Korhan Gümüş)

FAYTONCU / Sedef Özge
Adalar, motorlu taşıtlara kapalı sokakları, insani boyutlardaki evleri, ortaklaşa bakılan sokak hayvanları, faytonları ve özgürce dolaşan atlarıyla İstanbul un bu başka çağının son örnekleri. Faytonlara, hayvanların sömürülmesi, onlara kötü davranılması, at kokusu, faytoncuların ve seyislerin zor yaşam koşulları gibi başlıkların yanında, hayvanla insanın birlikteliği açısından da bakmak gerekiyor. Kentlerde atla insanın ilişkisi, turizmin her şeyi öğüten dişlilerine sıkışıp kalmış. Bu anlamda faytoncu, insanın hayvanla birlikte çalıştığı, birlikte yaşadığı, hayvanın dilinden anladığı eski bir dünyanın, kentte çarpık bir şekilde var olma savaşı veren son temsilcilerinden biri.

Serdar-ı Ekrem Cad. Hoca Ali Sok. No.15
Galata – Beyoğlu / İSTANBUL

HABER / FOTOĞRAF DÜNYASI

Etiketler

,


TÜKÇEV Nallıhan Kuş Cenneti 3. Foto Safari Ödülleri Verildi.

Posted: 08 Dec 2012 01:43 PM PST

Doğanın korunması amacıyla “Fotoğraf Avcıları Rastgele” adıyla Ankara’nın yanı başındaki Nallıhan Kuş Cenneti’nde düzenlenen 3. Foto Safari’de ödül kazanan eserler, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde sergileniyor. Serginin açılışı dolayısıyla düzenlenen törende, ödüle layık görülen fotoğrafların sahiplerine de ödülleri verildi.
Nallıhan Kuş Cenneti’nde yaşayan 200’e yakın kuş türünün bir kısmının fotoğraflarla ölümsüzleştirildiği yarışmanın ödüllü fotoğrafları, 4-13 Aralık 2012 tarihleri arasında Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde sergileniyor. Sergi açılışı ve ödül töreni, 4 Aralık’ta kalabalık bir davetli grubunun katılımıyla gerçekleştirildi.
Törende ilk konuşmayı yapan TÜKÇEV Genel Sekreteri ve Doğayı Koruma Vakfı Başkanı Nevzat Ceylan, kuşların tüfekle avlanması yerine fotoğrafla ölümsüzleştirilmesini amaçlayan Foto Safari’nin bu yıl 3.’sünü düzenlediklerini söyledi. Ceylan, her seferinde Foto Safari’ne katılanların sayısının artmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi.
TÜKÇEV Yönetim Kurulu Başkanı Beyhan Aslan da, tüfek tetiğine basılarak canlıların öldürülmesi yerine, fotoğraf makinesinin deklanşörüne basılarak canlıların yaşatılmasını özendirmek istediklerini vurguladı. Bitkiler, hayvanlar ve insanın yaşadığı doğanın korunması görevinin Eşref-i Mahlukat olarak insana verildiğini belirten Aslan, “İnsanlar olmazsa bitkiler ve hayvanlar yaşayabilir ama bitkiler ve hayvanlar olmazsa insanlar yaşayamaz. Bu bilinçle doğayı, çevremizi korumamız gerekiyor” dedi. Aslan, TÜKÇEV olarak insanlarda çevre duyarlılığını arttırmaya yönelik projelerle yollarına devam edeceklerini kaydetti.
Nallıhan ve Sarıyar belediye başkanları ile Nallıhan Vakfı Başkanı Ayhan Sümer’in, foto safari ile Nallıhan’ın tanıtımına katkılarından dolayı Doğayı Koruma Vakfı Başkanı Nevzat Ceylan’a teşekkür ettikleri konuşmaların ardından ödüllerin dağıtımına geçildi.
Yarışmanın birincisi Mehmet Ali Özcan, ikincisi Adnan Menevşe ve üçüncüsü Deran Atabey’den başlamak üzere ödül kazanan eser sahiplerine ödüllerinin verildiği törene katılan davetliler, TÜKÇEV Özel Ödülü’nü kazanan 10 fotoğrafın da aralarında bulunduğu sergilenen 60 fotoğraf için beğenilerini dile getirdiler.

UFSD 1. Uluslararası Fotoğraf Yarışması Sonuçlandı

Posted: 08 Dec 2012 01:36 PM PST

Uluslararası Fotoğraf Sanatı Derneği – (UFSD)’nin düzenlediği “serbest” konulu 1. Uluslararası fotoğraf yarışmasının jürisi 02.12.2012 tarihinde saat 09:00’da Mersin OLBA Fotoğraf Derneği toplantı salonunda bir araya gelerek değerlendirme yaptı. Jüri değerlendirmesi başlamadan önce, TFSF Temsilcisi Serdar AKYAY’ın yaptığı incelemeye göre şartnameye uymayan 4 eser değerlendirmeye alınmadı. 310 katılımcının 1198 fotoğrafı değerlendirildi. Yapılan değerlendirme sonucunda 36 eser ödül almaya, 100 eser de sergilemeye değer görüldü.
FIAP GOLD MEDAL – ADITHYA ZEN / ENDONEZYA
FIAP SILVER MEDAL - KT ALLEN / UNITED KINGDOM
FIAP BRONZE MEDAL / ADIMIR SIKLENKA / SLOVENIA

Detaylı bilgi için tıklayınız.

Yağcıbedir Halısının Yolculuğu

Posted: 08 Dec 2012 01:08 PM PST

Yağcıbedir yörüklerine has olan yağcıbedir halısı gönümüzde kök boya kullanılarak yapılan nadir halılardandır.”Yağcıbedir halısının yolculuğu”adlı sergi ilk olarak Bigadiçin Kayalıdere köyünde açıldı.Bu Türkiyede 2000 yıllarda köyde açılan ilk fotoğraf sergisidir. Sergi şimdi Balıkesirde Yay/ada AVM galerisinde fotoğraf severlerle buluşacaktır.

İbrahim Zaman’dan Karacabey Sergisi

Posted: 08 Dec 2012 12:51 PM PST

İbrahim Zaman’ın Karacabey isimli sergisi 08.12.2012 tarihinde saat 17.00 de Balıkesir Ulusal Fotoğraf Müzesi, Çağdaş Sergi Salonunda açıldı. Sergi 25.12.2012 tarihine kadar açık kalacak.

Attila Durak’ın; New York Sokak Sanatçılarını Fotoğrafladığı Sergisi Gakeriartist’te Açıldı!

Posted: 08 Dec 2012 12:01 PM PST

2006 yılında gerçekleştirdiği “Ebru; Kültürel Çeşitlilik Üzerine Yansımalar” sergisi ve kitap projesiyle adını sıkça duyuran fotoğraf sanatçısı Attila Durak’ın; New York’un sokak sanatçılarından oluşan“Echoes of the Street” adlı fotoğraf sergisi 5 Aralık 2012, Çarşamba günü açıldı! Eserleri, 5 Ocak 2013 tarihine kadar GALERİARTİST’te sergilenecek olan sanatçı; New York’un bir parçası sokak sanatçılarını, canlı ve elle oynanarak yaratılmış Polaroid karelerde bir araya getirirken, aynı zamanda kütüphanelerde saklanacak bir kitap halinde de sanatseverlere sunuyor.
Fotoğrafçı Attila Durak; renk ve değişik baskı teknikleri kullanarak yapılan deneysel çalışmalara ilgi duyduğunu ve New York’un sokak sanatçılarını konu alan “Echoes of the Street”i bu nedenle fotoğrafladığını belirtiyor. “Büyük kentlerin enerjisini, insan profilleri, yaşam biçimleri ve çeşitlilik tanımlarken; New York’un sokak sanatçıları da kentin canlılığını, özgünlüğünü ve değişken karakterini biçimlendirir” diyen Durak; bu yüzden kentin en beklenmedik bir köşesinde dahi karşımıza çıkabilecek, “gönüllü işçiler” de diyebileceğimiz sokak sanatçılarını objektifine almış. Daha önce New York, Paris, İstanbul ve birçok yerde sergilenen ancak, 5 Aralık – 5 Ocak 2012 tarihlerinde GALERİARTİST’te şimdiye kadar gösterilmemiş yeni bir seriyle sanatseverlerin karşısına çıkacak “Echoes of the Street”in, diğer bir farkı ise aynı zamanda bir kitaba da dönüşecek olması.
Attila Durak; “Echoes of the Street”e ait fotoğraf serisini ve kitabını, Balnak’ın destekleriyle 5 Aralık 2012, Çarşamba günü GALERİARTİST’te sanatseverlerin beğenisine sundu. Sergi, 5 Ocak 2013 tarihine kadar GALERİARTİST’te ziyaret edilebilir.
Galeri Artist Istanbul
Ayazma Cad. N/4 Fulya
34349 Istanbul

Fotoğraf Sanatçısı Koral Sağular’ın Objektifine Yansıyanlar ENKA Kültür Sanat Buluşmalarında!

Posted: 08 Dec 2012 11:50 AM PST

ENKA Kültür Sanat Buluşmaları; var olanı, gerçeküstüne çevirip yeni bir yaşam kazandıran başarılı fotoğraf sanatçısı Koral Sağular’ın sergisine ev sahipliği yapıyor. Sağular’ın “Suretlerle Sohbet” adını verdiği sergisi, 22 Kasım – 14 Aralık 2012 tarihleri arasında ENKA Dr. Clinton Vickers Sanat Galerisi’nde!
Başarılı fotoğraf sanatçısı Koral Sağular, düşlerinde yarattığı karakterleri belli estetik değerler içinde farklı bedenlere yükleyip objektifine yansıtıyor. Sağular, kostüm tasarımı, fotoğraf ve kâğıt üzerine yaptığı çalışmalarla objenin gerçeklikten hayal dünyasına geçişini sağlıyor. Bu boyutta sakin bir geçiş yaratan sanatçı izleyiciyi de bulunduğu duygudan koparmıyor. Katıldığı yarışmalarda birçok başarıya imza atan ve çeşitli dergilerde eserleri yayınlanan sanatçının, ENKA Kültür Sanat Buluşmaları kapsamında gerçekleşecek “Suretlerle Sohbet” adını verdiği sergisi, 22 Kasım – 14 Aralık 2012 tarihleri arasında, saat 10:00’dan, 16:30’a kadar ENKA Dr. Clinton Vickers Sanat Galerisi’nde görülebilir

ENKA Vakfı, Sadi Gülçelik Spor Sitesi
İstinye – İstanbul

HABER / FOTOĞRAFLARLA VIDEO OLUSTURMA

Etiketler

, , , ,


Fotoğraflar İle Multımedıa Vıdeo Oluşturma

 

 

08 – 09 Aralık 2012

“Fotoğraflar ile Multimedia” bir gösterim için birden fazla biçim kullanan bir iletişim aracıdır. Kullanılan biçimlerden ikisi fotoğraf ve sestir. Bu ikilinin bir araya gelmesi ile gösteriye ait gerçeklik ve duygusal yoğunluk daha da pekişmektedir. İzleyiciye aktarılan an, fotoğrafın ve ona ait seslerin ahengi ile kuvvetli bir kompozisyon yaratmaktadır.

1. Oturum 8 Aralık 2012 / Cumartesi / 12:00 – 16:00

Multimedia fotoğraf projesinin genel tanımı ve konu seçimi.
Multimedia fotoğraf projelerinden örneklerin izlenmesi.
Ses kayıt cihazları ve kurgu/montaj programlarının genel tanımı. (Adobe Premiere)
Ses kayıt teknikleri, püf noktaları, kayıt edilen seslerin işlenmesi. (Adobe Soundbooth)

2. Oturum 9 Aralık 2012 / Pazar / 12:00 – 16:00

Fotoğrafların seçilmesi ve kurgu/montaj için hazır hale getirilmesi.
Video oluşumunda fotoğrafların kurgulanması ve montajlanması.
Hazırlanan fotoğraf ve ses kayıtlarının bir araya getirilmesi.
Videonun sunum için hazır hale getirilmesi.

Yücel Zorlu
1981 yılında İstanbul’da doğdu. Üniversite öğrenimini Marmara Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümünde tamamladı. Fotoğrafçılık kariyerine 2001 yılında üniversite fotoğrafçılık kulübünde başladı. Okul sonrasında foto muhabiri ve fotoğraf editörü olarak çalışmalarına devam etti. Şu an kendi kurduğu Zorlu Fotoğraf Ajansında (www.zorluphotoagency.com) hem profesyonel hem de sanatsal projelerine devam etmektedir.

 

 

HABER / SERGI

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Özkan Samioğlu’nun “Bir İstanbul Hanımefendisi NECLA HANIM TEYZE” ve Erkan Yurt’un “DUBAİ – Sermayenin Yarattığı Ülke” isimli fotoğraf sergileri 08 Aralık 2012 saat 16:00’da B.Çekmece AKM Sergi Salonunda sergilenecektir.

Tüm üyelerimiz davetlidir.

Fotoğraf ve Sinema dolu günler dileriz. Yönetim Kurulu

KİTAP / ”Fotoğraf Düşünüyorum Gözlerim Açık”


Foto Kitap: ”Fotoğraf Düşünüyorum Gözlerim Açık’

 

Fotoğrafı sadece bir görüntü olmaktan çıkaran unsur, ona ait “kültür”dür. Fotoğrafın kültürü, pratiğe yön veren teori, deneyimler, bakışlar ve bunların yazılı hale gelmesidir. Bu alan, batıda da doğuda da çok zengin. Bir de ülkemizi düşünelim. Fotoğrafın yaratıcılığını ve üretkenliğini kamçılayan bilgidir. O kuramsal bilgidir ki, fotoğrafı görüntünün hiçliğinden çıkarıp, yükseltir. O bilgidir ki, fotoğrafları bir virtiöz becerisiyle başka bir kulvara sokar. Fotoğrafın sanat ortamında kuram olmazsa, ortaya çıkan ürün kesik kanatlı kuş gibi uçamaz. Evet, fotoğrafımız çok yönlü gelişiyor. Her yeri kamera sardı. Sergi, gösteriler, yarışmalar, birbirini izliyor. Birçok periyodik yayın var. Hem basılıyor, hem de artık sanal alemde izlenebiliyor. Fotoğrafta eğitim, pek çok Güzel Sanatlar Fakültesinde yerini aldı. Fotoğraf merkezleri, galerileri çoğalıyor, derneklerin sayısı kırkı aştı. Bu liste daha da zenginleştirilebilir. Neresinden baksanız fotoğrafta bir kıpırtı olduğu ortada. Özelde yalnız fotoğraf üretmekle kalmaz, sanata dair düşünerek okur, yeniden okur, analiz eder ve birşeyleri bir kenara not eder, yazarım. Sizlerle paylaştığım yazılar, ülke fotoğrafının düşünce kervanına katılan yeni emeklerimdir. Yeni ve yayınlanmış yazılarımdan oluşuyor. (Arka Kapak)
Yazar: Gültekin Çizgen
Sayfa:251
Fotoğraf Sanatı Kitapları (2010)

 

KİTAP / ALTERNATİF FOTOĞAF

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Alternatif Fotoğraf

Bu kitapta, fotoğrafın ilk bulunuş yıllarını, Niepce’nin ilk fotoğrafı nasıl çektiğini, Daguerreotype, Talbotype fotoğraf tekniklerini, Hig-Art fotoğraf akımı ve Pictorializmi, 20. Yüzyıl başlarında Yalın Fotoğraf, Fotoğrafta Soyutlama Dinamizim, Futurizm, Vortisizm’i bulacaksınız.

Ayrıca, Dadaizm, Sürrealizm, Sembolizm, Pop Art, Yeni Gerçekçilik, Kavramsal Sanat, Foto Gerçekçilik, Minimalizm, Fluxus, Performans Sanatı, Feminist Sanat, Arazi Sanatı’nda fotoğrafın yeri ve Postmodern Dönemde Fotoğraf incelemekte.

Avrupa ve Amerika’da son yıllarda gündemde olan Alternatif Baskı Teknikleri’ne ve bunlardan Geleneksel Cyanotype, Kallitype, Albümin Baskı, GumBikromat Baskı, Karbon Transfer Baskı’ya geniş bir şekilde yer verilmekte, bu tekniklerin kâğıt, kumaş ve ahşap yüzeylerdeki uygulamaları detaylı bir şekilde incelenmektedir.

Yazarın 2007 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nda yapmış olduğu Yüksek Lisans eğitimindeki “Eski Fotografik Baskı Yöntemlerinin Farklı Yüzeylerdeki Etkileri” konulu tez çalışmasına genişletilerek yer verilmektedir.

Sayfa:154

HABER / Türk Nikon Dergisi Aralık 2012 Sayısı ile Birinci Yılını Kutluyor


 

 
Türk Nikon Blog üzerinde yayınlanan yazılardan derlenerek oluşturulan Türk Nikon Dergisi 2012 Aralık sayısıyla yayınlandı. Aralık sayısı derginin 2012 yılının son sayısı olması dışında yayın hayatına başlamasının da yıl dönümü özelliğini de taşıyor.
Türk Nikon Dergi Aralık sayısı dopdolu bir içerikle tam 71 sayfa… Bu sayının kapağını Nikon en son duyurmuş olduğu 24.1 milyon efektif piksel sayılı DX-format CMOS sensör, son derece hassas 39 noktalı AF sistemli Nikon D5200 süslüyor. Aralık sayısının konuk fotoğrafçısı Ümit Alper Tümen, bizleri Hindistan’a alıp götürüyor. Türk Nikon’un Facebook uygulaması olan “Ben Nikon’um” üzerinden yüklenen   fotoğraflar arasından seçilen kareler de son sayıda yer alıyor. Dergiye buradan ulaşabilirsiniz.
 
 

HABER / 2012 Avrupa Spor Başkenti İstanbul’un En Güzel Spor Fotoğrafları Belli Oldu

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


1.Sebahattin Özveren
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı Gençlik ve Spor Müdürlüğü ile İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK) işbirliğinde ‘İstanbul 2012 Avrupa Spor Başkenti’ etkinlikleri kapsamında düzenlenen “İstanbul’da Sporun Renkleri” konulu fotoğraf yarışması sonuçlandı. Yarışma sonucunda Sebahattin Özveren birinciliğe layık görülürken, Mehmet Serhat Gürsoy ikinci, Metin Ekinci ise 3. oldu. Ayrıca seçilen 40 fotoğraf da sergilenmeye hak kazandı.
2012 Avrupa Spor Başkenti etkinlikleri kapsamında İstanbul’da düzenlenen ve büyük ilgi gören spor fotoğrafları yarışması sonuçları belli oldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı Gençlik ve Spor Müdürlüğü ile İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (İFSAK) işbirliğinde organize edilen ‘İstanbul’da Sporun Renkleri’ konulu fotoğraf yarışmasına 179 katılımcı ve 662 eser katıldı. Sporun farklı renkleri ve biçimleri ile nice ayrıntı ve güzelliği gün yüzüne çıkarmayı amaçlayan yarışma, İstanbul’da geçmişi çok uzun bir döneme uzanan spor tarihimize, kültürel ve entelektüel bir sermaye kazandırılması hedefiyle gerçekleştirildi.  Yarışmada, Olimpik değerlerin (başarma azmi, fair play, toplumsal duyarlılık, düzenli egzersiz) yanı sıra centilmenlik, dostluk, takım ruhu, coşku, kazanma azmi gibi konuların yarattığı duyguları içeren kadrajlar yarışma konusu içerisinde yer aldı.
2.Mehmet Serhat Gürsoy
Her türlü spor müsabakasının ve bu müsabakalar sırasındaki sahanın ve izleyicilerin spor ruhunu yaşatan anlarından kesitler ile İstanbulluların günlük hayatlarında spora ilişkin gerçekleştirdikleri tüm faaliyetleri betimleyen fotoğraflar da yarışma konusuna dahil edildi.
İstanbul’da düzenlenen ulusal ve uluslararası organizasyonların yanı sıra spora dair her fotoğrafın değerlendirildiği toplantıda Sebahattin Özveren’in eseri birinciliğe layık görüldü. Sebahattin Özveren birincilik ödülü olarak 3 bin TL’nin sahibi oldu. Mehmet Serhat Gürsoy’un eseri juri oylamasıyla ikinci olurken 2 bin TL’lik ödüle hak kazandı. Metin Ekinci’nin fotoğraf karesi ise 3. eser olarak belirlendi. Metin Ekinci de bin TL’lik ödül kazandı. Ayrıca yarışmada değerlendirilmeye hak kazanan 40 eser de 100 TL’lik mansiyon ödülüne hak kazandı.
2. Mehmet Ekinci
Yarışma sonuçları ile ilgili detaylı bilgi www.ibb.gov.tr internet sitesinde bulunan ‘Fotoğraf Yarışması’ linkinden ve http://www.belnet.com.tr/yarisma/index.html  internet adreslerinde. İstanbul’da düzenlenen ulusal ve uluslararası organizasyonların yanı sıra spora dair her fotoğrafın değerlendirildiği toplantıda Sebahattin Özveren’in eseri birinciliğe layık görüldü. Sebahattin Özveren birincilik ödülü olarak 3 bin TL’nin sahibi oldu. Mehmet Serhat Gürsoy’un eseri juri oylamasıyla ikinci olurken 2 bin TL’lik ödüle hak kazandı. Metin Ekinci’nin fotoğraf karesi ise 3. eser olarak belirlendi. Metin Ekinci de bin TL’lik ödül kazandı. Ayrıca yarışmada değerlendirilmeye hak kazanan 40 eser de 100 TL’lik mansiyon ödülüne hak kazandı.
5 Ağustos 2012 – 19 Kasım 2012 tarihleri arasında düzenlenen yarışma sonucunda 24 Kasım Cumartesi günü juri toplantısı gerçekleştirildi. Saat 11.00’de İFSAK Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda 179 katılımcının 662 eseri değerlendirmeye tabi tutuldu. İlk elemede ‘1 evet’ oyu alan eserlerden 194 adedi ikinci tura geçti. İkinci turda ‘2 evet’  oyu alan 86 eser üçüncü tura kaldı. Üçüncü turda 3 evet oyu alan 49 eser sergileme turuna kalmaya hak kazandı. Bu turda 4 evet oyu alan 43 eser yarı final turuna kaldı. Beşinci turda juriden 5 oy alan 7 eser final turuna geçti. Gizli puanlama türünde yapılan final turu sonrası ilk 3’e giren fotoğraflar seçildi.

DUYURU / DAVET

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Degerli Arkadaslar,

4 Aralik Sali aksami 19:30’da Galata Dernegi’nde toplaniyoruz ve Tulin arkadasimizin yeni cikan kitabinin imza gününü gerceklestiriyoruz.

Bu kez toplantiya sadece üyelerimiz degil tüm fotograf dostlari davetli.

Genis bir katilim icin, duyuruya yardimci olursaniz sevinirim.

Sali aksami görüsmek üzere, selamlar, sevgiler.

Ibrahim Göksungur

.

Galata’da, GALATA DERNEGİ ve FOTOGEN isbirligiyle yürütülen fotograf etkinlikleri, yeni sezona FOTOGEN üyesi Tülin Dizdaroglu’nun yeni yayınlanan kitabi ALTERNATIF FOTOGRAF kitabi üzerine söylesisi ve imza günü ile basliyor.

4 Aralık Salı aksami 19:30 da Tülin Dizdaroglu, önce kitabını tanıtan bir söylesi yapacak, kitabinda kullandigi örnek fotograflari ve ülkemizde pek bilinmeyen baski tekniklerini anlatacak, daha sonra da isteyen okurlara kitaplarini imzalayacak.Tülin DİZDAROĞLU

Sinop doğumlu,1972 yılında İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi ve İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulunu bitirdi. Devlet liselerinde ve özel dershanelerde kimya öğretmenliği yaptı. 2006 da ” ÖSS Kimya” ve “ÖSS’ye Hazırlık ve Okula Yardımcı Kimya II”  adlı iki kimya kitabı hazırladı.2007 de Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Fotoğraf Ana Sanat Dalında

“ Eski Fotografik Baskı Yöntemlerinin Farklı Yüzeylerdeki Etkisi ”  konulu tezini vererek Yüksek Lisans eğitimini tamamladı.

İlki 1993 yılında olmak üzere 5 kişisel fotoğraf sergisi açtı. Bu sergiler sırasıyla; “ Emekçi Kadınlar” , “Anadolu Kadını” ( önce renkli daha sonraki yıllarda siyah beyaz) , ” Ketendere’de Yaşam”  ve      “Son Kağnılar” dır.  Bu sergiler İstanbul’da ve Anadolu’nun birçok ilinde 30 yakın sergi salonunda tekrarlandı. Yurtiçi ve yurtdışı karma sergilere katıldı.

“Anadolu Kadını”,  “Kaçkarlar”,  “Ketendere’de Yaşam” , ”Çiçeklerim”, “Harran’ın Dünü, Bugünü Ve Yarını”,”Son Kağnılar”, “Haydarpaşa”  konulu fotoğraf gösterileri hazırladı. Fotoğraf yarışmalarında aldığı pek çok ödülün yanı sıra 2000 yılında Şinasi Barutçu Kupası’nı da almaya hak kazandı. Jüri üyeliklerinde bulundu. İFSAK, SİFAD ve FOTOGEN üyesi. Fotoğraf Dergisi, Cumhuriyet Dergi, Skylife, Gezi Travel, Marie Claire, Beaute, Cornucopia, Country Homes ve www.fotografya.gen.tr de yazı ve fotoğrafları yayınlandı.

Alternatif Fotoğraf

Bu kitapta, fotoğrafın ilk bulunuş yıllarını, Niepce’nin ilk fotoğrafı nasıl çektiğini, Daguerreotype, Talbotype fotoğraf tekniklerini, Hig-Art fotoğraf akımı ve Pictorializmi, 20. Yüzyıl başlarında Yalın Fotoğraf, Fotoğrafta Soyutlama Dinamizim, Futurizm, Vortisizm’i bulacaksınız.

Ayrıca, Dadaizm, Sürrealizm, Sembolizm, Pop Art, Yeni Gerçekçilik, Kavramsal Sanat, Foto Gerçekçilik, Minimalizm, Fluxus, Performans Sanatı, Feminist Sanat, Arazi Sanatı’nda fotoğrafın yeri ve Postmodern Dönemde Fotoğraf incelemekte.

Avrupa ve Amerika’da son yıllarda gündemde olan Alternatif Baskı Teknikleri’ne ve bunlardan Geleneksel Cyanotype, Kallitype, Albümin Baskı, GumBikromat Baskı, Karbon Transfer Baskı’ya geniş bir şekilde yer verilmekte, bu tekniklerin kâğıt, kumaş ve ahşap yüzeylerdeki uygulamaları detaylı bir şekilde incelenmektedir.

Yazarın 2007 yılında Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Fotoğraf Ana Sanat Dalı’nda yapmış olduğu Yüksek Lisans eğitimindeki “Eski Fotografik Baskı Yöntemlerinin Farklı Yüzeylerdeki Etkileri” konulu tez çalışmasına genişletilerek yer verilmektedir.

Sayfa Sayısı: 154
Dili: Türkçe
Yayınevi: 
Sokak Kitapları Yayınları

 

 

SERGİLER

Etiketler

, , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yapay Manzaralar Fotoğraf Sergisi İstanbul Fotoğraf Müzesi’ndePosted: 24 Nov 2012 07:59 PM PST

Photo Edition Berlin’den Gunther Dietrich’in küratörlüğünü yaptığı “Yapay Manzaralar” sergisi uluslararası alanda faaliyet gösteren üç sanatçının “yapay manzaralar” konusunda çarpıcı ve kısmen de radikal pozisyonlarını gösteriyor.
İspanyol fotoğraf sanatçısı Joan Fontcuberta, kültürel-ikonografik eserleri melankolik bir güzelliğe sahip özgül manzaralara dönüştürmek için askeri amaçlarla geliştirilmiş yazılımlar kullanıyor.
Alman sanatçı Nikolaus von Wolff, geleneksel kolaj tekniklerini radikal bir şekilde geliştirerek kendi fotoğraflarının minik parçalarını kullanıyor ve bu şekilde çok ayrıntılı ve aynı zamanda dışavurumcu bir vuruculuk içeren dijital tablolar yaratıyor.
Çinli sanatçı Sun Ji 2008 yılında gerçekleştirdiği “Memory City” adlı dizisinde, doğduğu kent olan Şanghay’a ütopik ve eleştirel bir gözle bakıyor. İşlevsel mimari yaklaşımıyla yapılmış ve bugün artık var olmayan yapıları gri renkli anılara, nostaljik reflekslere ve kentsel deneylere tercüme ediyor.
İstanbul Fotoğraf Müzesi
Şehsuvar Bey Mah. Kadırga Liman Cad.
No:60 Kadırga – Fatih/ İstanbul
Yiğit Uygur’da ”Zamansız” FotoğraflarPosted: 24 Nov 2012 07:46 PM PST

Fotoğraf sanatçısı Yiğit Uygur’un ‘’Zamansız’’ başlığı altında topladığı ve farklı tekniklerle meydana getirdiği figüratif çalışmalar, Contemporary İstanbul ile eş zamanlı olarak, Beyoğlu Nuru Ziya Art Galeride 20 Aralık tarihine kadar görülebilecek. (20 Kasım – 20 Aralık)
Klasik Dönem resimlerden öykünen 20 fotoğraftan oluşan ‘’Zamansız’’başlıklı sergide dijital manipülasyondan çok doğal efektlerden yararlanmış. Eski ayna ve kirli camların ardından çekilmiş fotoğrafların bazılarında ise Yiğit Uygur, dijital tekstür uygulaması kullanmış.
 Bireysel ve ikili resim sergileri açan Yiğit Uygur, karma ve enstalasyon sergilerine katıldı. Müzisyen kimliğiyle gitar, perküsyon ve ideofonik çalgılar üzerine çalıştı. Çeşitli gazete, dergi ve web sitelerinde felsefe ve sosyoloji konulu makaleleri yayımlandı. Radyo yöneticiliği, gazete ve dergilerde genel yayın yönetmenliği, editörlük, köşe yazarlığı, foto muhabirliği, gazetecilik ve yayıncılık yaptı. Her zaman bağımsız gazeteci kimliğiyle çalışan Uygur gazeteciliğin dışında foto muhabiri ve tanıtım fotoğrafçısı olarak çalışmakta.
Yeni Çarşı Cad. Nur-u Ziya Sok. No:33
Beyoğlu-İstanbul / Türkiye
İzzet Keribar ve Leon Keribar’ın Sergileri İstanbul Fotoğraf Müzesi’ndePosted: 24 Nov 2012 07:18 PM PST

Usta fotoğraf sanatçısı İzzet Keribar’ın “Küba” sergisi ile yaz aylarında kaybettiğimiz Türk amatör fotoğrafının öncülerinden Leon Keribar’ın retrospektif sergisi İstanbul Fotoğraf Müzesi’nde.




İstanbul Fotoğraf Müzesi
Şehsuvar Bey Mah. Kadırga Liman Cad.
No:60 Kadırga – Fatih/ İstanbul
Rıza Erdeğirmenci’nin ”Müzelerden İnsan Manzaraları” Sergisi İFSAK’taPosted: 24 Nov 2012 06:54 PM PST

Müzelerden İnsan Manzaraları (01-21 Aralık)
On değişik ülkede yirmi iki farklı müzeyi kapsayan, Houston’daki NASA müzesinden Bodrum’daki Sualtı müzesine kadar uzanan bu çalışma; aklıma takılan basit bir soruyla başladı : ‘İnsanlar müzelerde nasıl davranırlar, müzelere niye giderler’
Üç yıla yakın bir sürede çekilen birkaç bin kareyi incelediğimde, çeşitli insan manzaraları ile karşılaştım. Bakın kimler vardı benim müzelerimde.
- Buraya kadar gelmişken bir de müze gezelim bari diyen turistler,
- Tüm saflıklarıyla koşuşturan çocuklar,
- Sanat eğitimini müzede sürdüren çalışkanlar,
- Yaşlı, genç illa ki bir şeyler öğrenmeye çalışan meraklılar,
- Size basit görünen bir eseri dakikalarca durup inceleyenler,
- Eserlere Sanatçılarla boy ölçüşen bir edayla bakan iddialılar,
- Sadece ‘ünlü’ eserleri görüp, diğerlerini pas geçen aceleciler,
- Ayakkabı ya da saç modelini gösteren tablolar karşısında takılmadan duramayan kadınlar,
- Her ortamda olduğu gibi müzede de hayatın tadını çıkaranlar , yanısıra huzursuz bir şekilde etrafı kollayanlar
- Orada da  yalnızlığını yaşayanlar
- Müzede bile cep telefonundan ayrılamayanlar,
- Alışveriş yaparak ya da karnını doyurarak günlük hayata devam edenler,
- Hiç de güvenlikçi olmayan güvenlik görevlileri
- Çalışmak zorunda olan işçiler, memurlar,
- Ve tabi ki muzip fotografik malzemeleri vermeyi ihmal etmeyen, hepimizin sevdiği o ‘Şeker İnsanlar’
Bu gördüklerimi sizlerle paylaşmak üzere 63 fotoğraftan oluşan bir sergi hazırladık. Dünyanın çeşitli ülkelerinden karşınıza gelen ve hiç tanımadığınız bu insanları, eminim ki siz benden farklı bir gözle değerlendireceksiniz. Fotoğrafın güzelliği de burada değil mi zaten !
Başka sergilerde buluşmak üzere………
Rıza Erdeğirmenci
İFSAK Alt Kat Sergi Salonu
Adres:İstiklal Cad. Ayhan Işık Sok. No:32/2 34433 Beyoğlu / İstanbul

SERGİ / “Seyit Ali AK ANISINA” Fotograf Sergisi ve ” İyi Geceler İstanbul” gösterisinin 16.Durağı EFSA – İzmir de


  “Seyit Ali AK ANISINA” Fotograf Sergisi ve Gösterisi EFSA’da

“Seyit Ali AK ANISINA” Fotograf Sergisi  ve

” İyi Geceler İstanbul” gösterisinin 16.Durağı EFSA – İzmir de

Açılış, Kokteyl ve Gösteri : 15 Kasım 2012 Perşembe saat 18:30

Tarih  : 15 Kasım  – 25 Kasım 2012

Yer    : Karşıyaka Belediyesi Hamza Rüstem Fotoğraf Evi

6522 Sokak No:8 Yalı Mah. Karşıyaka / İZMİR

Ziyaret Saatleri : 09.00-12.00 / 13.00-18.00 (Pazartesi günleri kapalı)                                                     

“Seyit Ali AK ANISINA” Sergisi ve “İyi Geceler İstanbul” gösterisi :

Seyit Ali AK’ın Türk Fotoğrafına ve özellikle Türk Fotoğraf Tarihine katkılarını hatırlatmak ve kendisini anmak için; kuratörlüğünü Hasan Daşdemir’in yaptığı “Seyit Ali AK ANISINA” sergisi, 1980 öncesi çekilmiş siyah beyaz projelerinden derlenmiş 16 ve yine son dönem renkli projelerinden derlenmiş 14 olmak üzere toplam 30 fotoğraftan oluşturulmuştur. Sergi iki yıl boyunca Türkiyedeki fotoğraf derneklerini dolaşmak üzere 21 Şubat 2009 tarihinde istanbul’dan yola çıkmıştır. Sırasıyla Seyit Ali AK’i İFSAK-İstanbul, BASAF-Balıkesir, EFOD-Edirne, FSK-Ankara, AFAD-Adana, FOTOFORUM-Trabzon, KONFAD-Konya, AFSAD-ANKARA, FOTOSEL-Konya, BUFSAD-Bursa, İFOD-İzmir, KASK-Kocaeli, SAGÜSAD-Sakarya, Photoworld-İstanbul, BODFAD-Bodrum, ve 16.durağı olan EFSA-İzmir ‘da anılıyor. Seyit Ali AK’ın fotograf projelerini, kitaplarını ve kendisi hakkında daha fazla bilgiyi fotograf.net‘in hazırladığı ve kendi adını taşıyan www.seyitaliak.com adlı web sitesinde görülebilir.

 

Seyit Ali AK ( 1947 – 2009) ESFIAP

1947 yılında İstanbul’da doğdu. Askerlik görevini fotoğrafçı olarak yaptı. 1973-1978 yıllarında İstanbul’da bir renkli fotoğraf laboratuvarında teknisyen olarak çalıştı. 22 Nisan 1977’de İFSAK’a üye oldu. Yüzyıllık dönemi kapsayan Türkçe Fotoğraf yayınları (1977), Osmanlı Dönemi Fotoğraf koleksiyonu (1982), Fotoğraf Afişleri (1986) sergilerinin yanı sıra Otomobiller (T. TAŞÖZ ile ortak, 1980), Palyaço (1982) ve Sanatçı Portreleri (1984) gibi konulu fotoğraf sergileri açtı. Cumhuriyet, Hürriyet gazeteleri ile Sanat Olayı, Gösteri, Milliyet Sanat, İFSAK, AFSAD, REFO Fotoğraf Sanatı dergisinde, çeşitli eleştiri, araştırma ve biyografi yazıları yayınlandı. 1985 yılında fotoğraf sanatının yurdumuzda köklendirmesine, yaygınlaşmasına ön ayak olmuş kadroyu yapıtlarıyla tanıtma amacına yönelik Ustalar başlıklı derleme dizisini sergililedi ve 1996 yılında toplu katalog yayınlandı. 1985, İFSAK ve 1998 Truva Folklor Araştırmaları derneklerinin verdikleri yılın fotoğraf ödülünü almıştır.

Fotoğraf ve Sinema dolu günler dileriz. Yönetim Kurulu

SERGİ / İZZET KERİBAR / LEON KERİBAR 1927-2012

Etiketler

, , , , ,


İzzet Keribar’ın “Küba’dan Portreler” ve Leon Keribar’ın “1927 – 2012″ isimli sergileri 

10 Kasım 2012 tarihinde saat 17:00’de
 İstanbul Fotoğraf Müzesinde


  • Adres

İstanbul Fotoğraf Müzesi
Şehsuvar Bey Mah. Kadırga Liman Cad.
No:60 Kadırga – Fatih/ İstanbul

  • Telefon

Tel 1: +(90) 212 458 88 42
Tel 2: +(90) 212 458 88 43

  • E-posta

info@istanbulfotografmuzesi.com

 

Orkestra Proje Grubu Fotoğraf Gösterisi 7 Kasım Çarşamba Günü İFSAK’ta


Orkestra Proje Grubu Fotoğraf Gösterisi 7 Kasım Çarşamba Günü İFSAK’ta

Posted: 05 Nov 2012 11:49 AM PST

Bu çalışma, İFSAK’ın oluşturduğu Orkestra isimli proje grubunun hazırladığı bir sergi ve gösteridir. Çalışmanın ana sergisi ise Nisan ya da Mayıs aylarında açılacaktır ve çalışmaya İncesaz Grubu tarafından da destek verilmektedir. (7 Kasım 2012 -Saat 19:00)
Projenin ana teması Anadolu müziğinin özellikle 1970’li yıllarda farklı noktalara çekilmesi ve kirlenmesiyle birlikte Türkiye müziğinde üretim yapan besteci, yorumcu ve müzik gruplarının çoğunun bu akıma ayak uydurması üzerinedir.
Birçok müzisyenin ise bu kirlenmenin karşısında durarak Anadolu’daki müziği bir yerlere taşımak adına çalışmalara imza atmak üzere yaşamlarını sürdürmeleri de göz önünde bulundurulmaktadır. Projenin bu ilk çalışmalarında özellikle müziğin özünü oluşturan müzik aletlerinin yapımlarının, müzik gruplarının farklı yerlerde verdikleri konserlerin ve sokak çalgıcılarının fotoğrafları ile birlikte kurgusal bazı fotoğraflar yer almaktadır.
Projenin ana temasını aşağıdaki, Prof Dr. Can ETİLİ’nin yazdığı “Müzikte Kirlenme” yazısının ilk iki paragrafı güzel özetlemektedir.
“Bir toplumun sosyal yapısında meydana gelen erozyonun müziğe yansıması, müzikte kirlenme olarak tanımlanabilir. Yapılan bu tanıma göre, müzikte kirlenmenin sosyal kirlenme ile başladığını söylemek mümkündür. Çünkü toplumun aile yapısında, eğitim kurumlarında, hukuk anlayışında, dilini kullanmasında, manevi değerlerinde, düşünce yapısında, örf-adet ve geleneklerine bakış açısında meydana gelen yozlaşmalar zincirinin bir halkasını da sanat anlayışındaki çözülme oluşturmaktadır.
Sanatın önemli bir dalı olan müzikte kirlenme ise, sosyal alanda kirlenme, basında kirlenme ve teknik alanda kirlenme olmak üzere üç bölüme ayrılarak incelenebilir. Buna göre, müzikte kirlenmenin teknik unsurlarını ise, melodik dokuda, ritmik yapıda, söz unsurunda ve icra şekillerinde irdelemek gerekmektedir. Türkiye’de yayınlanmakta olan müzik türleri incelendiğinde, Türk müziğinde kirlenmenin büyük boyutlarda olduğu görülmektedir”

 

FOTOĞRAF PROJELERİ


FOTOĞRAF PROJELERİ

12 Haziran 2012 / Vedat KONYALI

FOTOĞRAF PROJESİ ÇALIŞMAK ÜZERİNE

(Photography Projects)

Yazan: Vedat KONYALI

“Her proje benzersizdir ve kendi başına tanımlanmalıdır.”

Ister ticari ister amatör olsun fotoğraf projelerinin en temel ve ortak adımları belirlenen konuda ön hazırlıkların yapılması (konu ve amacın belirlenmesi/paylaşılması, araştırma, ekipman ve teknik bilgi, planlama, izinler), amaca uygun olarak çekimlerin yapılması ve planın gerektikçe revize edilmesi, ve değerlendirme (sonuçların paylaşılması ve çekimlerden görsel hikayenin oluşturulması:  seçme, eleme ve dizme, yeniden/takviye çekim) ortak süreçler olarak düşünülebilir. Fotoğraflanacak konuya bağlı olarak proje adımlarında ve her bir adımda yapılacak işlerin boyutlarında farklılıklar sözkonusu olabilir. Bazı projeler daha yoğun teknik bilgi ve ekipman gerektirebilir bir başka proje ise daha çok ön araştırma ve ilişki kurmayı gerekli kılabilir vs. Projenin türü, ilk andan itibaren gidişatı, proje içerisindeki paydaşların deneyimlerine bağlı olarak süreçlerin / adımların sıralaması ve herbirine harcanacak efor değişebilir. Dolayısı ile genel hatları ile bir fotoğraf projesinin nasıl çalışmamız gerektiği üzerine aşağıdaki tavsiyelerimi paylaşırken, konunun doğasına ve fotoğrafçının, sponsorun veya diğer paydaşların deneyim, istek ve motivasyonları doğrultusunda önerilen yöntem üzerinde zaman zaman değişiklik yapılabileceği veya yapılması gerektiği gözönünde bulundurulmalıdır. Bazen de fotoğrafçı tüm proje adımlarında tek başınadır. Aşağıdaki paylaşımlar bir belgesel fotoğraf projesinin çalışılması esas alınarak hazırlanmıştır.

Genel olarak bir fotoğraf projesi çalışılırken aşağıdaki adımlar örnek alınarak çalışmalar gerçekleştirilebilir (adımlarda özellikle sponsor bulma çalışmaları projenin her aşamasında gerçekleştirilebilir):

  1. Konu Seçimi, Amacın Belirlenmesi, ve paylaşılması,
  2. Çalışma Yönteminin belirlenmesi,
  3. Konu Hakkında Ön Araştırma yapılması,
  4. Proje Kapsamının Belirlenmesi,
  5. Proje Bildirgesi’nin hazırlanması,
  6. Proje Planının Hazırlanması,
  7. Cekim Planının Hazırlanması (Projeyi Görsel Olarak Planlayın, Görsel Çekim Planını Hazırlayın),
  8. Çekimlerin gerçekleştirilmesi (plan dışı durumlarıda dikkate alarak yapın),
  9. Çekimlerin Değerlendirilmesi: Seçim, dizgisi, eklenecekse destekleyici metnin hazırlanması, gerekiyor ise ek ve yenilme çekimlerin yapılması,
  10. Çalışmanın ürün Haline Dönüştürülmesi: sergi, albüm, gösteri hazırlama, sunum için mekanın seçimi ve düzenlenmesi vs,
  11. Kaynak Desteği / Sponsor bulunması (bu proje adımı projenin en başından son adımına kadar her evrede gerçekleştirilebilir).
  12. Projenizi çalışırken kişisel dilinizi de geliştirin.

1. Konu Seçimi / Belirleme: Seçtiğiniz konu ile ilgili şu sorulara cevap verin

  1. Neden bu konuyu fotoğraflamak istiyorum / Niçin bu konuyu fotoğraflıyorum?
  2. Bu konu hakkında neler biliyorum?
  3. Seçilen konu bir hikaye halinde kurgulanabilir mi?
  4. Seçtiğin Konu görsel olarak gerçekleştirilmesi-fotoğraf ile anlatılması mümkün mü?
  5. Kolayca ulaşılabilecek kadar yakın mı? Bazen gerekli bazen değil.
  6. Hislerinizle birlikte, kendiniz ve diger insanların merakları ve kafalarda soruların olduğu konuları fotoğraflamayı düşünebilirsiniz?

2. Çalışma Yönteminin Belirlenmesi:

  1. Temel bir çalışma disiplini oluşturun,
  2. Basit ödevler ve bol örneklerle başlayıp, yoğun fotoğrafik üretim sürecine geçin,
  3. Konu ile ilgili araştırma yapın
    1. Tarih, toplum, mimari, süreç vs hakkında
    2. Kişisel gözlem ve keşifler,
    3. Görsel hafızanızı geliştiririn,
    4. Konunuza Fotoğrafik bakışınızı geliştirin,
  4. Belgesel çalışma yapacaksanız örneğin: Maruz kalınan gerçekler içerisinde Sivil Toplumun tekrar Karşılaşması / Karşılaşmaması için önemli noktaların tespitini yapın,
  5. Doğru ilişkileri ve ilişkiler ağını kurmaya çalışın,
  6. Çekim yer(ler)inin tespitini yapın (etnik köken, mimari vs),
  7. Cekim zamanlarını planlayın,
  8. Projede Günlük Tutun,
  9. Nerede Duruyorsunuz karar verin?
  10. Çekim Yaparken KİŞİSEL DİLİNİZİ oluşturmaya özen gösterin,

3.  Konunuz ile ilgili ön araştırma yapın:

  1. Konu ile ilgili yerinde gözlem yapabilirsiniz.
  2. Konu hakkında bilgi sahibi olduğunu düşündüğünüz kişiler ile görüşebilirsiniz.
  3. Gazete, dergi, kitap ve internetten kaynak araştırması yapabilirsiniz.
  4. Sizden önce yapılmış örnek proje çalışmalarına bakabilirsiniz. Örneğin fotoröportajda      Jeff Jacobson, Paolo Pellegrini, Alex Webb, Garry Winegrand, Charles Harbutt, James Nachtway, Larry Towel  Belgeselci fotoğrafçıların çalışmalarına http://inmotion.magnumphotos.com      linkinden bakabilirsiniz.

(*) Araştırmalara gerek olduğu sürece çekimler esnasında ortaya çıkan ihtiyaçlara göre devam edilmelidir.

4. Proje Kapsamının Belirlenmesi:

Proje kapsamı proje ana çıktılarının neler olması gerektiği ve bu ana çıktıların elde edilmesi veya ulaşılması için nelerin yapılması gerektiğine karar verilmesi ile belirlenebilir.

Belirlenen proje konumuz için albüm basımının (ve/ya sergi, gösteri de projeye dahil olabilir) bir ana çıktı olarak proje hedefi olduğunu düşünelim. Albüm çalışmasının elde edilmesi için yapılması gerekenler:

  • Proje ile ilgili gereklilik ve sınırlamalar: Proje planı: zaman ve bütçe.
  • Neler kapsam dahilinde çalışılacak, neler kapsam dahilinde değil?
  • Olur ise, kapsam değişiklikleri nasıl yönetilecek?
  • Görsel hikayenin oluşturulması: Görsel hikayeyi anlatacak fotoğrafların nerede, ne zaman ve nasıl çekilecek (Çekim planı).
  • Eşlik edecek metinlerin hazırlanması.
  • Tasarım işleri…

Kapsam oluşturulurken dikkate alınmalıdır.

5. Proje Bildirgesi/Beyanı

  • Projenin amacını açıklayan,
  • Sanatçının eseri veya proje çalışması ile vermek/ paylaşmak istediği mesaji ve ortaya koyan,
  • Konu ile ilgili tespit ettiği gerçekler, düşünceleri, duygular ve temennileride kısmen veya tamemen içeren,
  • Bütün bunların sanatsal ve edebi bir dille açıklandıgı, sanatçının kendi eli, düşünce ve dilinden çıkan özet.

6.  Proje Planı:

  1. Projenin Adı: Proje konusuna verilen ad?
  2. Çeken kim(ler): Konuyu kim / kimler fotoğraflayacak?
  3. Neden: Konunun tanımı ve neden seçildiği?
  4. Ne: Konuyu fotoğraflarken hangi olaylar-durumlar-haller çekilecek?
  5. Nerede: Konunun fotoğraflanacağı mekanlar nereler?
  6. Ne zaman: çekimler hangi zamanlarda yapılacak?
  7. Nasıl: Kullanılacak fotoğraf makinesinin ve filmin türü-markası.
  8. Tahmini Süre: Çekimlerin tamamlanması için öngörülen      süre.
  9. Hedefler: Ortaya çıkacak ürünleri nasıl değerlendirmeyi düşünüyorsunuz.      Sergi, gösteri, kitap, internet, albüm…vs
  10. Bütçe: Proje için yapılacak      her türlü tahmini harcama toplamı. Sözkonusu ise proje gelirleri.
  11. İzinler

7. Çekim Planı:

  • Projenin Adı: Proje / Konunun adi?
  • Fotoğrafçı: Cekimi Yapacak olan Fotografcilar
  • Konunun Görselliği: Çekilecek konunun görsel etkisi ve atmosferi, ışık durumu, renkleri hakkında gözleme dayalı bilgi.
  • Genel Plan: Konuyu, mekanı, durumu tanımlayan genel planla çekilmiş fotoğraflar.
  • Orta Plan: Konu içindeki insanların, nesnelerin birbiriyle ilişkisini gösteren fotoğraflar.
  • Yakın Plan: Hikayenin içinde yer alan ve anlatımı destekleyen ayrıntıların fotoğrafı.
  • Detay Plan: Obje veya kompozisyon içerisinde yer alan herhangi bir unsurun çok yakından detayı.

8. Çekimlerin gerçekleştirilmesi:

  • Çekime çıkmadan önce ekipmanınızı kotrol edin, eksik ekipmanın .ek’m esnasinda b]y]k olasilikla telafisi mümkün olmayacaktir.
  • Çekimleri Çekim planına uygun olarak gerçekleştirirken sürprizlere hazırlıklı olun.
  • Çalışmanız esnasında Çekim Planına ilave edilmesi gereken ve çıkarılması gereken çekimler için notlarınızı alın ve çekimlerinizi gerçekleştirin.
  • Günlüğünüze aldığınız notlarda aynı zamanda hikayenizi de yazmaya başlayın.

9. Çekimlerin Değerlendirilmesi:

  • Seçimler hikayeye uygun olarak yapılır.
  • Seçilen fotoğraflar Story Board ‘da hikayeye uygun olarak dizgilenir.
  • Dizgi neticesinde eklenmesinde veya yenilenmesinde gerek görülen çekimlere karar verilir.
  • Eklenecekse destekleyici metin hazırlanır.

10. Çalışmanın ürün Haline Dönüştürülmesi:

  • Sergi yapılması planlanıyor ise: yer seçimi, basılacak fotoğraf adedi, boyutları ve sunum şekli, sergi yeri anlaşması, sergi yeri düzenlemeleri (asılış düzeni, giriş yazısı vs),  davetiye ve açılış hazırlıkları, sergi toplama aktiviteleri hedeflenen tarih dikkate alınarak planlanmalıdır.
  • Albüm çıkarılması düşünülüyor ise, grafik tasarım baskı yeri, baskı kalitesi (kağıt, sistem, boyut)  karar verilmelidir. Tanıtım için mekanın seçimi yapılmalıdır.
  • Gösteri yapılması düşünülüyor ise, sunum için mekanın seçimi ve düzenlenmesi, giriş konuşması ve diğer hazırlıklar yapılmalıdır.

11. Kaynak / Sponsor Desteği Bulunması:

  • Projenin ortaya çıkarması hedeflenen ürünleri ve bunları gerçekleştirilmesindeki her türlü çaba ve harcama dikkate alınarak proje bütçesi proje planı ve çekim planına paralel hazırlanmalıdır.
  • Hazırlanan bütçe proje çalışmaları süresince hem bir kontrol aracı görevı görecek hemde sponsor (dış kaynak) arayışında sponsorluk proje dosyasının oluşturulmasında gerekli bilgi ve değerleri sağlayacaktır.
  • Sponsorluk dosyasında projenin amacı, proje temel çıktıları, istenen kaynan tutarı ve yararli olacak diğer bilgi ve örneklere yerverilebilir.
  • Kaynak temini için ilgili kurum veya kişilerin seçilerek gerekli girişimlerin başlatılması biryandan girişimleri yapacak kişinin ilişkileri diğer taraftan bağımsız girişim çabalarının düzeyine ve ekonomik konjonktüre bağlı olarak gelişecektir.
  • Sponsor arayışı (bazen projenin başlangıcında hazır olabilir) projenin doğasına bağlı olarak projenin fikir aşamasından son adımına kadar her evrede gerçekleştirilebilir bir aktivitedir .

12. Kişisel Dilin Geliştirilmesi:

  1. Hangi Anda Deklanjöre Basıyorsunuz?
  2. Size ne hissettiriyor? Burada olmak Neye Benzer? ‘leri ifade edin.
  3. Detay ve Genel Bakışta : Büyük (genel) konunun küçük (dar) detayları; Küçük Konunun Büyük çalışılması
  4. Ben neyi görmüyorum? Neyi Görmem gerekiyor? sorusuna cevap arayın
  5. Kelimeleri onlar adina mı yazıyorsun? Kendi adınıza mı yazıyorsunuz? Fotoğrafınız bu bağlamda nasıl oluşacak?
  6. Filtrelerinizi kalbinizden çıkarın. Orada olun. Bulunduğunuz yerin, anın, insanın ve durumun kalbine inin.
  7. Insanlarla iletişim kurun, durumulari değerledinrin, durust ve açık iletişim kurun.
  8. Dışarıdan gelen olrak değerlendiriliyorsanız, çekime başlamadan önce insanlarla daha fazla zaman harcayin, bazen fotoğraf yuzlerce fotoğrafın sonunda gelecektir. Veya ilkinde.
  9. Makine vucut dilinizde arka planda olmali,
  10. Bazen ısrarcı olmak gerekebilir, ben buradayım ve çekeceğim.
  11. Bazı durumlarda konuşurken fark ettirilmez bir yaklaşım ve espri içinde çekmeye çalışın.
  12. Konunuza uygun ekipman ve malzeme ile calisin. Belgesel calisiyorsaniz, 28-35-50 mm  objektifler fotojurnalistik, yaşam çekimleri için idealdir. Fotoğraflarınızdaki sizsiniz? Ya geçmişten izleri veya içinde bulunduğunuz durumu yansıtırlar.
  13. Projeniz bittiğinde bütün fotoğraflarınız aynı etkide olmalı,
  14. Proje fotoğraflarınızın seçimini kendiniz dışında bir editöre yaptırın veya görüşlerini alın.
  15. Zaman zaman fotoğrafçı çevrenizle bir araya gelip fikir paylaşımında bulunun.
  16. Mekan veya Insan fotografları olsun bir butun olusturmalı,
  17. Projenin ne zaman bırakılabilecegi bilinmeli
  18. Bazen bir projeyi bitmeden bırakıp başka projeye geçmek gerekebilir, bunu yapmak sizi daha mutlu edebilir.
  19. Sponsorluklar için ilgilenecek kurum ve/ya kişi ve topluluklara sunun.
  20. Genelde sosyal, kültürel ve etnik konulardaki projeler iş yapabilir. Konsolosluk vs irtibata geçip yurtdışında serginizin açılması konusunda destek isteyebilirsiniz.

——– Örnek Proje Bildirgesi/Beyanı:———-

“Tekerlekli Tek Tasima Araci”

Büyükada’nın tekerlekli tek taşıma aracı faytonlar. Yazın sıcağından ve şehrin kalabalığından bunalan İstanbulluların fayton sefaları…

Istanbul mimarisinin en ozgun orneklerini bulabilecegimiz ada koskleri ve sokaklari arasinda kosturan faytonlar ve faytoncularin dunyasi…

Gelisen teknoloji ve degisen yasa bicimi ile gunumuzde artik nostalji araci haline gelen faytonlar…

Sonbahar ve Kış geldiğinde, ada sakinlerinin ve sevdalılarının yavaş yavaş terk ettiği Büyük Ada’da seyrek de olsa atların ayak sesleri ve faytonların tıngırtısı duyulur sadece. Faytoncular için yaşam Fayton Meydanı’nda kahvelerde çay ve simit eşliğinde sohbetlerle yolcu beklemeye dönüşür. Fayton Meydanı, adada faytona binecek yolcuların ilk durağıdır, faytoncuların, nalbantların, tedarikçilerinin, samanlarda büyük bir iştahla tane arayan güvercinlerin… dünyası’dır.

Mevsimsel olarak çalışan faytoncular, atların bulunduğu ahırlarda yatar çoğunlukla. Ahırların bulunduğu Maden’i yuva yapmışlardır kimileri, burada kalır, burada yer içerler ve eğlenirler akşamları.

Adanın eski çöplük alanına (Maden) kurulan ahırlar yağmur yağdığında çamur deryasına dönerek yaşamı zorlaşır. Şimdilerde yeni yerlerine geçme bekleyişinde olan faytoncular için yeni bir dönemin başlayacağı muhakkak gibi görünüyor…

——— Örnek Proje Planı:———–

  1. Projenin  Adı: Tekerlekli Tek Tasima Araci
  2. Çeken kim(ler): Vedat Konyali / Salih Zeki Ilban
  3. Neden: Kaybolmakta Olan Meslek, gunimuzdeki nadir orneklerden yasam gercekleri ile aktarimi.
  4. Ne Konuyu fotoğraflarken hangi olaylar-durumlar-haller çekilecek?: Arka Planda kendi yasamlari, Fayton Meydaninda Musteri ve yan sektorleri, Adanin icerisindeki konumu, Faytiola gezmek neye benzer? Mevsimsel degisikliklerde Faytoncularin durumu, Sorunlar.
  5. Nerede: Fayton Meydani, Maden (eski ahirlar ve yasam), Park alani (yeni yerlesimve ahirlar) , Ada ici yollarda.
  6. Ne zaman: Her Mevsim (ozellikle yuksek ve dusuk sezon), gunluk arka plan yasamda sabah ve aksam saatleri. Yolcular adaya      gelip kuyduk olusturunca, Gun icinde diger sektorler.
  7. Nasıl: Kullanılacak fotoğraf makinesinin / Lens diger ekipman ve Malzeme: EOS 5D,16-35, 28-135 ve 70-200mm Lens, Yuksek kapasite hafiza kartlari, Storage Unit, Polarize Filtre, ic mekan icin flas.
  8. Tahmini Süre: 1 Yil.
  9. Hedefler: Ortaya çıkacak ürünleri nasıl değerlendirmeyi düşünüyorsunuz. Sergi (Buyukada da, Istanbulda ve TR nin degisik yerlerinde), Yurtdisinda, Album, WEB Sergi.
  10. Bütçe:
  11. İzinler:

——— Örnek Proje Çekim Planı:——–

Projenin Adı: Tekerlekli Tek Taşıma Aracı

Fotoğrafçı: Çekim Yapacak Fotoğrafçılar,

Konunun Görselliği: Faytoncularin iş ve arka plan yasam dunyası ve mekanlar, Atlar, Fayton işinin döndüğü Fayton Meydanı ve bu meydanın etrafındaki dünya (nalbant, kahveler, yemci, kule sorumlusu…) Akşam servisten dönen atların çözümü, yemek yeme, kahvede sosyal ortam. Sabah Uyanış ve sıradan işler, kahvaltı. Sabah vapurun gelişi ile Fayton Kuyruğu ve meydanın hareketlenmesi, Adada gezinen faytonlar. Fayton Park Alanı, fayton tamircisi…

Çekim Planı:

Genel Plan: Fayton Meydaninin Kuleden genel goruntuleri. Maden alaninin yamactan cekimi. Fayton Park alaninin tepedeki asfalt yoldan cekimi.

Orta Plan: Faytoncunun yem almasi, atlara yem vermesi ve sulamasi, faytoncularin birbirleri ile iliskileri, Kahvehanelere oturup musteri bekleyen faytoncular, siraya gecirme konusunda kule sorumlusu calisma mekani, sirada bekleyen-yolcu alan-dolastiran faytoncular, nalbant isini yaparken.

Yakın Plan: Kirbac-At-Plaka ve sus kombinasyonu, at ayaklari- tekerlekler-insan ayaklari, guvercin ve yem torbalari, arabaci portreleri

Detay Plan: Ayak basma yeri, oturaklar, kenar susleri, nal, ayna ve yansimasi.

___________________________________________

SOYUT FOTOĞRAF – 2: YARATICI YAKLAŞIM


05 Ağustos  2012 / Vedat KONYALI

Fotoğraf çok değişik biçim ve tarzlara bürünebilir, birçoğu belgesel veya fine art (güzel sanat) sınıflandırlamalrından birisine girer. Amacı izleyeni bilgilendirmekten daha çok etkilemek ve uyandırmakolan bir görsel ifade biçimi olan soyut fotoğrafı fine art sınıfına koyabılırız.

Soyut fotoğraflar çekerken ve soyut anlatım biçimimizi geliştirirken aşağıdaki önerileri kullanabiliriz:

  • Her ne zaman soyut fotoğraf çekmeye yönelirsek, konudan içgüdüsel olarak etkilendiğinizi düşünün – konu ile ilgili bazı şeyler gözünüze takıldı ve sizi içine çekti.
  • Konuya duygusal yaklaşın ve duygusal tepki gösterin, niçin onun tarafından etkilendiniz ve sizin nasıl hissetmenize ve ne hissetmeniza neden olduğunu değerlendirin. Bu size konuyu nasıl fotoğraflayacağınız konusunda bilgi verecektir.
  • Konu ile zaman geçirin, kutunun dışından bakın ve gerçekte ona hiç yaklaşmayacağınız şekilde yaklaşın, farklı açılardan ve genel amacına bakmaksızın.
  • Konunuzun potansiyelini ortaya çıkarmak için farklı çekim hızları ve diyafram değerleri deneyin.
  • Çektiğiniz fotoğrafı güçlendirmek için konunun hangi unsurlarını kullanacağınızı değerlendirin.
  • Hayal gücünüzü kullanın, konunun gerçek konumu hakkında düşünmeyi bir kenara bırakın, fotoğrafın daha önceki tüm peşin hükümlerini bir unutun ve yaratıcı olun.
  • Konuyu bir sanatsal vasıta olarak düşünün, kendinizi sanatsal olarak ifade edebileceğiniz boş bir tuvale sahipmişsiniz gibi.
  • Şimdi konunuzdaki özellikler ve detayları – çizgiler, doku, renk ve biçim – en geniş bir biçimde ortaya çıkarma zamanıdır.

Esaslar

Soyut fotoğrafın üç temel öğesi biçim, renk ve çizgilerdir (bu üç unsura kimi zaman doku ve/ya desen de eşlik eder). Bir soyut fotoğrafçı bu unsurlar açısından görmeyi ve düşünmeyi öğrenir.

  • Biçim

Biçim bir görsel içindeki nesnelerin çekline karşılık gelir. Biçim bir görselin özünü oluştururken, çizgiler ve renk ıse onu güçlendirir. Bu nedenledir ki, iyi bir soyut fotoğraf iyi bir biçimle başlamalıdır. Bu hoşa giden, ilginç ve/ya dinamik biçimlerin seçimi ile başarılabilir.

Burada aşağıdakileri hatırlamakta fayda var:

  • Soyut fotoğraf içgüdüsel bir sanat biçimidir.
  • İnsanlar soyut fotoğraf ile mantıksal değil, duygusal etkileçime girerler.
  • Bu nedenledir ki, bir fotoğrafçı biçime duygusal etkileşimi yaratacak şekilde yaklaşmalıdır.

Konunun hangi özelliklerini kullanmak istediğinizi bir düşünün – çok düz ve sıradan mı? Bir çok çizgiye sahip ve hareket hissi yaratıyor mu veya biçimi zamanla değişen doğal bir obje mi? Görsel içinde objenin biçiminin tamamı, yoksa belirli bir kısmı üzerine mi yoğunlaşacağınıza karar verin. Aynı zamanda bu objenin tamamı veya belirlenen kısmı üzerinde çalışılabileceğiniz tanımlanabilir biçimlerin, dairelerin, üçgenlerin vs. olup olmadığına bakarak bunları avantajınız olarak değerlendirin.

  • Renk

Renk izleyicinin dikkatini çeker ve izleyicinin algılama sistemini uyarır. Renk aynı zamanda izleyicinin dikkatini belirlin bir süre boyunca tutulmasına hizmet eder. Eğer izleyicinin gözleri amaçsızca dolaşıp başka arayışlara başlar ise, renk dikkatin geri getirilmesine yardımcı olur.

Rengin kullanımlarından biriside doygun veya çarpıcı bir rengin kullanılmasıdır.  Rengin pratikte bir diğer yaygın kullanımı ise, renk kontrastını kullanma yolu ile çok dinamik görseller üretmektir.

Renk, bir soyut çekimde belkide en güçlü görsel unsurdur. Renk izleyiciyi içine çeker ve nesnenin rengi neye baktıklarına ilişkin çok hızlı bilgi verir ve varsayımlarını şekillendirir ve ruh hallerini etkiler. Rengi bir ifade biçimi ve olarak kullanmaya çalışın; renk, bir tabloda olduğu gibi, gözü etkilemede çemimlerinizi çekici hale getirecek en kolay ve en iyi vasıtadır. Unsurların özelliklerinin ön plana getirilmesinde rengi nasıl kullanacağınız üzerinde düşünün.

  • Desen/Doku ve Çizgiler/Eğriler

Konunuza tekrarlayan biçimler veya temaların var olup olmadığı açısından bakın ve bunları avantajınıza kullanın. Desenin etkisini güçlendirmek amacı ile nesne üzerinde doğrudan, simetrik ve  asimetrik bakış açılarından denemeler yapabilirsiniz. Benzer şekilde, konunun çizgilerine ve kenarlarına bakın, bunlar düz veya eğri mi, çekimin içine doğru veya ondan uzaklaşma şeklinde bir çekime önderlik ediyor mu? Göz bir çizgiyi başlangıcından bitimine kadar takip etme eğiliminde olduğundan çizgiler fotoğrafta çok etkin bir biçimde kullanılabilir.

Çizgilerin bir görsel içerisinde kullanılmasında bazı yöntemler bulunmaktadır:

  • Birincisi, çizgiler bir görseldeki temel ilgi unsuruna dikkatin yöneltilmesine yardımcı olurlar.
  • İkincisi, çizgiler görsele biraz daha fazla görülmez bir ilgi eklerler. Çizgiler, basit bir biçimde görsel içerisinde yuöuşak geçişli veya dinamik bir akış sağlar. Uygun bir biçimde kullanıldığında, izleyicinin gözlerinin çizgiler boyunca ileri ve geri dolaşacaktır. Çizgilerin soyut olmayan objeler üzerinde dikkati dağıtan bir etkisinin olması nedeni ile çizgilerin bu ikinci kullanımında, çok dikkatlice kullanılmalıdır.

Çizgiler ve doku sıklıkla birlikte kullanılır. Başarılı bir uygulamada ise, doku ana konunun en baskın özelliklerinden birisi olmalıdır. Ayrıca, doku çizgilerden herhangi birisi ile uyum içerisinde olmalıdır. Çizgiler kullanılırken dokudan uzaklaştıran aşırı güçlü, doygun veya zıt renklerden kaçınılmalıdır.

SOYUT FOTOĞRAF – 1


29 Temmuz 2012 / Vedat KONYALI

Soyut fotoğraf, detaydan daha çok renk, biçim ve çizgilerin ilkel algılamasına dayanır. Genelde, birçokfotoğrafçı fotoğrafdaki fırsatları değerlendirirken detaylar açısından düşünme eğilimindedir. Bununla birlikte soyut fotoğraf dünyayı ve bizi çevreleyen soyut fotoğraf fırsatlarını farklı bir bakış açısı ile görmemizi sağlar.

Bu yazımdan başlayarak takip edecek seri makalelerin amacı soyut fotoğraf tekniklerini ve ana konularını tartışarak aşağıdaki konulara değineceğim:

  1. Soyut fotoğrafın tanımı
  2. Niçin soyut fotoğraf?
  3. Yaratıcı yaklaşım
  4. Esaslar
  5. Kompozisyon
  6. Çıkarım sanatı
  7. Teknikler

Soyut Fotoğrafın Tanımı

Aslında soyut ve soyut fotoğrafın bir çok tanımı yapılabilir. Üzerinde anlaşılmış evrensel bir tanım olmamakla birlikte, soyut fotoğraf ile ilgili makalelerimde soyut fotoğrafın tanımı aşağıdakini içerecektir:

  • Soyut fotoğraf konuyu kolaylıkla kavranabilir bir biçimde sunmaz,
  • Soyut fotoğraf görselin detayından daha çok ve öncelikle biçim, renk ve çizgiler yolu ile açıklamada bulunur.

Soyut görsellere bakarken beyinin mantıksal süreçleri daha az baskı altındadır. Zıtlıkla, izleyenin tepkisi daha çok içgüdüseldir. Soyut fotoğraf, öncelikle izleyicinin duyguları ile etkileşime girer. Soyut fotoğraf insanların duygusal sisteminin mantıksal sisteminden daha güçlü olduğu gerçeğinden faydalanır.

Ayrıca, biçim, renk ve çizgiler üzerindeki vurgu insanın algılama sisteminden güçlü tepkileri açığa çıkarır. Örneğin, insanın görme sistemi kırmızı gıbı bazı renler ile sarı – mavi gibi renk kontrastına çok daha güçlü ve hızlı cevap verir. Benzer şekilde, beyinin belirli bölümleri biçim ve çizgilere yanıt vermeye programlanmıştır. İyi tasarlanmış bir soyut fotoğraf insanın algılama, mantık ve duygusal sistemleri ile ve görseller arasındaki ahenk oluşturarak çok güçlü etkilere sahip olacaktır.

Yukarıdaki tanım ana konunun tanınabilir olup olmaması ile ilgili bir açıklamada bulunmamaktadır. Bazen izleyici neye baktığını veya neyin fotoğraflanmış olduğunu açıklayamaz.

Niçin Soyut Fotoğraf?

Soyut fotoğraf için aşağıdaki grekçeleri sayabiliriz:

  • Soyut fotoğraflar çok güçlü olabilir.
  • Soyut fotoğraflar hemen heryerde yaratılabilir.

“Beyoğlu rehberi.”


“Beyoğlu rehberi.”

Muhtemelen Taksim Meydanı’na otobüsle geleceksiniz, ve meydanda ki duraklarda ineceksiniz.

Ayağınızı bastığınız ilk yerin birkaç metre altında, birbirine karışmış onlarca insan kemiğini, sevgilinizle beraber kolkola düşlemek pek hoş olmayabilir.

Ama düşleseniz iyi olur, çünkü burası eskiden büyük bir mezarlıkmış, büyük olduğu içinde Büyük Mezarlık denirmiş zaten.

Şimdi etrafınıza şöyle bir bakın.
Taksim denilen o koca meydanın ölümle içiçe olan silüetini görebildiniz mi?

İstiklal Caddesi gibi hayat dolu bir mekana ölümle başlamak belki çok tuhaf.

Ama hayat bu işte.
Kocaman bir tezat.
Biraz kafanızı kaldırın.
Göğe doğru bakın,

Görkemli bir kubbesi olan, büyük bir kilise göreceksiniz.
Bu kilise yanına gitmeden, içine girmeden sadece olduğunuz yerden bile çok şeyler söyler. Adı, kubbesi ve kubbesinin altında ki pencerelerin sayıları şifrelenmiş gibidir.
Eğer bu kilisenin şifrelerini merak ediyorsanız buraya bakın:
http://www.biristanbulhayali.com/kutsal-uclu

Biraz yürüyün şimdi.

İstiklal Caddesi’nin girişinde sağda çeşmeye benzer altıgen bir yapı göreceksiniz.
Taksim Meydanı’na adını veren yapı bu işte.
Buradaki su deposunda bulunan suları civar semtlere taksim eden yani dağıtan yapı bu. Şimdi bunun romantizmle ne alakası var diyorsanız, var efendim hemde çok.
Yapının üzerine bakın iki küçük kuş yuvası göreceksiniz.
Şöyle biraz bakın ağzını anasına açmış, yem bekleyen yavrular göreceksiniz. “aaa ne kadar da sevimli” deyip bir detayı yakalamanın sevinciyle, sevgilinize şirin gözükmeniz elinizde.
Hele bir de yeniyseniz,şirin görünmeniz özellikle tavsiye edilir.
Hatta bu yuvalara bakarak demokrat bir reklam bile yapmak mümkün. Çünkü bu yuvalarda ki henüz uçamayan yavrular, polislerin demokratik haklarını savunmak için gösteri yapan eylemcileri dağıtmak için, sıktıkları biber gazlarından çokça zehirlenip ölmüşlerdir.

Hemen ilerde de sağ da tek katlı bir yapıdan oluşan Fransız Kültür Merkezi var.
Vakt-i zamanında Veba hastanesi olarak yapılmış, dolayısıyla vebayla ve ölümle karışık bir geçmişi var. Detayı şurada: Kara ölümün hastanesi
http://www.biristanbulhayali.com/kara-olumun-hastanesi

Neyse yolumuza devam edelim.
Yol boyunca sağlı sollu çokça tarihi apartman,pasaj,elçilik binaları göreceksiniz.
Ama biz bu kadar detaya girmeyeceğiz.
Çünkü burda tarih bitmez.
İçine girdininiz mi,ç ıkmanız biraz zor. Bizi ilgilendiren sadece özel olanlar.
Bu arada daha gezinizin başındayken naçizane bir önerim olacak.
Yürürken ağzınızı tatlandırmak için, bir İstiklal Caddesi çikolatası olan Zambo’dan bir paket alın. Ve içinde ki bütün fındıkları çatırdata çatırdata yiyin. Çünkü bu tat , gezinizi daha keyifli kılacaktır. Ayrıca,burda ki herşey gibi yediğiniz çikolatanında güzel bir hikayesi var: Zambo
http://www.biristanbulhayali.com/bir-beyoglu-cukulatasi-zambo

Zambo’nuzu da aldıktan sonra az ilerde benim favori apartmanımla karşılacaksınız:
Ragıp Paşa Apartmanı. Ragıp Paşa çok ehlikeyf bir paşa.
Abdülhamit’in has adamlarındandır.
Eğer geziyi bir barda noktalandıracaksanız,kesinlikle Ragıp Paşa’yı ihmal etmeyin derim.
Çünkü bu topraklarda ki ilk rakı fabrikasının kurucusudur kendisi.
Apartmanın ikinci katında M&N kafe bulunuyor.
Kesinlikle içeri girin derim.
Bir kahve söyleyin şöyle filtreli tarafından.
Biraz paşa üzerine konuşun.
Ama biz Ragıp Paşa üzerine bişey bilmiyoruz, nasıl konuşacağız diyorsanız.
Ben bişeyler söyleyebilirim.
Çünkü çok severim ben Ragıp Paşa’yı.
http://www.biristanbulhayali.com/ruhun-sad-olsun-ragip-pasa

Biraz daha yürüdüğünüzde Ağa Camii’yi göreceksiniz.
Bu cami İstiklal Caddesi’nin tek müslüman yapısıdır.
Ve biraz da trajik bir tarihi vardır.
Meraklısına duyrulur. Mimar Sinan’ın İstiklal Caddesine değen bir eli var.
http://www.biristanbulhayali.com/koca-sinanin-istiklal-caddesine-degen-mutevazi-eli

Ağa Camii’nin Hemen yanında da Rumeli Han var.
Bu zarif hanın sahibide Ragıp Paşa.
Şimdi, İstiklal’de gezerken Ragıp Paşa üzerine söylenen bir Beyoğlu dedikodusunu anmadan geçmek olmaz.
Malum kızlar severler böyle dedikoduları. “aaa öyle mi. Ne kadar da ilginçmiş” diyeceğine kalıbımı basabilirim.
http://www.biristanbulhayali.com/uc-koca-pasaj-gucunde-bir-beyoglu-dedikodusu

Biraz ilerde Türk Sinemasından hatırladığımız Yeşilçam Sokak’la köşe yapan yerde Serkldoryan var ya da namı diğer Emek Pasajı.
İstiklal Caddesinin ilk gece kulübü burası.
Ve kesinlikle en debdebelisi en ihtişamlısı.
1918 ve sonrasında işgalci İngiliz ve Fransız askerlerinin bir numaralı eğlence mekanı.
Haliyle fahişeleri de İstanbul’un en pahalı fahişeleri.
Aynı zamanda en güzelleri tabi.
Neyse, sen bu işin fahişe kısmını sevgiline söylemesen güzel olur.
Dıştan başla biraz.
“Bir baksana” de mesela, “binanın duvarında ki rölyefler ne kadar güzel”.
Hele iki melek arasından sırıtan bir şeytan figürü var, gerçekten görmeye değer.
Yaptıran adamda İstanbul’un en zengin adamı.
Şanına yakışır bişey yaptırmış.
Kim mi? Abraham Eremyan ve Serkldoryan
http://www.biristanbulhayali.com/istiklalde-tarihin-sirittigi-gorkemli-bir-bina

Ve biraz ilerde İstiklal’in çiçek gibi pasajı karşılıyor sizi: Çiçek Pasajı.
Çiçek gibi tarihi var bu pasajın.
Bunun haricinde bişey yazmayacağım bu pasaj için.
Burdan kendin bak: Çiçek satan Rus çiçeklerinin pasajı
http://www.biristanbulhayali.com/cicek-satan-rus-cicekleri

Bu arada, Çiçek Pasajı’nın ordan güzel bir çiçek almayı ihmal etme.
Aslında çiçeği heryerden alabilirsin de, Çiçek Pasajı’nın ordan alman hani senin için daha iyi. Yanından geçip gittiğin mekanın hakkını ver yani.
Ve geldik Galatasaray Meydanı’na.
Meydana adını veren lisenin kapısı gerçekten büyüleyici.
Galatasaray, bir semt olan Galata’nın sırtlarında kurulan Saray anlamına geliyor.
İsimin hikayesinin hafif detayı için şuraya bak istersen:
http://www.biristanbulhayali.com/galata-sarayi

Meydanda çelik borulardan oluşan güzel de bir heykel var.
Bu heykel Beyoğlu’nun onlarca simgesinden biri. Cumhuriyet’in 50. yılı için yapılmış, ama bunu aşan daha derin anlamı var.
İşte sanat bu dedirten bir hikayesi var:
Karmaşaya meydan okuyan sade bir heykel
http://www.biristanbulhayali.com/karmasanin-merkezinde-bir-sadelik

Galatasaray Meydanı aynı zaman da İstiklal Caddesi’nin tam ortasıdır.
Gezinizin yarısını bitirdiniz yani.
Kaldı diğer yarısı.
Dinlenmek için biraz bekleyin.
Biraz ilerde Markiz Pastanesi var orda dinlenir birşeyler içersiniz.
Biraz yürüyünce oldukça şık ve heybetli bir apartmanla karşılaşacaksınız. Apartmanı Mısırlılar yaptırdığı için apartmanın adı Mısır Apartmanı.
İçi ayrı dışı ayrı bir apartmandır.
Dışı batıdır, içi doğudur Mısır Apartmanı’nın. Nasıl mı?
Şöyle:
http://www.biristanbulhayali.com/ici-ayri-disi-ayri-bir-apartman-misir-apartmani

Mısır Apartmanı’nın bitişiğinde ise büyük bir kilise göreceksiniz.
Girişin her daim serbest olduğu bir kilise Sent Antuan.
Aynı zamanda İstanbul’un en büyük kilisesi.
Normal de üç yılda bitmesi gerekiyormuş ama nerdeyse on yılda bitmiş.
Neden mi?
http://www.biristanbulhayali.com/sent-antuan

Sent Antuan’ın tam karşısında ise Elhamra Han’ı var. Elhamra, İstiklal Caddesi’nin buram buram doğu kokan tek yapısı. Ve kilisenin tam karşısında olması da tesadüf değil. Mimari bir protesto o.
http://www.biristanbulhayali.com/istiklalde-dev-protesto-elhamra

Ve günün bombası.
Ona bir süpriz yapın.
Kim sevgilisine erkek resmi hediye eder ki demeyin, bir erkek resmi hediye edin mesela. Ve resmini hediye ettiğiniz adamın yakışıklılığını övün mesela.
Çünkü bu adam övgüyü hakeden bir adam. Bu adam o gezdiğiniz Beyoğlu’na adını veren adam, yani beyin oğlu.
Gayri meşru bir evllikten doğup ta Osmanlı cellatlarının elinde can veren trajik bir hayatı var.
Yaşadığı konağı Tomtom Sokağında.
Beyoğlu adının ardında trajik bir tarih var yani.
http://www.biristanbulhayali.com/pera-baglarinda-gayrimesru-bir-cocuk

Biraz ileride farkedilmesi güç bir kilise var. Bir Fransisken kilisesi Santa Maria. Caddenin aşağısında. Ancak 20-30 merdiven inerek girebiliyorsunuz. Bu yüzden de pek farkedilmiyor. Bu kiliseye 5 dakika da olsa kesinlikle uğrayın derim. Çünkü içi çok güzel. Ve bu güzelliğe eşlik eden güzel bir hikayesi var.
http://www.biristanbulhayali.com/bir-fransisken-kilisesi-santa-maria

Şimdi dinlenme vakti.
Artık fayans panolarıyla ünlü Markiz Pastanesine girebilirsiniz. Karnınız acıktıysa fast-food bişeyler de var. Çayınızı kahvenizi içebilir,bir güzel dinlenebilirsiniz. Bazı mekanların kaderi vardır. Tıpkı bu pastane gibi. Sanki bu mekan ünlü ve aristokrat olmak için yaratılmış, Ama artık, Halkın Markiz’i.
http://www.biristanbulhayali.com/halkin-markizi

Ve geliyoruz,ülkemizin ilk modaevine.
Mesela onun kadar güzel kadınların bir zamanlar sırf bu binanın önünden geçebilmek için süslenip püslendiklerini vitrinlerine bakıp daldıklarını çünkü bu binanın ülkemizin ilk modaevi olduğunu söyleyebilirsin.
Prim de yapar.
Benden söylemesi.
Aha da detayı, biraz çalış.. İlk modaevi, Botter Apartmanı.
http://www.biristanbulhayali.com/islamcidan-hediye-bir-modaevi

Ve geliyoruz İstiklal’in en tombul en aykırı yapısına.
Rusların,ajanların ve sanatın yurdu Narmanlı ‘ya.
http://www.biristanbulhayali.com/ruslarinajanlarin-ve-sanatin-yurdunarmanli

Biraz ilerde de dünyanın ilk metrolarından Tünel ve meydanı var.
Bu metro yapılırken, zamanın çok ama çok akıllı şeyhülislamı fetva bile vermiş,
“…binmeyin, caiz değüldür” demiş..
Elin adamı ise metroyu yapmak için didinmiş durmuş.
Mücadele etmiş.
Bu ibretlik hikayenin detayı şu linkte:
http://www.biristanbulhayali.com/tunelde-carpisan-iki-akil

Ve geziniz burada bitiyor.
Muhtemelen de akşamı ettiniz.

Önünüz de koca bir akşam yahut koca bir gece var.
Kafanız da ki temel soru da muhtemelen şudur:
Şimdi ne yapacağız.

Benim naçizane önerim şunlar olabilir.
Çiçek pasajına girip, rakı-balık yapabilirsiniz.
Ya da Nevizade’ye gidip, insan gulgulesinin içinde keyifle biralarınızı tokuşturabilirsİniz.
Veya Tünel’in tam karşısındaki Tünel Pasajı’nda, kahve türü bir şeyler içebilir, Yeşilçam Sokağı’nda ki barlara takılabilirsiniz.

Ya birader çok seçenek var, kafamız karıştı, sen tek bişey tavsiye et bari, yazının başından beri bir yığın şey tavsiye ettin, o çene birşeyler daha söyler derseniz;
hiçbirine gitmeyin, direk otele gidin derim ben.

Selametle… :)))

Fotoğraf Gösterisi – Cengiz KARLIOVA / El-Emek ve Hıdırellez


GALATA’DA FOTOĞRAF GÖSTERİMİ

Cengiz KARLIOVA

El-Emek, Hıdırellez

24 Nisan 2012, Salı

Saat: 19.30

Galata Derneği

Bu hafta Cengiz KARLIOVA ’nın  ‘El-Emek’ ve ‘Hıdırellez’  başlıklı gösterilerini izleyeceğiz.

Cengiz KARLIOVA

1954 yılında İstanbul’da doğdu. Fotoğrafla çocuk yaşlarda iken, babasının fotoğraf stüdyosunda tanıştı ve  yaşam biçimi de fotoğrafla bütünleşti.  Lise eğitimi sonrasında ,1972 yılından beri kendi adını taşıyan fotoğraf stüdyosunda çalışmalarını sürdürmektedir. 1984’de gerçekleştirilen Diatek Diapozitif Merkezi’nin kurucu üyeliğini yaptı.

Kişisel sergilerin yanında çok sayıda karma sergilere katıldı. Yurtiçi ve dışı yarışmalarda  pek çok ödüller aldı.

Fotoğraf yarışmalarında jüri üyelikleri yaptı. Yurtiçi ve yurtdışı birçok yayın organlarında  fotoğrafları yayınlandı.

İstanbul Modern Müzesi fotoğraf  koleksiyonunda fotoğrafları bulunmaktadır. AFIAP ünvanına sahiptir. Fotoğrafın, belge yanı kadar, salt estetik kaygısı ile de üretebileceğini, büyük bir hızla gelişen çağa, her yönüyle aynı hızda cevap

verebilen  ender sanat dallarından biri olduğunu düşünüyor.

İfsak onur üyesidir.

Fotogen fotoğraf derneği üyesidir.    

www.cengizkarliova.com

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 827 takipçiye katılın